..

4 Ağustos 2013 Pazar

Bayram Tatlıları İçin Öneriler

Bu bayram için tatlınızı kendiniz yapmak istiyorsanız, sizlere birkaç fikir vermek istiyorum. Bunlardan ilki, klasik tatları seviyorsanız Portakallı Revani ' yi deneyin.
Hem şerbetli, hem farklı birşey olsun istiyorsanız Bumbada Tatlısı 'nı denemelisiniz. 

Hem göze hem gönüle hitap etsin istiyorsanız, işte size Çiçek Tatlısı.

Kırmızı güller sofranızda yer alsın istiyorsanız, Fındıklı Gül Tatlısıının tarifini burada bulabilirsiniz.

Hem cevizli, hem çook leziz. Cevizli Tatlı'yı denemelisiniz.Kesinlikle pişman olmazsınız.

Amaan ben meyveden vazgeçmem diyorsanız, pembe armutlar yetişsin imdadınıza. Vişneli Armut Tatlısı tam size göre.
Her daim gözde olan tatlılarımız arasında olan Etimek Tatlısı tarifiyle, misafirleriniz mutlu anlar yaşayacaktır.

İçeceğimi kendim yapayım diyorsanız, gül kokulu Gül Şerbeti tam size göre...

Ramazandan çıktık ama havalar hala sıcak, Sütlü olsun Güllaç olsun diyorsanız, buyurun tarife...


Reyhan Şerbeti ile misafirlerinizi serinletebilirsiniz. Bırakın artık şu kolaları, asitli meşrubatları...



Hem göze hem gönüle hitap eden Sadrazam Lokumu, hem de bayramın şerefine kaymaklı. Denemenize değecektir.
Midye Tatlısı, Fındıklı Şekerpare haşhaşlı revani gibi tarifler için ise Şerbetli Tatlılar bölümüne bakabilirsiniz.
Bunlar benim sizler için seçtiklerim. Bayram tadında ikramlar dilerim...



Tereyağlı Çörek






             Bizim evde ramazan boyunca, sahurda hamurişleri yenir. Yanında komposto, kahvaltılıklarla birlikte. Durum böyle olunca, bana düşen, hemen her gün taze hamurişleri yapmak oluyor. En çok da bu tereyağlı çöreği yapıyorum. Her katı açıldığı için, aralarına reçel, ezme vs sürülerek de yenebiliyor. Sahurda yenmedi tabi bu acı biberler :) İsterseniz ekmek yerine de tüketebileceğiniz bu çöreği, belki siz de bizler kadar seversiniz.

Tereyağlı Çörek İçin Malzemeler:

  • 1/2 yaşmaya
  • 1.5 tatlı kaşığı tuz
  • 1.5 tatlı kaşığı şeker
  • 5 su bardağı un
  • 1 su bardağı ılık su
  • 1 su bardağı ılık süt
  • 100 gram tereyağ
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ

Yapılışı:
  1. Yaşmayayı, yoğurma kabına alıp, üzerine şekeri katıyoruz. Ilık su ve süt yardımıyla, mayayı eritiyoruz. 
  2. 5 bardak unu ekliyoruz ve tuzu da ekliyoruz. Hamuru yoğurup, mayalanmaya bırakıyoruz.
  3. Hamurumuz 45 dakika sonra mayalandırıyoruz. Bir tavada, tereyağına sıvıyağı katıp, eritiyoruz.
  4. Hamuru 5 bezeye ayırıyoruz.
  5. Her bir bezeyi tepsinin büyüklüğünde açıyoruz. Tereyağla yağlanmış tepsinin ilk katına hamuru yerleştiriyoruz. Hazırladığımız tereyağından üzerine döküp, heryerine fırça yardımıyla yediriyoruz.
  6. Bu işlemi diğer hamurlar için de yapıyoruz. Hamurun üzerini temiz bir bezle kapatıp, mayalanmaya bırakıyoruz.
  7. Hamur tepsinin boyuna mayalanınca, üzerine yumurta sarısı ve çörekotu serpip, 200 dereceli fırında, pişiriyoruz. Afiyet Olsun...

2 Ağustos 2013 Cuma

Patatesli Şehriye Çorbası eşliğinde Kadir Geceniz Hayırlara Vesile Olsun...

                 
                     Cumartesiyi pazara bağlayan gece, mübarek ramazan ayının en hayırlı gecesi, Kadir Gecesi. Bin aydan daha değerli bu gece yapılacak tüm dualarınızın kabul olması, günahlardan arınma için vesile olmasını diliyorum. Rabbim Dualarımızı kabul etsin.
                     İftar akşamlarının vazgeçilmezleri arasında, herhalde çorbalar en başta geliyor. En azından bizim evde durum böyle. Hele de yazın, akşama kadar mideler resmen kuruyor. İftarda sulu birşeylerle açılış yapmak iyi geliyor. Rabbim masamızdan çorbamızı eksik etmesin, bir tas çorbaya muhtaç etmesin inşallah.
                    Şehriye çorbası tavuksuyu olmadan olmaz, malum. Tavuk haşladığım zaman suyuna mutlaka şehriyeli çorba yaparım. Hem seviyorum bu tadı, hem de kolayıma gidiyor. Arada da böyle, patates ilavesi  ile zenginleşiyor.

   Patatesli Şehriye Çorbası İçin Malzemeler:
                   (5-6 Kişilik)

  • 3 yemek kaşığı arpa şehriye
  • 1/2 orta boy patates yada küçük bir patates
  • 1 kaşık kavrulmuş un (Ben, yanmaz tencerede yağsız un kavururum, gerektiğinde çorbalarıma bu un ilavesi hazır oluyor, tavsiye ederim)
  • 1 kaşık domates salçası (Benim kullandığım salça ev yapımı, yumuşak salça, eğer siz hazır salça kullanacaksanız, oranı düşürmelisiniz.)
  • 3 su bardağı tavuksuyu
  • 2-3 su bardağı ılık su
  • tuz
Üzeri için: ince kıyılmış maydanoz


Yapılışı:
  1. Tencereye çok az sıvıyağ katıyoruz. Patatesi küçük küpler halinde doğruyoruz. Bu yağa salçayı da katıyoruz ve patatesle birlikte çok az kavuruyoruz. Kavrulmuş un ve tavuksuyuyla birlikte 5 bardak su ekliyoruz. 
  2. Suyumuz kaynayınca, içine şehriyeyi ilave ediyoruz. Kısık ateşe alıyoruz ve şehriyeler yumuşayınca, ocağın altını kapatıyoruz. 
  3. Maydanozu, küçük küçük doğruyoruz. Pişen çorbamızın üzerine ilave ediyoruz. Limonla servis yapabilirsiniz. Afiyet Olsun...

1 Ağustos 2013 Perşembe

Vişneli Armut Tatlısı



     Saat epey geç oldu, birden tatlı yapmak mı istediniz. Yaza uygun hem hafif hem meyveli hem de serin birşeyler olsun istiyorsunuz, bir o kadar da kolay olsun. O zaman gelin bu tatlıya kulak verin. Denemenize değecek.
       O kadar kolay ve o kadar hoş bir tatlı ki, kesinlikle tekrarı gelecektir. Hatta, misafirlere de yapmayı düşünüyorum. Eğer buzlukta kış için kaldırdığınız vişneleriniz ve 4 armutunuz varsa, tatlınız hazırdır. Hafif ekşimsi ve tatlı pembe renkli bu tatlıya bayılacaksınız.  Armutu ne kadar çok kullandığımı bir kez daha fark ettim. Sizler de benim gibi armutseverlerdenseniz Safranlı Armut Tatlısı 'nı da öneririm. Şimdiden afiyet bal olsun...

Vişneli Armut Tatlısı İçin Malzemeler:

  • 4 adet orta boyda ve sertlikte armut
  • 1 su bardağı dondurulmuş vişne (taze de olabilir)
  • 1 çay bardağı +2 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 çay bardağı su
  • 1 adet kabuk tarçın
  • isteğe göre vanilyalı dondurma

Yapılışı:
  1. Armutların kabuklarını soyup, ortadan ikiye ayırın ve ortasındaki çekirdek kısmını çıkarın. Ortaları yukarıya gelecek şekilde yanmaz tencereye dizin.
  2. Üzerine toz şekeri her yerine eşit miktarda dökün. Vişneleri de armutların üzerine ekleyip, kabuk tarçın ekleyin. Üzerine suyunu koyup, ağzı kapalı olarak kısık ateşte pişirin
  3. Armutlar yumuşayınca, armutları bir tabağa ayırın. Vişnelerle birlikte, vişne suyunu kıvam alıncaya kadar kaynatmaya devam edin. Tekrar armutları tencereye alıp, ocağın altını kapatın. Tencerenin ağzını kapatarak, bu şerbetin içinde armutların bir süre daha durmasını sağlayın.
  4. Servis esnasında, vişnelerle birlikte  vanilyalı dondurma da kullanabilirsiniz. Şahsen bizim ev ahalisi tarafından böylesi sevildi. Afiyet Olsun...

   

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Zeytinyağlı Fırın Kabak


Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
 Azrailin kastı canadır inan
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

 Samavatın kapıların açarlar
Alemlere rahmet suyu saçarlar
Seherde kalkana hülle biçerler
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Seherde uyanırlar cümle kuşlar
Dili dillenince tesbihe başlar
Tevhid eyler dağlar, taşlar,ağaçlar
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Bu dünya fanidir sakın aldanma
Mağrur olup tacu tahta dayanma
Yedi iklim benim diye güvenme
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Benu Murat kulun suçumu affet
Suçumu bağışlayıp günahım refet
Resulun sancağı dibinde haşret
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

           Bu çok bilindik ilahinin sözlerinin, kime ait olduğunu eminim pek çoğunuz biliyordur. Bir de ben söyliyeyim: Osmanlı padişahlarının 14. sü, Kanuni Sultan Süleymanın torunu 3. Murat'tır. Bu kadar güzel bir şekilde, Allah sevgisini anlatan bir yürek, şair padişah. Tarihe az çok meraklı herkes gibi, ben de Orta Asya'dan tutun da, günümüze kadar gelen ecdadımızla gurur duyuyorum. Bazılarının aksine, Osmanlı padişahları, diktatör, duygusuz değildirler. Düşünün ki daha yakın çağda yaşanan Nazi katliamlarını. Almanların bir okul müfredatında, bunları kötüleyen halleri mevcutmudur? Niçin,o ahlak, insanlık ve din eğitimini her daim zamanın en iyi hocalarından almış olan Osmanlı padişahları böyle olsunlar? Aksi halde 700 yıl dünyaya hükmetmek, öyle kolay olmasa gerek. Arada bir Söğütlü damarım tutuyor işte ne yapalım :)
    Bugünkü yemeğimize gelince, dolapta uzun zamandır bekleyen kabaklarım vardı. Bu kabakları dolma yada kızartma şeklinde değil de babaannemin yaptığı gibi fırında yapmayı düşündüm. Bu yemeğin püf noktası soğan ve sarımsak zenginliğidir. Kesinlikle hem hafif hem de kolay olan bu yemeği denemenizi tavsiye ederim.




Zeytinyağlı Fırın Kabak İçin Malzemeler:

  • 3 kabak
  • 1 havuç
  • 3 kuru soğan
  • 10 diş sarımsak
  • 1 iri domates
  • zeytinyağı
  • tuz isteğe göre kekik

Yapılışı:
  1. Kabakların kabukları soyulup, yuvarlak doğranır, Havuçlar için de aynı işlem yapılır.
  2. Soğanlar ikiye kesildikten sonra şeritler halinde kesilir, sarımsaklar da soyulup doğranır.Sarımsakların bir kısmını, bir tutam tuz ve soğanlarla karıştırarak fırın kabımızın dibine sereriz.
  3. Havuçlar 2 bardak suda az tuz katılarak hafif yumuşayana kadar haşlanır. Kabaklar için de aynı işlem uygulanır fakat bu sefer suda haşlama süresi 2 dakika kadar olur.
  4. Soğanların üzerine bir sıra kabak dizilir. Onun üzerine havuçlar yerleştirilir. En üstüne kabaklar konulur.
  5. Domatesi yıkayıp rendeleriz. Kalan doğranmış sarımsakları da bu domates sosuna ekleriz. Biraz da tuz ilavesi ile hazırladığımız bu domates sosunu kabakların üzerine dökeriz. Üzerinde, birkaç kaşık zeytinyağı gezdiririz.(Kekik ve baharatlar bu esnada domates sosuna eklenecektir.) Üzerine haşladığımız sebzelerin suyundan, sebzelerin üzerini geçmeyecek kadar ekleriz.
  6. Fırın kabımızın üzerini alüminyum folyo ile kapattıktan sonra 180-200 derece arasında pişmeye bırakırız. Piştiğine karar verince, folyoyu alıp, biraz da üzerinin kızarmasını sağlarız. Afiyet Olsun...

30 Temmuz 2013 Salı

Tavuklu Topalak Çorbası


            "Topalak" yuvarlak anlamına geliyor. Göcenin elimizde küçük yuvarlaklar yapılması ile oluşuyor. Göce, buğdayın iri çekilmesiyle oluşmuş, irice buğday. Ayranlı Göce Çorbası da sıkça yaptığımız çorbalardan biridir. Doğruyu söylemek gerekirse, elimde göce varken, bulgurla köfte yapmak hiç işime gelmedi. Ayrıca, göce ile yaptığınız bu küçük köfteler, kesinlikle dağılmıyor, içinde ne yumurtası var ne başka birşey. Buğdayın, kendine has yapışkanlığı gerekli birleşmeyi sağlıyor. Küçük, şirin köfteleriniz oluyor.
            İçine eklediğimiz nohut ve tavuk, çorbaya ayrı bir lezzet verdiği gibi besin değerini de artırıyor. Özellikle, çocuklar için önereceğim bu çorbayı, iftar akşamları için de misafirlerinize hiç çekinmeden sunabilirsiniz. Denemeniz dileğiyle...

Tavuklu Topalak Çorbası İçin Malzemeler:

  • 1 küçük kase ince göce
  • 1/2 tavuk göğsü (haşlanmış)
  • 1 küçük kase nohut (haşlanmış)
  • 2-3 diş sarımsak
  • 2 kaşık domates salçası
  • 2 su bardağı tavuk suyu
  • 6 su bardağı ılık su
  • 1 yemek kaşığı iri bulgur
  • 1 kaşık kavrulmuş un
  • 1 kaşık tereyağ
  • pulbiber-karabiber



Yapılışı:
  1. Çorbamızı yapmaya, göceyi yoğurup şekil vermekle başlayabilirsiniz. Göceyi yoğurma kabına alıp, içine tuz, karabiber ve bir kaşık sıvıyağ ekliyoruz. Azar azar ılık su ilavesi ile göceyi yoğuruyoruz. Nohut büyüklüğünde parçalar koparıp, küçük parmağımız yardımıyla üzerini hafifçe bastırıyoruz. Yassı şekil veriyoruz böylece. 
  2. Bir taraftan, sıvıyağ ile salçayı kavuruyoruz. İçine kavrulmuş un, tavuk suyu ve 6-7 bardak su ekliyoruz. Kaynamaya başlayınca içine, iri bulgur, tavuk eti ve nohutu ekliyorum. (Benim nohutum biraz sert idi sizinki yumuşaksa en son da ekleyebilirsiniz.)
  3. En son bu hazırladığım göce yuvarlaklarını ekleyerek, kısık ateşte pişmeye aldım. (Ara sıra karıştırarak, çorbanın suyunu kontrol ediniz, gerekirse daha ekleyiniz)
  4. Çorbamız piştikten sonra, üzerine küçük parçalara doğranmış sarımsakları, tereyağının içinde şöyle bir kavurdum, ve en son pul biber katarak, bu tereyağlı karışımı çorbaya ekledim. Afiyet Olsun...

25 Temmuz 2013 Perşembe

Yeşil Mercimekli Bulgur Pilavı yada Taşlı Pilav ile Merhabalar...




  Merhabalar Sevgili Dostlar...
                     Öncelikle geç de olsa, bütün müslüman alemine, ramazan ayının hayırlara vesile olmasını diliyorum. Rabbim bu ayda yaptığınız bütün ibadetlerinizi misliyle kabul etsin inşallah.
                    Artık üzerimden şu rehavet kalksın, tekrar döneyim istedim. Sağlığım epeyce düzeldi, mutfağa girip yemek yapabiliyorum mesela. Soğan, sarımsak ve fazla salça kullanmayarak idare ediyorum durumu.
                   19. haftaya giriyoruz hayırlısıyla. O kara günler inşallah geçmişte kaldı. Bebeğimin olacağına nihayet kanaat getirdim (bundaki kasıt, düşük tehlikesi ve sağlık sorunlarımdan dolayı her an kaybedeceğim endişesiydi). Kendimce ufak tefek eşyalar almaya, beşik vs. bakmaya başlıyorum. (Gerçi yatak, beşik bizim evde son ana kadar alınmaz. Beğenilir, bebek eve gelince beşik de öyle eve gelir. Bunun da bir hikayesi vardır aile geçmişimizde.)
                  Bu arada bebeğimizin cinsiyeti de belli oldu, oğlumuz olacakmış hayırlısıyla. Erkek bebeklerde genelde böyle sorunlar yaşanabiliyormuş. Sanırım bizde de durum böyle oldu.
                 Bu kadar haber havadis yeter. Sizleri, çok bilindik bu pilavla karşılayacağım. Kış günlerinden kalma, arşivden bir tarif bu. Ne yapalım yeni tariflerin gelmesine daha biraz var sanki... Ben bu pilavı komşumdan öğrendim. Bizim oralarda daha önce hiç yapmazdık. Benim kızlarım da et yemeyince, bakliyata ağırlık yermeye çalışıyorum beslenmelerini düzenlemek için. Bu pilav da bu çabaların bir sonucudur.
               Kalın Sağlıcakla...

Malzemeler:

  •  1,5 su bardağı iri bulgur
  • 1 adet kuru soğan
  • 2 domates
  • 1 su bardağı haşlanmış yeşil mercimek
  • 1-1,5 su bardağı tavuksuyu
  • aldığı kadar ılık su
  • tuz

Yapılışı:
  1. Soğanı küp küp doğrayıp, biraz sıvıyağda kavuruyoruz. Domatesleri rendeleliyoruz, soğana ekliyoruz.
  2. Bulguru yıkayıp, suyunu süzdürüp, soğana ekliyoruz. 
  3. Mercimeği ve arkasından tavuk suyunu ekliyoruz.Üzerini hafifçe geçecek kadar kadar ılık su ilavesi yapıyor, kısık ateşe alıyoruz.
  4. Bulgur, suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Afiyet Olsun...

23 Mayıs 2013 Perşembe

Duaya İhtiyacım Var Dostlarım....



                   Merhabalar Sevgili Dostlar...
   Uzun bir aradan sonra, beni merak edenler var biliyorum. Yeni eve taşınmamla birlikte, sonrasında ağırca atlatılmış bir grip, sonra bilgisayarda problemler vs derken, bütün bunları unutturacak bambaşka bir  gündemle başbaşa kaldım.
   Ailemize yeni bir bireyin katılacağı haberini alınca ilk düşündüğüm şey bu kadar içtiğim ilaçlar oldu. Sonrasında diğer hamileliklerimde de yaşadığım o berbat bulantılı günleri en ağırından yaşadım ve yaşıyorum halen.
    Neyse, geçer diye bekliyorken bu kez, kahverengimsi lekeyle uyandım geçen gün. Karın ve bel ağrıları, doktorlar falan...
     Durumum bebeğimin düşme ihtimalinden, bulantılarımının ve ağrılarımın artacağı ve rahime birleşik bir minyon  haberinden derken liste uzadı gitti.
     Doktorum daha iyi araştırılır düşüncesiyle üniversite hastanesine gönderdi. Bakalım oradan ne sonuç çıkacak. Umarım haftalardır yaşadığım bütün bu zahmetlere değer ve netice güzel sonuçlanır. Dualarınızı bekliyorum. Kalın Sağlıcakla...

18 Nisan 2013 Perşembe

Bir Kahvaltı Sofrası Ve Çerkeş Loru


               Merhabalar Sevgili Dostlar...
Nihayet taşınma, yerleşme işleri yoluna girdi. Ardından bu yorgunluğun üzerine ağır bir grip atlattık. Halen hastalığın izlerini taşıdığımız halde, normal hayatımıza döndük çok şükür. İlk kahvaltımızı da yaptık yeni evimizde. Masada pek bir emek isteyen şeyler yer almadı malesef. Tombul Tarifler'in o zorlu tarifleri henüz evimizde yerini almadı. Bu boşluğu bir peynir çeşidi ile kapatalım istedim ben de.

              Çerkeş loru, kayınvalidemin köyden yaptırtıp getirdiği bir peynir türü. Kızartılarak da yeniyor, kaşar gibi rendelenerek yeniyor. Fazla bir kokusu yok. Yuvarlak ve çok sert olan bu peynir, bir gece önceden, suyun içinde alınıyor. Böylece hem fazla tuzundan kurtulmuş, hem de peyniri kesebilecek hale getirmiş oluyoruz. Yöresel olması açısından paylaşılmaya değer buldum. Türkiye, peynir çeşitleri bakımından oldukça zengin bir ülke. Birçoğundan haberimiz bile yok malum.

               Tarif falan yok bugün. Hatta bugünlerde de gelmeyebilir yeni tarifler. Benimkisi, bir seda vermekti sadece. Bilgisayardan uzak olduğum şu günlerde, bu durum bir süre daha devam edeceğe benzer. Ben masadakilerin resmini çekerken, küçük kızımın masada çıkan görüntüsünü de paylaşmadan edemedim. Zavallım, bütün blogger çocuklarının yaşadığı o tatsız anları yaşıyor.
              Hepinizi çok özlediğimi söyleyerek, şimdilik benden bu kadar diyorum. Kalın Sağlıcakla...

30 Mart 2013 Cumartesi

Elmalı Bisküvi - Bengisu'nun Doğum günü ve Kısa Bir Mola


                 Merhabalar Sevgili Dostlar...
Ev taşımam sebebiyle kısa olacağını umduğum bir süre, sizlerden ayrı kalacağım. Yerleşmem, interneti bağlatmam vs. ne kadar sürerse, o kadar uzayacak ayrılığım. Tez zamanda görüşürüz inşallah.
                  18 Mart günü küçük kızım Bengisu'nun doğum günü. Ablası gibi, onun da doğum gününü, ana sınıfında kutlamayı planlıyorduk. Fakat bu okulda doğum günü kutlanmıyormuş. Son günde bunu öğrenince, alel acele, bir ufak masa hazırladım. O günün menüsünde pırasa dolması ve haşlanmış patateslerim vardı. Pırasa dolması, mecburen masada yerini aldı. Haşlanmış patatesten patates mantısı yaptım. Çocukların sevdiği sigara böreği ve makarna salatası da onların tercihlerine göre hazırlandı. Cevizli çörek ise uzun zamandır yapmayı düşündüğüm bir çörek çeşidi idi.( Bunun üzerinde biraz daha çalışmalıyım ) Babamız da pastayı hazır alıp geldi ki öğle Bengisu okula bırakıldı, akşama geldiğinde masamız hazırlanmıştı. Neyse ki bu sefer de bir şekilde yetiştirdik. İnşallah bir daha ki sefere, pastayı özellikle kendim yaparım.
             Masada bence en güzel şey, bu elmalı bisküvilerdi. Bu tarifi ben Dilek 'ten aldım. Petibör bisküvilerle yapılan bu tatlı, hem yağsız, hem de  meyveli. Ayrıca çok kısa sürede hazırlanıyor. Bence en iyi tarafı ise tadı. Mutlaka denemelisiniz. Bana teşekkür edeceksiniz...




Elmalı Bisküvi için malzemeler:
  • 3 yumurta
  • 2 çay bardağı şeker
  • 2 çay bardağı un
  • 1 paket petibör bisküvi
  • 3-4 elma
  • 1 çay bardağı fındık
  • tarçın
  • 1 portakal kabuğu rendesi
  • 1 paket kabartma tozu
  • üzeri için pudra şekeri

Yapılışı:
  1. Bisküvileri, yağlı kağıdın üzerine, bir sıra halinde dizin.
  2. Yumurta ve şekeri çırp, iyice beyazlaşsın. Üzerine un ve kabartma tozunu birlikte ekle. Portakal kabuğunu ekle, karıştır. 
  3. Elmalı soy, dilimle, bisküvilerin üzerine bir sıra halinde diz. Bisküvilerin üzerine, iri kırılmış fındığı serp ve tarçın serp. 
  4. Hazırladığın yumurtalı harcı elmaların üzerine dök.
  5. Önceden ısıtılmış fırında 170 derecede 30 dakika pişir. Fırından çıkınca biraz beklet üzerine pudra şekeri serp. Afiyet Olsun...

          Ve işte küçük kurbağam için hazırladığım masam. Kusurlarım affola arkadaşlar. Hepinizi Allah'a emanet ediyorum.

Sizleri Seviyorum Kuzularım. İyi ki Varsınız...

27 Mart 2013 Çarşamba

Etli Pırasa Dolması Yada Etli Pırasa Sarması


                     Merhabalar Sevgili Dostlarım...
Bugün sizlere pırasa dolması tarifini vereceğim. Etlisini yada zeytinyağlısını yapabilirsiniz. Biz pırasa dolmasını yaparken, kalın pırasalar seçtik. Yeşil yapraklarıyla zeytinyağlı yemeğini yapıp, kalın ve beyaz taraflarıyla dolmasını yapmayı tercih ettik. İçlerinden artan, sarılmayan kısımlarını ise bir önceki tarifimde verdiğim, pırasalı börek yapabilirsiniz. Kış sebzelerine veda ettiğimiz şu sıralar, belki son kez denemek istersiniz. Kalın sağlıcakla...

Etli Pırasa dolması için malzemeler:

  • 1/2 su bardağı pirinç
  • 200 gram kıyma
  • birkaç dal maydanoz
  • birkaç dal dereotu
  • 3 sap pırasa (kalın olanlarından)
  • baharat olarak kişniş, kimyon, tuz
  • 1 kaşık domates salçası

Yapılışı:
  1. Pırasaları yıkayıp, 4 parmak genişliğinde kesiyoruz. (yada siz uzunluğunu belirleyebilirsiniz)
  2. Böylece haşlıyoruz, yumuşayınca, süzgece alıyoruz. (Şekil 1)
  3. İç harcı için, pirinci iki kez ılık suyla yıkıyoruz. Bir kaseye alıp, üzerine kıymayı ve ince doğranmış maydanoz ve dereotunu ekliyoruz. Baharatlar, tuz ve çok az salça ilavesi yapıp, karıştırıyoruz.
  4. Pırasanın yapraklarını tek tek ayırıp, yaprak sarar gibi sarıyoruz. Tencereye yerleştiriyoruz. Üzerine 3-4 yemek kaşığı sıvıyağ koyup, kısık ateşte bir süre pişiririz. (Dikkat edin yanmasın) Daha sonra 1 kaşık salçayı biraz tuz ve su ile karıştırıp, pırasaların üzerine döküyoruz. (Su pırasaların üzerini biraz geçsin, gerekirse su ilavesi yapabilirsiniz). 
  5. Suyunu çekene kadar pişiriyoruz. 
Not: Pırasa dolması yapmanın, en önemli kısmı, pırasanın yeterince pişmesini sağlamaktır. Pırasaları iyi pişirmeyi başarırsanız, dolmanız da lezzetli olacaktır. 
        İkinci bir not ise; Pırasa dolmasını pişirirken, ve tüm diğer dolma ve sarmaları pişirirken, önce sıvıyağını bolca koyup, kısık ateşte bir süre pişirmektir. Ben bu tekniği, bir yemek uzmanının tavsiyesi üzerine denedim ve uzun süredir de dolma ve sarmalarımı bu şekilde pişiriyorum. Salçalı suyunu daha sonra ilave ediyoruz, böylece daha lezzetli dolma ve sarmalarımız oluyor. Afiyet olsun...


24 Mart 2013 Pazar

Pırasalı-Pirinçli Börek


                Mutlu haftalar sevgili dostlarım...
Aklı karışmış bir haftayı geride bıraktık hayırlısıyla, bir tarafın buz tuttuğu diğer tarafın erik yediği yurdum manzaraları eşliğinde.
Daha olağan, mevsim normallerinde güzel günler aylar, yıllar geçirmek dileğiyle başlamak istiyorum bu haftaya...

Her ne kadar kış sebzesi sayılsa da geçen hafta yaptığım pırasa dolmasının sarılmayan kısımlarından bu börekleri çıkardım ortaya. Nerde o pırasa dolması dediğinizi duyar gibiyim. Kabul ediyorum ben de şaşırdım sırayı :) Neyse o da gelecek ardından inşallah...
Pırasalı böreğe gelince, tek söyleyebileceğim şey Enfes...
Beni bilenler bilir, beğenmediğim şeyi şöyle güzel böyle güzel diye övmem, fakat başkasının damak tadına uyum sağlar düşüncesiyle kendi fikrimi de ekleyerek yayınlarım (çoğu kez ise yayınlamam) Fakat bu kez gerçekten çok beğendim. Hele de sıcak sıcak yenmeli ki ben hemen 4 adet tükettim. Şiddetle önerilir...

Malzemeler:

  • 1 küçük kase haşlanmış ve küçük küçük doğranmış pırasa
  • 2 kaşık pirinç (sıcak suda yıkayıp 30 dakika dinlendirin)
  • 2 kaşık kıyma
  • 2 adet yufka
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ
  • 3 kaşık yoğurt
  • 1 yumurta
  • 1/2 paket kabartma tozu
Üzeri için:
  • yumurta sarısı
  • susam
Yapılışı:
  1. Haşlanıp, doğranmış pırasalara, pirinç, kıyma tuz ve baharatlar eklenir.Elimizle yoğururuz.
  2. 3 kaşık yoğurt, 1 yumurta,1/2 paket kabartma tozu birlikte karıştırılır.
  3. El açması yufkaların herbiri, 8'e bölünür. Hazırladığımız yoğurtul karışım, fırça yardımıyla her bir parçaya sürülür. 
  4. Ortasına hazırladığımız iç harcımızdan koyar, sigara böreğinin kalını şeklinde sararız. 
  5. Üzerine yumurta sarısı sürer, susam ile süsleriz. 180 dereceli fırında, kızarıncaya kadar pişiririz. Afiyet Olsun...















Bumbada Tatlısı



 

         
     Mutlu Pazarlar Sevgili Dostlarım...
 
     Bumbada Tatlısı.Bu tatlıyı uzun zamandır yapmayı düşünüyordum. Aslına bakarsanız, bu kadar uzun düşünerek yazık etmişim. Ev halkı tarafından, hatta eve gelen misafirlerimiz tarafından da çok beğenilen bir tatlı oldu. Tarifi ben, Birsence 'den uyarladım. Tam olarak onun ölçüleri olmasada onunkine yakın oldu. Ayrıca ben üzerine çikolata sosa gerek duymadım. Şerbet ve kakao tadı, tatlıyı gereken forma sokmuştu. Misafirlerinize güvenle deneyebileceğiniz, hoş bir ikram olur. Kalın Sağlıcakla...

Bumbada Tatlısı
Malzemeler:

  • 1 paket oda sıcaklığında margarin (yada 250 gram tereyağ)
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 4 yemek kaşığı kakao
  • 2 yumurta
  • 1 çay bardağı pudra şekeri
  • 1 paket kabartma tozu
  • 6 çay bardağı un (altıncısını yoğurduktan sonra gerekirse ekleyin)
İç Harcı İçin:
  • 1 su bardağından iki parmak eksik hindistan cevizi
  • 2 yumurta akı
  • 2 kaşık süt
  • 2 kaşık pudra şekeri
Şerbeti İçin:
  • 3 su bardağı su
  • 3 su bardağı şeker
Yapılışı:
  1. Hamur malzemelerinin hepsini bir derince kaseye alıp, yoğuruyoruz. 
  2. İç harcı için gerekli malzemeleri bir kaseye alıp hafifçe yoğuruyoruz.
  3. Şerbetini ocağa alıp, kaynamaya bırakıyoruz.
  4. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp içli köfte yapar gibi şekil veriyoruz.
  5. İçine hazırladığımız iç harcından, bir küçük top yapıp koyuyoruz. Ağzını kapatıyoruz. Yuvarlak kurabiye şekli veriyoruz.
  6. Tepsiye diziyor, önceden ısıtılmış fırında 165 derecede pişiriyoruz. 
  7. Şerbet kıvamına gelince ılımaya alıyoruz. (Şerbet ne çok koyu, ne çok sulu olacak, hafif koyu bir şerbet istiyoruz)
  8. Fırından çıkardığımız kurabiyeleri başka bir tabağa alıp, sıcakken, şerbet ise ılıkken döküyoruz. (Kurabiyeler sıcak, şerbet oda sıcaklığında ılımış olacak) Afiyet Olsun...
Not: Kurabiye hamurunu yoğururken, son bardağı gerekirse diye eklememdeki kasıt, bardaktan bardağa değişiklik gösteriyor olmasıdır. Her zaman un oranlarını belirlerken, sizlerin son ölçüleri yoğurduktan sonra eklemenizi öneririm.



20 Mart 2013 Çarşamba

Tavuk Büryan (Büryan Pilavı)


               Büryan Kebabı, kuzu etinin çengele alınıp, kuyuda saatlerde pişmesiyle oluşan bir kebap türü. Özellikle Siirt ve Bitlis bu kebapta kıyasıya mücadele etseler de ben haddim olmayarak, tavuk butlarından yapılan bu pilava, tavuk büryan deme cesaretini gösterdim. Gösterdim çünkü, halk arasında bu pilavın adı da bu zaten.
              Büryan pilavı, içine soğan, domates, ve isteğe göre baharatlar kullanılarak yapılıyor. Eğer ki bu pilavın içinde, soğan var deseydim, ufaklıklar ve babaları başta, "_Biz bunu yemeyük" diyerek anında muhalefete başlarlardı.
              Bu gerçeği bildiğimden, "_Sizlere tavuklu pilav yaptım." diyerek yutturdum. Kalın Sağlıcakla...

Malzemeler:

  • 1,5 su bardağı pirinç
  • 2 su bardağı tavuk suyu
  • 7 adet tavuk budu
  • 1 büyükçe soğan
  • 2 orta boy domates
  • 1kaşık tereyağ, biraz sıvıyağ
  • isteğe göre, karabiber vs.
Yapılışı:
  1. Tavuk butları, yıkanıp, 2 tatlı kaşığı tuz eklenip, bolca su ile haşlanır. Haşlanınca, derileri soyulur.
  2. Pirinç ılık su ile 2 kez yıkanır, ve yine ılık suda 20 dakika bekletilir.
  3. Soğan ince ince küp küp doğranır. Domates rendelenir, bir kaseye alınır.Pilavlık tencereye, biraz sıvıyağ ve 1 kaşık tereyağ eklenir. Bu yağda soğanlar kavrulur. Pirinçler iyice yıkanıp, süzüldükten sonra tencereye eklenir. Tel tel oluncaya kadar kavrulur, üzerine domates rendesi de eklenip bir iki kavrulduktan sonra ocaktan indirilir.
  4. Tepsiyi çok az yağlarız. İçine kavurduğumuz pirinçleri koyarız. Kaşık ile pilavı oyarak, buralara tavuk butlarını yerleştiririz. Üzerine baharatlar ve 4 su bardağı tavuk suyunu ekleriz.(Gerekirse tuz da eklenir.)
  5. Orta ısıdaki fırında pirinçler suyunu çekene kadar pişirilir. Afiyet Olsun...
Not:Tavuk butları daha iyi kızarsın diye, üzerine tereyağ sürebilirsiniz.

18 Mart 2013 Pazartesi

Zeytinyağlı Lahana Yemeği

     Hazır lahanadan başlamışken, zeytinyağlısını da verelim ve bu senenin son lahanasına veda edelim istedim. Ben zeytinyağlılara şeker yerine portakal suyu ilavesini daha çok seviyorum. Fakat siz eğer o bilindik tadımsı zeytinyağlısever iseniz, 1 küp kesme şeker ilavesi de yapabilirsiniz.
     Lahananın en çok turşusu ve salatasını sevmeme rağmen, değişik bir alternatif olması açısından bu şekliyle de denemeye değer buluyorum. İçine eklediğim diğer sebzeler ile, besin değerini ve renk ahengini sağlamaya çalıştım, ayrıca tamamen benim damak tadıma hitap eden, kuru reyhan ilavesini de şahsen çok yakıştırdım. Tabi her zamanki gibi tercih sizin...

Malzemeler:

  • 1/2 lahana (küçük boy)
  • 1 büyük portakalın suyu
  • 1 adet kuru soğan (büyükçe)
  • 4-5 diş sarımsak
  • 1/2 kabak
  • 1/2 havuç
  • 2 adet haşlanmış patates
  • 3 kaşık zeytinyağı
  • tuz
  • isteğe göre 1 tatlı kaşığı kurutulmuş reyhan

Yapılışı:
  1. Soğanları küp küp doğrayıp, kavururuz. Sarımsakları doğrayıp ekleriz.
  2. Havuçları kibrit çöpü şeklinde doğrayıp ekleriz. Lahanayı da doğrayıp ekleriz.
  3. Kabakları doğrayıp ekleriz. (Bütün bu işlemleri sırasında ocağın altı kısıkta olursa iyi olur. Sebzeler eklenince ağzını kapatınız.)
  4. Patatesi ve portakal suyunu da ekleyip, tencerenin ağzını kapatırız. Kısık ateşte arada karıştırarak pişiririz. İsterseniz pişmesine yakın, isterseniz, servis esnasında kurutulmuş reyhan ekleyebilirsiniz. Afiyet Olsun...

17 Mart 2013 Pazar

Lahana Salatası Eşliğinde Mim

       
        Merhabalar Sevgili Dostlar...
        Yeni bir haftaya başladık, karla kışla :)
         Bu beklediğim birşey değildi kabul etmeliyim. Ne de güzel bahar moduna girmiştik. Sadece bizler mi, tabiat bile çiçeklenmişti. Yazık oldu güzelim çiçeklere...
         Her kötü şeyde bir hayrın olduğu düşüncesiyle, lahanalı tariflerim yayınlanacak ortamı bulmuş oldu. Lahana kış sebzesidir ya, bu yüzden bahar havalarına pek yakıştıramıyordum kendilerini. Bu zavallıcıklar ise öylece kalakalmışlardı. Neyse ki bir fırsat doğdu, sizlerle buluştu.
         Lahana salatasını bilmeyen yok tabii. Her ne kadar biraz gecikmiş olsam da, eklemeden edemeyeceğim bir salata bu. Malzeme ekleyip çıkarmaya da elverişli. Yeşil elmayı özellikle öneririm, elmanın ekşiliği salataya çok yakışıyor. Denemeniz dileğiyle...


Malzemeler:

  • Küçük bir lahananın 1/4 ' ü
  • 1 adet yeşil ekşi elma
  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 diş sarımsak
  • 1 kaşık mayonez (isteğe göre)
  • tuz
Yapılışı:
  1. Lahanayı yıkayıp doğruyoruz.
  2. Elmayı yıkayıp, rendeliyoruz.
  3. Bir kaseye aldığımız malzemelerin üzerine yoğurt, mayonez ve ezilmiş sarımsak ekliyor ve karıştırıyoruz. Afiyet Olsun...

 Bu kısacık salatamızın tarifini verdikten sonra sıra gelsin mim sorularına :)
 Uzun bir aradan sonra, çok sevdiğim ablacığım Emine Kaya beni mimlemiş. Bayağı da enterasan ve zorlu sorular sormuş kendisi.

1) En son kime yalan söyledin, neden?
 - Hatırlamıyorum gerçekten ama beni bilen bilir, yalanla işim olmaz. Sözümde, özümde doğru olmaya, olağan gücümle gayret ederim.
2) Biz okumuyoruz farzet, kendine bir itirafta bulun.
   Ne kadar çabuk geçiyor yıllar, daha yapmak istediğim ne çok şey vardı geçen sene için, bu sene için bile mart yarıyı geçti, ben planlarımın hiçbirini gerçekleştiremedim. Yetişemiyorummm...
3) Şu an istediğin işi mi yapıyorsun?
  Ev hanımıyım, istediğim hatta hayal bile etmediğim birşeydi bu.
4) Mutlu musun?
Elhamdülillah. Evet mutluyum çok şükür.
5) Keşke?
Keşke demek dilime bir yapıştı ki. Özellikle de kızlarım "_Anne keşke demek günahmış deme " dedikleri halde. Ufaklık ne zaman keşke desem. "_Anne yine dedin o kelimeyiiii" diye uyarıyor. Gerçekten de öyle olması gerekiyor Dün bitti, yarın da gelecek, o halde bugünü yaşa felsefesi. Bir de Keşke deyip geçmişe takılıp kalmaktansa, inşallah deyip geleceğe bakmalı  diye düşünüyorum.
6) Sence ideal eş nasıl olmalı?
Bunu yıllar önce sormalıydınız bana. Hatta ben o zamanlar ciddi ciddi düşünmeliydim. Zıtlıkları çekicilik gibi görmezdim belki. Neyse cevaptan da anlaşılacağı gibi, ideal eş kişiliğimize en yakın eş olmalı bence. Çok farklı insanların ortak bir nokta bulması yıllar geçtikçe çok zorlaşıyor çünkü :(
7)Nerede yaşıyorsun ve ömrünü nerede geçirmek istiyorsun?
Ankara ' da yaşıyorum. Seçme şansım olsa, ömrümü deniz kıyısında küçük sessiz bir kasabada geçirmek isterim. Hep bunun hayalini kurarım.
8) Korkuların neler?
Bu aralar, hayatımın muhasebesini bol bol yapar oldum. Geçmişe dönüp baktığımda, çok hatalar ve verimsiz geçirdiğim yıllar görüyorum. Bundan sonraki hayatımı da aynı şekilde, boş şeylerle geçirmek en büyük korkum şu aralar.
9)Seni en çok ne mutlu eder?
Kızlarımın büyüyüp iyi insanlar olarak yetişmeleri.
10) Hayatında en çok utandığın an/anı...
O kadar çok ki... Ben yaratılış itibari ile biraz utangaç bir yapıdayım zaten.
11) Kendinde en çok sevmediğin özellik.
Maymun iştahlıyım, bir gaza gelirim, şöyle yapacağım böyle yapacağım. Maalesef bu kalkışların çoğu boşa çıkar. En sevmediğim özelliğim bu sanırım.

Malum mim soruları cevaplanınca sıra gelir başkalarına sormaya. Fakat ben bu kez herkese sormak istiyorum. Yani  cevaplamak isteyen bütün arkadaşlara gönderiyorum. Cevaplamak isteyenlere şimdiden kolay gelsin... Kalın Sağlıcakla...

15 Mart 2013 Cuma

Kolay İçli Köfte



          Hayırlı Cumalar Sevgili Dostlar. Bu aralar çok yoğun günler yaşıyorum. Bir taraftan hastalık diğer taraftan, öbür evin hazırlıkları, bütün haftamı dolduruyor. Bu yüzden sizlerle sık sık görüşemiyorum. Merak eden dostlara durumum hakkında da böyle bilgi vermiş olayım. Gelelim harika tarifimiz içli köfteye...
          İçli köfteyi sömestr tatilinde, arkadaşım Meral' de yedim. Bayıldım tabi, hemen ölçüleri alıp ben de denedim. Meral'den o kadar çok şey öğrendim ki, o da benim gibi değişik tarifler denemeye açık bir arkadaşım. O deniyor ben de ondan alıyorum, böyle arkadaşları Allah herkese nasip etsin inşallah...
          Eğer içli köfte yapmanın zor olduğunu düşünüyorsanız bir de bu ölçülerde deneyin derim. Kesinlikle pişman olmayacaksınız. Ayrıca hem pratik hem de çoook lezizzzz...
       Siz, kızartılmış yerine haşlanan içli köfteyi tercih ediyorsanız, arkadaşım Melike'nin yaptığı Elazığ usulü içli köfteye de bir göz atın derim. Tarife buradan bakabilirsiniz.
          Kalın Sağlıcakla....

          İçli Köfte için malzemeler:
  • 2  su bardağı bulgur
  • 4 adet yumurta
  • üzerini geçecek kadar kaynamış su
  • 1 tatlı kaşığı pul biber (dolu olmasın)
  • 1 tatlı kaşığı toz biber (dolu olmasın)
  • 1 tatlı  kaşığı karabiber (dolu olmasın)
  • tuz
İç Harcı:
  • 200 - 250 gram kıyma
  • 1 orta boy soğan
  • 3-5 dal maydanoz
  • 1 küçük domates (kabukları soyulmuş)
  • yenibahar,kimyon,tuz
  • 3 yemek kaşığı irice çekilmiş ceviz

Yapılışı:

  1. İnce bulgurun derince bir kaseye alıp, üzerine sıcak suyu ve tuzu ekliyoruz.
  2. Karıştırıp üzerini sıkıca kapatıyoruz (yada streçle kaplıyoruz)
  3. Kuru soğanı ince doğrayıp, az sıvıyağda kavuruyoruz. Domatesin kabuğunu soyup küçük küpler halinde doğrayıp soğana ekliyoruz. Kıymayı ekleyip, çok az soteleyip, tuz ve baharatlarını katıyoruz. Soğumaya bırakıyoruz. 
  4. Soğuyunca cevizleri ekliyoruz. Karıştırıyoruz.
  5. Bulgura 4 tane yumurta tuz ve baharatlar ekliyoruz. Elimizde iyice yoğuruyoruz. 
  6. Cevizden büyük parçalar alıp, resimdeki gibi içini dolduruyoruz. (Şekil verirken, yanınıza bir kase su koyun ve gerektikçe elinizi bu suyla ıslatın böylece içli köfteye şeklini vermek kolaylaşacaktır.)
  7. Kızgın yağda, çevirerek kızartıyoruz. Sıcak tüketiniz. Afiyet Olsun...


8 Mart 2013 Cuma

Keten Tohumlu Çıtır Rulo Çörek


            Merhabalar Sevgili Dostlar...
Bugün 8 mart. Dünya Kadınlar günü. Bütün kadınlarımızın bu özel gününü kutluyorum.
Hastayım bugünlerde. Hava değişimleri beni de etkiledi. Bir bakıyorsun günlük güneşlik, sanırsın bahar gelmiş ,nisan mayıs sanki... Bir bakıyorsun Ankara'nın o müthiş ayazı, dışarıya çıkınca yakıyor elini yüzünü...
Sonunda benim de otuzlu yaşlardaki vücudum dayanamadı ve rahatsızlandım. Çok şükür şimdi iyi gibiyim.
           Keten tohumlu çörekleri, yine ablamın günü için yapmıştık. Benim hoşuma gidince, ilk fırsatta ben de denedim. İçleri yağlandığı için çıtır oluyorlar. Böyle çıtır çörekleri seviyorsanız, haşhaşa alternatif olacaktır. Denemeniz dileğiyle...


Malzemeler:

  • 1 su bardağı ılık su
  • 1/2 su bardağı ılık süt
  • 1/4 su bardağı sıvıyağ
  • 2 tatlı kaşığı şeker
  • 2 tatlı kaşığı tuz
  • 1/2 paket yaşmaya
  • aldığı kadar un
İç harcı için:
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı çekilmiş keten tohumu
  • 1 tatlı kaşığı tuz
Üzeri için:
  •  1 yumurta

Yapılışı:
  1. Su ile süt karıştırılıp, içine şekeri atıyoruz ve mayayı eritiyoruz. Daha sonra yağ ve tuz ekleyip, azar azar un ekleyerek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde ediyoruz.
  2. Hamuru mayalandırmak için üzerini temiz bir bezle örtüp, sıcak bir yere kaldırıyoruz.
  3. İç harcını hazırlayabiliriz. Keten tohumunu bir kaseye alıp, içine tuz ekliyoruz. Bir taraftan azar azar sıvıyağ eklerken bir taraftan da karıştırıp, kıvam bulmasını sağlıyoruz. (Bundaki kasıt, sürülebilir hale gelmesi)
  4. Mayalanan hamuru, önce açabileceğimiz büyüklükte bezelere ayırıyoruz. Çok ince olmadan şekildeki gibi açıyoruz. İç malzememizi içine güzelce sürüyoruz. Rulo yapıyoruz. 
  5. 1-2 santim kalınlığında kesiyoruz ve yağlanmış tepsiye diziyoruz. Biraz da bu şekilde mayalandırıp, üzerine çırpılmış yumurtayı sürüp 200 derecede pişiriyoruz. Afiyet Olsun...

6 Mart 2013 Çarşamba

Lahana Çorbası


    Bu çorba için söyleyebileceğim şey, kesinlikle sindirime çok iyi geldiği ve dolaşım sistemini iyi çalıştırdığı.
Zaten lahananın diyetlerde suyunun içilmesi ve salatalarda bolca kullanılmasındaki sebep de bu olmalı sanırım.
    Lahana bizim buralarda, bolca satılmaya başladı. Tamam hep satılıyordu zaten, fakat demek istediğim şey, küçük küçük olanları arabalarla satılıyor, dayanamıyor alıyorum. Bazen bir salata, bazen bir çorba çıkıyor bunlardan.
     Hasadın son lahanalarıdır bunlar muhtemelen. Hasadın sonuna doğru, nasıl sebzelerin boyutları küçülüyor, sanırım lahanalarda da durum böyle.
     Velhasıl, bu blokta birkaç lahanalı tarif görmemiz kuvvetli muhtemeldir. Bilginize...

Malzemeler:

  • 1 kase doğranmış lahana
  • 1 büyük soğan
  • 1 orta boy patates
  • 2 su bardağı süt
  • 2 su bardağı etsuyu yada su
  • 1 kaşık tereyağ
  • 2 kaşık zeytinyağı
  • 1 tatlı kaşığı tepeleme un
  • 6 bardak su

Yapılışı:
  1. Soğanları küp küp doğrayıp, hafifçe kavuruyoruz. Soğanlar kavrulurken, patatesleri ve lahanaları da ekleyip birlikte kavurmaya devam ediyoruz.
  2. Sebzeler kavrulunca, üzerine 2 bardak süt ve 2 bardak etsuyu (yada normal su) ekliyoruz. Birlikte iyice yumuşayıncaya kadar haşlıyoruz.
  3. Robotta iyice püre haline gelinceye kadar, pişirdiğimiz sebzeleri çekiyoruz.
  4. Tencereye, tereyağ ve zeytinyağı karışımını koyup, un ekliyoruz. Unun kokusu çıkana kadar kavuruyoruz.
  5. Daha sonra püre haline getirdiğimiz sebzeleri ekleyip, 6 su bardağı da su ilavesi yapıyoruz. (Siz su miktarını kendi damak tadınıza göre de belirleyebilirsiniz)
  6. Tuzunu ekleyip, karıştırıp, kaynatıyoruz. Afiyet Olsun...