..

29 Nisan 2014 Salı

Bir 23 Nisan da Böyle Geçti...


 Okulumuz bu sene Bir Başka okulla birlikte, halk dansları alanında paylaşımda bulunmak için, KKTC, Bulgaristan (iki gruptu), Moldova,Makedonya gruplarını misafir etti. Bunun için, bu gruplardaki çocukları, biz ailelerden, 5-6 günlüğüne ağırlamamız istendi.
 Öncesinde tereddütlerim vardı, misafir öğrenci alıp almamak konusunda. Küçük bebek malum, beni en çok engelleyen sebepti. Düşündüğümde, Yabancı misafir almanın, kızlarım için iyi olacağına güzel bir anı olacağına karar verdim.
   Bize Bulgaristan grubundan iki kızımız, Veli (kısaltması) Gabriel geldı. Biri 14 diğeri 11 Yaşında olması dolayısıyla, her ne kadar kızlarımla tam iletişime geçememiş olsalar da biz onları  çok sevdik. Hatta öyle ki, okulun bahçesinde uğurladımda, gözyaşlarımı tutamadım. Umarım ki onlar da bizden memnun kalmışlardır.


      Folklore ayrıca ilgisi olan biri olarak, (ben de 5 yıl folklör oynamıştım) bu etkinlik benim çok ilgimi çekti. Gürcüler beyaz kıyafetleriyle kuğu gibi süzülürken, Bulgarlar hop hop yerinde duramadan eğlenceli bir oyun sergiliyorlardı.

 Artık gelsin fotoğraflar... Gürcü grubu ile...

 KKTC grubu ile...
Bunlar da kortejden görüntüler...



Yirmi üç nisan görüntüleri bu kadar değil di tabii. Küçük kızım da aylarca hazırlandı gösterisini yapmak için. 

Gösteler izlemeye değerdi. Her bir grup gösterisine büyük bir itina ile hazırlanmış ve güzel şeyler çıkarmışlardı ortaya. 

  Anıtkabir ziyaretinden kesitler...


Fırsat buldukça misafirlerimize Ankara'yı gezdirmeye çalıştık. Uğrak yerlerimizden biri de Aquavega idi.

Bir diğeri ise, Gençlik Parkı... Çocukların en mutlu olduğu yer kuşkusuz burası oldu...

Biz onları çok sevdik, folklor gösterilerine de bayıldık. Bu tür organizasyonun kenarında da olsa bir parçası olmak bizi çok mutlu etti. Bu organizasyonu düzenleyen okulumuza ve emeği geçen herkese kocaman teşekkürler...




     
     

18 Nisan 2014 Cuma

Ayçekirdekli Minik Çörekler ve Yabancı Minik Misafirler...



         Merhabalar Sevgili Dostlar...
Yarından itibaren bizim için epeyce yorucu günler başlıyor. Okulumuz bu sene 23 Nisan için, yabancı grupları ağırlayacak. Biz de üzerimize düşen görevi yapalım istedik. İki kız çocuğu da biz alıyoruz. Yarın kızlarımızı teslim alacağız inşallah. İki kız da bende var tabi bir de 4,5 aylık olan oğlum. Bu haftayı nasıl geçiririm, nasıl yetişirim bilemiyorum dualarınızı bekliyorum.

Hazırlıklara iki gün önceden başladım desem yeridir. Öncesinde temizlik işleri ve kızların odasının bu yeni misafirlerimiz için hazırlanması, bugün ise etkinliklere katıldığımızda eve dönüşümüzde bana kolaylık sağlayacak, pratik tatlı ve hamurişleri yapımı.

Bu çörekler, misafirlerimiz için yapılmadı. Geçen hafta çoktan yapıldı yenildi. Bu kez küçük kek kalıplarını kullandım, böylece minik çöreklerim çıktı ortaya. Belki denemek istersiniz. Kalın Sağlıcakla...

Malzemeler:

  • 5 su bardağı un
  • 1/2 su bardağı ılık süt 
  • 1/2 su bardağı yoğurt
  • 1 su bardağı ılık su
  • 1/3 su bardağı sıvıyağ
  • 1 paket instant maya
  • 1 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 50 gram ayçekirdeği içi

Yapılışı:
  1. Kaseye, unu alırız. Üzerine instant mayayı ekleriz. Ilık su, süt, yoğurtu ve şekeri ekleriz. Ayçekirdeğini  ve tuzu da koyduktan sonra yoğururuz. 1/3 su bardağı kadar sıvıyağı da yoğurduğumuz hamura ekler bir daha yoğururuz. Mayalanmaya bırakırız. Oda sıcaklığında, üzeri kapalı olarak yarım saat mayalanır.
  2. Hamurdan küçük parçalar koparırız. Muffin kalıplarına yada istediğiniz büyüklükte, elinizde yuvarlayarak, yağlanmış tepsiye dizeriz.
  3. 15 dakika kadar da bu şekilde mayalanır. Üzerine yumurta sarısı sürdükten sonra, isteğe göre çörekotu, ayçekirdeği koyup 180 derecede pişiririz. Afiyet Olsun...

15 Nisan 2014 Salı

ÇERKEZ TAVUĞU


          Çerkez tavuğunu çok seviyorum şahsen ben. Benim gibi pek çok kimse de eminim bayılıyordur. Sevmeyenlerini de gördüm tabii. Eskiden daha farklı yapılsa da, artık bizler pratiklik arıyoruz. En pratik en kolay şekliyle hem de lezzeti garanti oluyor bu şekilde. Önerilir....

Malzemeler:

  • 1 su bardağı haşlanmış didiklenmiş tavuk eti (yada bir tavuğun göğsü)
  • 1 su bardağı haşlama suyu
  • 1 büyük ekmeklerin dilimi (kenarları alınmış)
  • 1 çay bardağı ceviz
  • 2 kaşık mayonez
  • 2 diş sarımsak
  • 2 kaşık sıvıyağ
  • 1/2 kaşık tereyağ
  • pul biber


Yapılışı:
  1. Öncelikle sarımsağı, tuzla dövüyoruz. Ceviz içini robota alıp bir kere çekiyoruz. Haşlanmış ve irice didiklenmiş tavuk etini, irice parçalanmış ekmek dilimini, mayonezi sarımsağı koyup biraz da tuz ekliyoruz ve bunları hep birlikte birkaç kere çektiriyoruz. En son içine bir bardak tavuk suyu ekliyor ve karıştırıyoruz.
  2. Tavaya, 2 kaşık sıvıyağ, 1/2 kaşık tereyağı eritiyoruz. Tereyağ eriyince içine pul biber katıyoruz ve şöyle karıştırıp, altını kapatıyoruz.
  3. Dobotta çektiğimiz tavuklu harcı, servis kasesine alıp, erittiğimiz yağı da üzerine gezdiriyoruz. Afiyet Olsun...

12 Nisan 2014 Cumartesi

Havuçlu Sütlü Tatlı


          Mutlu pazarlar Sevgili Dostlar...
Pazar günleri, uzun uzadıya kahvaltılar yapmak, güzel masalar donatmak falan hayal oldu bizim evde. Dar zamanlarda, Dursun Eren'in uyuduğu nadir zamanlarda, birşeyler yapmak zorunda kalıyorum. Mesela yukarıdaki tatlıyı yapmak için iki gün ayrı ayrı çaba sarfettim. Havuçlu kısmını bir gün, sütlü tatlıyı ikinci gün yaptım. Evdeki fazla havuçları değerlendirmek isteyince, böyle bir tatlı çıktı ortaya. Özellikle büyük kızım iki kup yedi, küçük olanı burun kıvırdı niyeyse :)

Malzemeler:
Havuçlu Kısım için malzemeler:

  • 1 su bardağı haşlanıp püre haline getirilmiş havuç (madde 1'de açıklandığı gibi)
  • 1 su bardağından iki parmak eksik şeker
  • 1 silme yemek kaşığı nişasta
  • birkaç damla limon suyu
Sütlü kısım için malzemeler:
  • 5 su bardağı süt
  • 7 yemek kaşığı şeker 
  • 2 yemek kaşığı un
  • 3 yemek kaşığı nişasta
  • 1 yumurta sarısı
  • 1 paket vanilin
  • hindistancevizi

Yapılışı:
  1. Havuçları soyup, rendeliyoruz. Biraz su ile yumuşayıncaya kadar haşlıyoruz. Havuçlar yumuşayınca, robotta püre haline getiriyoruz. Burada miktar size kalmış, bir su bardağı havuç püresine bir su bardağından 2 parmak eksik şeker katıyoruz. İki su bardağı havuç püreniz varsa ona keza çoğaltılacak. Biz bu tatlı için 1 su bardağı kullanacağız.
  2. Robotta çektiğimiz havuçları tencereye koyup, 1 su bardağından 2 parmak eksik şeker katıyoruz. Bu esnada içine 1 yemek kaşığı da nişasta koyuyoruz (Dolu değil silme). Birlikte karıştırarak pişiriyoruz. Kıvam alıp göz göz olunca, biraz daha pişirip, soğuması için bir kaba alıyoruz.
  3. Sütlü tatlıyı yapmak için, süte şeker ve yumurta sarısı ekliyoruz. Un ve nişastayı birlikte biraz sütle özeleyip, süte ekliyoruz. Ocağa alıyoruz, sürekli karıştırarak pişiriyoruz. Kıvam alıp yine göz göz olunca biraz daha pişirip, ocaktan alıyoruz. Vanilin ekleyip tekrar karıştırıyoruz. Böylece muhallebimiz hazır olmuş oluyor.
  4. Muhallebiyi cam kaselere alıyoruz. (6 kase çıkıyor). Soğuması için ılınınca dolaba kaldırıyoruz. Soğuyan havuç püresini, sıkma torbasına alıp, soğuyan tatlının üzerine şekilli olarak sıkıyoruz. Ortasındaki boşluk yerlere ise hindistan cevizi döküyoruz. Afiyet olsun...



11 Nisan 2014 Cuma

Soslu Börek (Patatesli)




       Hayırlı Cumalar Sevgili Dostlar...
Soslu börek, kendiliğinden ortaya  çıktı. Daha önce denediğim, fakat tarifi yeterli bulmadığım için yayınlamadığım üzerine sos dökülen hamurişinden esinlenerek yaptım. Bu şekilde, hem kalın hem de üzerine sos dökülerek börek yapmak istiyorsanız, birincisi fırınınız çok iyi çalışmalı, içini dışını güzel pişirmeli, yada siz böreği ters yüz ederek iki kere pişirebilirsiniz, üçüncü bir seçenek ise yufkanın ikiye bölünüp daha inceltilerek sosuyla birlikte daha kolay pişirmek.
 Hem yapımı kolay olan, hem lezzeti tam olan bu börekten yukarıdaki önerilerime uyduğunuzda çok memnun kalacaksınız. Kalın Sağlıcakla....

Malzemeler:


  • 3 adet el açması yufka
  • 1/2 kaşık tereyağ
Sosu İçin:
  • 2 yumurta
  • 1 çay bardağı sıvıyağ (çay bardağı çok küçüklerden değil)
  • 1 çay bardağı yoğurt
  • 1 çay bardağı süt

İç Harcı İçin:
  • 2 adet haşlanmış patates
  • 1 orta boy soğan
  • karabiber,kuru nane, kırmızı toz biber,tuz
Üzeri İçin: 
  • Çörekotu

Yapılışı:
  1. Önce iç harcı hazırlıyoruz. Soğanı küp küp doğrayıp iki kaşık yağda kavuruyoruz. Patatesleri rendeleyip, soğanlara ekliyoruz. Şöyle bir tavada çevirip, tuzunu ve baharatlarını katıp karıştırıyoruz. Altını kapatıp soğumaya alıyoruz.
  2. İç harcı için, yumurtayı çırpıyoruz, sıvıyağ, yoğurt ve süt katıp bir daha karıştırıyoruz.
  3. Tepsimizi ısınmış fırına alıp ısıtıyoruz, içine 1/2 yemek kaşığı tereyağ katıp, sıcıklığında eritiyoruz.
  4. Yufkayı alıyoruz, içine hazırladığımız sostan 2 kaşık döküyoruz, ve her tarafına patatesli iç harçtan koyuyoruz. Kalın yapmak istiyorsak yufkayı ikiye katlayıp, tekrar sos döküyoruz. Rulo yapıp tepsiye alıyoruz. İnce ve çıtır olsun istiyorsanız, patatesleri koyunca, yufkayı ortadan ikiye kesip, uçtan başa doğru sarabilirsiniz.
  5. Bu şekilde 3 yufkayı bitiriyoruz. En son üzerine artan sosu döküyoruz. (Benim 8 yemek kaşığı sosum arttı). 150 dereceli fırında, yavaş yavaş içini almasını sağlıyoruz. Üzeri kızarmaya başlayınca, sıcaklığını yükseltip, biraz da böyle pişiriyoruz. Afiyet Olsun...
Püf Noktaları: Öncelikle en önemli noktası böreğin içinin iyi pişmesini sağlamak, bunun için ya böreğin rulosunu incelteceğiz, yada düşük ayarda pişireceğiz. Ayrıca pişirirken, bıçakla kenarından kaldırırsak katlarının havalanmasını ve ısının eşit yayılmasını sağlamış oluruz. Bir de içinin tam pişmediğine hükmedersek böreği ters yüz edip bir daha fırına verebiliriz. 

8 Nisan 2014 Salı

Sosisli Sandvic Yada Hot Dog



          İzgisu: - Anne, bana uzun sosis yapsana.
          Ben    - Nasıl yapayım?
          İzgisu: - Ekmeğin arasına sosis koyuyorlar ya, ondan. Ben bilgisayarda oyunlarda gördüm, ekmeğin arasına uzun sosis koyuyorlar.
          Ben:   - Ona sosisli, yada yabancıların dediği şekilde hot dog derler. Yapayım, tamam.

          İdrak etmeye çalışıyorsunuz biliyorum. Bizim eve, sosis fazla girmez, hatta sucuk ve pastırma dışında salam ve diğer hazır şeyler de nadir girer. Bu yüzdendir kızımın sosisliyi "uzun sosis" diye tabir etmesi.
Neyse uzun zaman olmuştu sosisli yemeyeli. Ben de özlemişim şahsen. Evde yapması çok kolay, alabildiğine de lezzetli, şahsen bir tane ile kalamadım, itiraf etmeliyim ki :(

Malzemeler:

  • 4 adet uzun sosis (et sosis)
  • 2 kaşık salça
  • 1 kaşık tereyağ
  • 4 adet sandviç ekmeği
  • isteğe göre turşu, hardal, mayanez
Yapılışı:
  • Tencereye, iki kaşık salçayı koyuyoruz. Üzerine iki bardak su ekleyip iyice eziyoruz ve kaynamaya alıyoruz.
  • Kaynayınca içine tereyağ katıp biraz da tuz katıyoruz.
  • Sosislerin üzerine çizikler atıyoruz. Sosisleri bu kaynayan suya atıyoruz. 30 dakika haşlıyoruz.
  • Sandwich ekmeğini, tost makinasında ısıtıyoruz. Arasına, bu salçalı sostan biraz koyup, üzerine isteğe göre, salatalık turşusu koyuyoruz ve bu sosislerden bir tanesini de koyuyoruz. Onun üzerine, hardal, mayonez koyuyoruz. (Biz hardalı tercih etmiyoruz). Afiyetle Lüpletiyoruz. 

 

5 Nisan 2014 Cumartesi

İrmik Topları



               Geçenlerde 21 martta Nevruz bayramı için yapmıştım bu topları. Kızım okul için, kek ve kurabiye haricinde bir tatlı yapmamı istedi. Ben de, hep bereketli hem de çocukların seveceği bu irmik toplarını tercih ettim. Sonuç çok şekerdi, hem göze hitap ediyor hem de bolca çocuğa yetiyor. Kalın Sağlıcakla...

Malzemeler:

  • 1 litre süt
  • 9 yemek kaşığı şeker
  • 9 yemek kaşığı irmik
  • 1 paket sade kremşanti
  • 1 paket vanilin
  • 1 su bardağı hindistan cevizi
  • 1 bardak kadar fındık

Yapılışı:
  1. Süt,şeker ve irmiği tencereye alıp, koyulaşıncaya kadar pişiriyoruz. İndirmeden birkaç dakika önce vanilini ekliyoruz. 
  2. Ocaktan alıp, iki dakika bekledikten sonra, kremşantiyi,  ilave ediyoruz, çırpıcı ile iyice karıştırıyoruz.
  3. Küçük ceviz büyüklüğünde parçalar alıyoruz ve hindistancevizine bulayıp yuvarlıyoruz. Üzerine bir tane bütün fındık koyup, bu işlemi irmikli harç bitene kadar devam ediyoruz. Afiyet Olsun...

3 Nisan 2014 Perşembe

Elmalı Tart


           Arkadaşım Nurcan'da yediğim zaman ne kadar uzun zamandır yapmadığımın da farkına varmış oldum. Ondan aldığım hızla, üç kez kısa aralıklarla yaptım elmalı tartı. Artık nasıl özledim ve nasıl bir tatlı krizlerine girdiysem. Bu aralarında en masumlarından aslında, daha ne tatlılar yaptım neler yedim. Bahanem de çocuğu emzirdiğim için karnımın kazınması oluyor :(
          Etti mi bunlar bende 14 kg. İşin yoksa ver bakalım bu kiloları. Hem de bu kadar ufacık tefecikken yuvarlanıp gittim resmen. Ben bebeğim ve iki kızımla uğraşırken bahar gelmiş bile. Çilekler raflarda yerini almış, çağlalar, malta erikleri çıkmış oohooh... Artık uyanma vakti bana da geldi. Yiyeceğim tabi, öyle hızlı kilo vermeyi falan beklemiyor ve hatta istemiyorum. Lakin spor ve yürüyüşe bir de tatlı miktarını azaltmaya karar verildi tarafımca. Bizde verilen kararlara da uyulur her daim :)

Malzemeler:

  • 3 yumurta
  • 200 gram margarin (eritilmiş, ılık)
  • 1 su bardağından 1 parmak eksik şeker
  • 1 vanilin
  • 1 kabartma tozu
  • aldığı kadar un
İç Harcı İçin
  • 5-6 adet elma (kabukları soyulup rendelenmiş)
  •  toz tarçın (bir tutam)
  • 3 çorba kaşığı şeker (katmayabilirsiniz)
  • 1 su bardağı irice kırılmış fındık
  • isteğe göre üzerine pudra şekeri

Yapılışı:
  1. Yumurta ve şeker iyice çırpılır: Şeker eriyene kadar. Sonra içine margarin ilave edilir.(Sıcak olmasın)
  2. 1 su bardağı elenmiş unun içine bir paket vanilin ve bir paket kabartma tozu katılır. Birlikte Karışıma ilave edilir. Yoğurulur. Gerektikçe un ilavesi yapılarak, ele yapışmayan kulak memesi yumuşaklığında hamur elde edilir.
  3. Hamurun yarısı alınıp, tart tepsisi yada yuvarlak bir tepsiye mümkün olduğu kadar ince olacak şekilde elimizle şekil vererek, serilir.Kenarları temizlenip, çatal ile birkaç kez delinir.Dolaba kaldırılır.
  4. Kalan hamur da buzdolabın dondurucu kısmına kaldırılır.
  5. Elmalar soyulup, rendelenir ve tavaya alınınır. Üzerine şeker katılır ve kavrulur, tarçın ve fındıklar katılır, karıştırılır. Soğumaya bırakılır.
  6. Dolaptan çıkartılan tepsinin üzerine bu hazırladığımız harç, her tarafına eşit olacak şekilde yayılır.
  7. Derin dondurucudan çıkartılan diğer parça ise elmalı harcın üzerine rendenin büyük tarafıyla rendelenir. 180 derecede, üzeri kızarana kadar pişirilir. Afiyet Olsun... 


Yoğurtlu Karnabahar-Brokoli Salatası


     Her ne kadar kış salatası gibi görülse de, bizim evde bolca tüketilen sebzelerdendir karnabahar ve brokoli. Hatta brokoliyi, küçük kızım "yeşil ağaç" diye adlandırır ve sık sık ister. Bir kenarda kalsın öylece unutulsun istemedim. Bu salata da, salatalar kategorisinde yerini alsın...

Malzemeler:
  • Bir küçük karhanabarın yarısı
  • Birkaç dal brokoli (bu benim tercihim tabi, ben bu salatayı yaparken karnabahar miktarını brokoli miktarından daima fazla tutarım)
  • 1 adet küçük havuç yada 1/2 orta boy havuç
  • 1/2 çay bardağı haşlanmış mısır
  • 6 kaşık yoğurt (tepeleme)
  • 2 kaşık mayonez
  • 2-3 diş sarımsak
  • isteğe göre dereotu

Yapılışı:
  1. Havuç, karnahar,brokoliyi ayrı ayrı haşlarız. Haşlarken dikkat edilmesi gereken şey, hepsinin de hafif diri kalacak şekilde olması ve mutlaka suyuna tuz eklenmesidir. Böylece salatamız daha lezzetli olacaktır. Brokoliyi haşlama suyuna atınca birkaç dakika bekletiyor ve hemen ardından buzlu suya atıyoruz. Her ne kadar yoğurtlanacak olsa da bu şekildeki haşlama daha başarılı sonuç verecektir.
  2. Haşlanan sebzeler istenen büyüklükte doğranır. Kaseye alınır.
  3. İçine mısır eklenir. Sarımsaklar ezilir.
  4.  Bir kasede yoğurt,sarımsak ve mayonez karıştırılır. İçine 1/2 tatlı kaşığı tuz eklenir ve salataya eklenir. Sebzelerin her tarafı yoğurla kaplanacak şekilde karıştırılır. İsteğe göre üzerine doğranmış dereotu ile servis yapılır. Afiyet olsun....

1 Nisan 2014 Salı

Haşhaşlı Kek



Evet sadece kek, öylesine, dar bir akşam saatinde, küçük kızımın sütünün yanına tatlı birşeyler istemesiyle ortaya çıkan kek...
Bazen oluyor bilindik şekilde, ben istedimki arşivde yerini alsın hepsi bu :)

Malzemeler:

  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı süt
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay bardağı mavi haşhaş
  • 1 limonun kabuğunun rendesi
  • aldığı kadar un
Yapılışı:
  1. Yumurta ile şeker çırpılır. (Şeker eriyene kadar)
  2. Sıvıyağ ve süt eklenir. Haşhaş ve limon kabuğu eklenir. 
  3. Birkaç kaşık elenmiş un eklenir ve kabartma tozu eklenir.
  4. Bir taraftan karıştırıp bir taraftan azar azar un ilavesi yapılır böylece un oranına karar verilir. Her zamanki kek kıvamı ne çok katı ne çok sıvı.
  5. Yağlanmış tepside(orta boy borcam yuvarlak tepside yaptım), 170 derecede önceden ısıtılmış fırında pişirilir. Kürdan batırarak piştiğine karar verilince fırından çıkartılır. Afiyet olsun...


31 Mart 2014 Pazartesi

Kuru Kayısı Marmelatı



            Merhabalar Sevgili Dostlar...
Türkiye gündemi o kadar yoğun ve iç karartıcı ki, geleceğe dair endişelere kapılmamak mümkün değil. Bir taraftan savaş tehlikesi bile gündemde iken, tarif yayınlayıp, sıradan konuşmalar yapmayı açıkçası saçma bulduğum için bir süre yine yayın paylaşmadım.
Sonra düşündüm nereye kadar, sürecek bu. Hem de bu kadar sevdiğim bir işi yaparken...
Çocuklarımdan sonra en mutlu olduğum yer burası, buraya birşeyler yazmak, resimler koymak....
Ve evet hiçbirşey yokmuşcasına devam etmeye karar verdim. Çünkü ortada emek verdiğim bir sürü güzellikler birikti.
Ne seçimler umurumda, ne başka birşey bugün, tememnim Türkiye 'yi aydınlık günlerin beklediği yolunda, en azından böyle olmasını umut ediyorum.
Şimdi geçiyorum kayısı marmelatına. Nerdeyse tazesi çıkmışken kuru kayısıdan marmelat da neyin nesi diyebilirsiniz. Doğum sonrası bir takım sıkıntılı günlere çare olarak aldığım kuru kayısılar elimde pek çok kalınca böyle birşey denedim. Açık söylemek gerekirse, tazesinden daha kıvamlı daha tatlı oldu diyebilirim. Belki size de bir fikir olur. Kalın sağlıcakla...



Malzemeler:

  • 1 büyükçe kase kuru kayısı (yıkanıp küp küp doğranmış)
  • 1 su bardağı şeker
  • birkaç damla limon suyu
  • isteğe göre 1 adet çubuk tarçın
  • isteğe göre birkaç tane karanfil
  • su
Yapılışı:
  1. Kayısılar tencereye alınıp, 5-6 su bardağı su ile haşlamaya başlanır. Suyu bittikçe birkaç bardak daha ekleyebilirsiniz. Su miktarı biraz da kayısıların çeşidine göre değişebiliyor. Kimisi daha yumuşak kimisi daha sert olabiliyor.
  2. Kayısılar, iyice yumuşayınca, robota alıp yüksek devirde püre haline gelinceye kadar çalıştırılır.
  3. Kayısı püresi tekrar tencereye alınıp, üzerine 1-2 su bardağı su koyulur (yine pürenin kıvamından yola çıkın su oranını belirlerken), 1 su bardağı şeker, bir kabuk tarçın atılıp, kıvam alıncaya kadar karıştırılarak pişirilir. İndirmeden birkaç dakika önce birkaç damla limon sıkılıp, bir iki fokurdatıp, ocaktan alınır. Sıcakken cam kavanoza alınır ve ters çevrilerek kapatılır. Yadaaa bizim gibi hemen tüketilmek için, bir kısmı kaseye alınır. Afiyet Olsun...
Not: Burada en önemli nokta, kayısıların iyice yumuşayıncaya kadar haşladıktan sonra püre haline getirip tencereye aldığımız kısım. Bu esnada su oranına kendinizin karar vermesi daha uygun olacaktır, pürenin kıvamına bakıp, suyu azar azar ekleyerek bir taraftan karıştırıp karar vermelisiniz.

9 Mart 2014 Pazar

Soslu Tavuk Şiş




            Mutfakta pratiklik her zaman hayat kurtarır. Hele de benim gibi çocuklu bir evin annesi iseniz. Her ne kadar tavuk konusunda çekincelerim olsa da, malesef tamamen tavuktan kendimizi kurtaramıyoruz. Bizim evin et sevmez ahalisine, daha albenili aynı zamanda da pratik tarifler bulmaya çalışıyorum çoğu kez. Sosta bekletme kısmı olmasa, çok pratik, zaten bu yüzden sosunu daha önceden hazırlayıp, streçle kaplıyorum ve buzdolabında akşam çocukların ve babalarının geliş saatine kadar terbiyeleniyor tavuklar. Böylece hem sosu iyice işliyor hem de pişmesi kolaylaşıyor. Denemeniz dileğiyle...



 
Malzemeler:
  • 1 paket tavuk göğsü
  • 1/2 türk kahvesi fincanı süt
  • 1 büyükçe soğan
  • 1 kaşık salça (ben köy salçası kullandım)
  • 1-2 diş sarımsak
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ
  • kuru kekik, karabiber, kimyon, pul biber (yada istediğiniz farklı baharatlar)
  • tuz
  • çöp şişler (8-9 adet)
Yapılışı:
  1. Tavuk göğsünü yıkayıp küp küp doğruyoruz.
  2. Soğanı, rendenin ince kısmıyla rendeliyoruz,aynı şekilde sarımsağı da.
  3. Rendelediğimiz soğan ve sarımsağı süzgeç yada temiz bir tülbent yardımıyla suyunu süzüyoruz.
  4. Bu suyu tavuk etine ekliyoruz. Aynı şekilde süt, sıvıyağ, salça, tuz ve baharatları ekleyip üzerini streçle kaplıyoruz. Buzdolabında en az 2 saat dinlendiriyoruz.
  5. Çöp şişlere çok sıkı olmayacak şekilde göğüs etlerini geçiyoruz. Çok az sıvıyağ katılmış genişçe bir tavaya alıp, tavanın ağzını kapalı tutup, şişleri ters yüz ederek pişiriyoruz. (Kapağının kapatmamızın sebebi hem daha yumuşak pişmesi hem de yağının ocağa fazla sıçramasını önlemek) İstediğimiz şekilde servis yapıp sıcak tüketiyoruz. Afiyet Olsun...

1 Mart 2014 Cumartesi

Lahana Cacığı Yada Yoğurtlu Lahana Salatası

           
          İyi bir sebze sever olarak, lahanayı mutfağımdan eksik etmemeye çalışıyorum şahsen. Hele de şu sıralar lahanaları sarmak yerine bazen etli yemeğini yapıyorum, bazen salatasını.
          Lahana salatası, favori salatam oldu. Hatta birkaç küçük değişiklikle kendimi de geliştirdim. Lahana cacığı da diyebileceğimiz bu salatayı mutlaka deneyin derim. Pişman olmayacaksınız.

Malzemeler:
  • 1 kase ince doğranmış beyaz lahana
  • 1/2 kase katı yoğurt
  • 3 kaşık mayonez
  • 2 kaşık domates sosu (ev yapımı kullandım)
  • 1 çay kaşığı kuru fesleğen
  • 1 çay kaşığı kuru nane
  • 1 çay kaşığı kimyon
  • tuz




Yapılışı:
  1. Salata kasesinin içine lahanalar alınır.
  2. Yoğurta mayonez ve diğer baharatlar eklenip karıştırılır.
  3. Bu yoğurtulu karışım lahana kasesine alınıp karıştırılır. Afiyet Olsun...
Not: Bu salatayı onlarca kez yapmış biri olarak şunu söyleyebilirim ki, yoğurtlu kısmı lahanaların içinde hafifçe sulu olacak şekilde eklenirse kesinlikle çok daha başarılı oluyor. Ben domates sosu da ekledim hafif sulu ev yoğurdu kullandım ve mayonez de eklenince bence tam oldu. Siz de kendi damak tadınıza göre değişikliğe gidebilirsiniz. Fakat kimyonu şiddetle öneririm. 

18 Şubat 2014 Salı

Zerdeçallı Bayat Ekmek Köftesi, 2014'ün İlk Tarifi...


       
       2013ten 2014 'e geçiş epey meşakkatli oldu benim için. 2,5 aylığa yaklaşan bebeğimle neler atlattık neler...
       Koskoca bir sömestr tatili geçti. Sağ olsun kızlarımın öğretmenleri ödevleri doldurmuş da doldurmuş :) Yap yap bitmedi. Bu arada misafirlerim oldu, gelip gidenler bizi yalnız bırakmadılar sağolsunlar.
        Evdekiler ve hatta çevremizdeki herkes H1N1 midir nedir işte o virüsü taşıdığından analı oğullu ağırca bir hastalık geçirdik. Bebeğim ilk antibiyotiği ile tanışmış oldu böylece :(
        Sonra okula tekrar dönüş, birinci sınıfların okuma yarışları... Dördüncülerin ise deneme sınavları...
        Ardından ikinci kez hortlayan o hastalık...
        Bizim evde bütün bunlar yaşanırken, mutfakta neler pişti neler...
        Bir çoğunu fotoğraflayamadım bile tabi olarak.
        Amma velakin özledim. Sizleri ve buraya yazmayı özledim. Minik bebeğim ve iki kızımdan sonra en sevdiğim şeylerden biri bu blok.
        Şimdiden Hoşbuldum diyorum ve bayat ekmek köftesine geçiyorum.
         Bismillah ile başlıyalım bu senenin ilk tarifine inşallah.
         Bayat ekmekten köfte yapmak fikri okullara verilen sosyal sorumluluk projesiyle ortaya çıktı. Gerçi ben bu köftelerimle o yarışmaya katılmasam da denemek için sebebim oldu.
       Bu köftenin içine, peynir, çeşitli sebzeler istediğiniz baharatlar koyabilirsiniz. Ben bunları tercih ettim.Böylece bu küçük top köfteler ortaya çıktı. Zerdeçalı kullanmak tamamen benim tercihim siz istediğiniz baharatlarla kendi köftenizi yapabilirsiniz. Şimdiden Kolay Gele...

(16-17 adet küçük köfteler çıkıyor)

Malzemeler:

  • 3 yemek kaşığı kısırlık bulgur
  • 5 kaşık kuru ekmek kırıntısı (galeta unu)
  • 1 yumurta
  • 1 orta boy kuru soğan
  • 1 diş sarımsak
  • bir tutam maydanoz
  • karabiber,kimyon,zerdeçal,tuz
  • 1 kaşık salça




Yapılışı:
  1. Soğan ve sarımsağı rendeleyin. Yumurta, ince kıyılmış maydanoz, baharatlar,salça ve tuzu katın.
  2. Bu karışıma bulguru ekleyin, bulgurun bu suyu çekmesini sağlayın. Daha sonra ise galetayı ekleyin. Yoğurun.
  3. Kızdırılmış yağda kızartın.
Not: İsteğe göre, bu köfteleri yumurtaya da batırıp öyle kızartabilirsiniz, fakat şekilleri bu kadar yuvarlak olmayacaktır.

6 Ocak 2014 Pazartesi

Yeni Yıl, Yeni Umutlar, Yeni Bir Can : Dursun Eren


          Merhabalar Sevgili Dostlar...

2013'ün son aylarını geride bıraktık ve yeni bir yılın nerdeyse ilk haftasını bile bitirdik, ben anca geldim.

2013 yılı benim için güzelliklerle geçti. Umarım 2014 'te de bu güzellikler devam eder. Tabi benimle birlikte sizlerin ve bütün ülkem insanı için, bu temennilerim var.

Uzuun zaman buralarda olamayışımın nedeni, sizin de tahmin ettiğiniz gibi işte şu küçücük can, Benim Canım...

3 Aralıkta beklenmedik bir şekilde acilde aldık soluğu...

Sabah 4 'te alınacaktım sezeryana fakat sağolsun bir doktor halime acıdı da, 1'i 6 geçe doğdu bebeğim :)
O gün bu gündür günler nasıl geçiyor, geceler ne çabuk sabaha eriyor anlıyamıyorum.

İki abla, bir küçük bebek, bir de üçüncü kez yaşadığım sezeryan sonunda  (niyeyse bu kez epey zor iyileştim) anca sizlere dönebildim.

Malum artık sık sık ilgilenmem gereken bu ufaklık var. O'ndan ve ablalarından kalan vaktimde, yine sizlerle olmaya çalışacağım inşallah...

Az daha unutuyordum, ailemizin yeni üyesinin adı: Dursun Eren. Yeni bir can, yeni bir soluk, hayatı ne kadar değiştiriyor, ne kadar güzelleştiriyor ! Öyle Değil mi sizce de ?

Bir kare fotoğraf alayım istedim, elini böyle kaldırdı bir daha indiremedim. Mesajı var benim oğluşumun da , Belli ki o da " Merhaba" demek istiyor sizlere...


12 Kasım 2013 Salı

Elmalı-Cevizli Toplar




                  "Evlat" ne kadar tatlı, ne kadar vazgeçilmez ve ne kadar anlatılmaz...
Rabbime binlerce şükürler olsun ki benim iki tane var. Nasip olursa üçüncüsü de yolda. Çocuğun sorumluluğundan, yetiştirememekten, hatta maddi sıkıntılardan cesaret edemeyenlere naçizane küçük bir sözüm var: En az bir tanesine sahip olun.
                   Hele de kalabalık olursa, evet çook zor, her aşaması her hali. Ama inanın insan hiçbirinden vazgeçemiyor, hiçbirine kıyamıyor, hiçbirini diğerine tercih edemiyor. Çok güzel çoook.
                   Kızlarım ikisi de okulda güzel başarılar elde ettiler bu son haftalarda. Gerek öğretmenlerinden, gerekse sınav sonuçlarından aldığımız sonuçlar beni de babasını da çok mutlu etti. Sağ olsunlar, herkesin evlatlarıyla birlikte.
                  Biri dördüncü sınıfta, biri bu sene ilkokula yeni başladı, birinci sınıfta, üçüncüsü de beni görenlerin çok yakında doğuracağımı düşündüğü kadar yakında yolda...
                  Bir anne olarak insan ilk önce, hepsine yetemeyeceğini düşünüyor. Hele böyle ağır ve hantal bir haldeyken... Bazen işler çığırından çıkıyor, yetişmiyor istediğim gibi olmuyor falan falan... Ki ben hep düzgün ve düzenli olsun istiyorum tabi.
                  Sonra bakmışım, herşey yoluna girmiş, bakmışım, herşeyi önce Allah'ımın bana verdiği (ve tabi tüm annelere) güçle yetiştirmişim, başarmışım, güzel güzel sonuçlara ulaşmışım...
                   Sonra o söz aklıma geliyor Başlamak bitirmenin yarısıdır. Hepinize musmutlu günler diliyorum...

Malzemeler:

  • 3 orta boy elma
  • 3 kaşık şeker (isterseniz şeker eklemeyebilirsiniz, elmanın ve kekin tadı kafi gelirse size kalmış )
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • 2,5-3 su bardağı robotta çekilmiş kakaolu kek (elmanın sululuk oranına göre)
  • Üzeri için : 1 çay bardağı irice çekilmiş ceviz içi
Yapılışı:
  1. Elmaları soyup rendele, üzerine 3 kaşık şeker ekleyerek, suyunu çekene kadar tavada kavur.
  2. Elmalar soğuyunca, kakaolu kek kırıntısını elmalara ekle. Tarçın ekle, birlikte iyice karıştır.
  3. Küçük toplar halinde al ve ceviz içine bula. Afiyet olsun...

10 Kasım 2013 Pazar

Sosyete Mantısı


         Mutlu Pazarlar Sevgili dostlar...
         Merak ettiniz biliyorum, "Acaba doğum mu yaptı" bile diyenleriniz oldu. Yok daha erken :)
         Bilgisayarım bozuldu :( Neyse sorun halloldu sonunda ben de bu arada, yapılacak işleri düzene koydum. Yaşasın düzenli işler, tıkırında giden herşey...
         Son kalan tariflere devam edelim kaldığımız yerden. Zira es geçmek istemiyorum hiçbirini, hele de bu tarifi.  Hımm nefis...
         Bu sosyetelerin de herşeyi bir kolay oluyor :) Nerde o bizim ince ince açıp, küçük küçük katladığımız mantı, nerde bu adı mantı olan fakat kendisi basbayağı börek olan kolay mantı...
         Fakat tuttum ben bu tarifi. Kesinlikle hem yapımı çok kolay, hem de yiyenler tarafından tam not aldı .
        Bildiğimiz gül böreğini, çiğden kıymalı harçla hazırlayıp, üzerine de sarımsaklı yoğurt ekleyince nefis bir şey çıkıyor ortaya...
         Tavsiyemdir... Denemeniz dileğiyle...

              Malzemeler:
  • 3 adet yufka
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ
  • 1/2 çay bardağı su
İç Harcı için: 
  • 150 gram kıyma
  • 1 adet kuru soğan
  • karabiber
  • tuz
  • 1/2 kaşık salça
Üzeri için:
  • Küçük bir kase yoğurt
  • 2 diş sarımsak
  • 1 kaşık tereyağ
  • 2-3 kaşık sıvıyağ
  • pul biber
Yapılışı:
  1. Sosyete mantısını yapmaya, iç harcını hazırlamakla başlıyoruz. Kıymaya rendelenmiş soğan ekliyoruz ve karabiber salça ve tuz ekleyerek, yoğuruyoruz.
  2. Su ve sıvıyağı bir kasede karıştırıyoruz.
  3. Yufkaları 4'e bölüp, bir parçasını alıyoruz. Sıvıyağlı karışımı fırça ile sürüyoruz, bir parça daha yufkayı üzerine koyup, yufkanın geniş kısmına kıymalı harçtan düzgünce seriyoruz. (Gül böreği yapar gibi). Rulo haline getirip, gül böreği şekli veriyoruz. Yani iki yufka üst üste geliyor, arası yağlanıyor.
  4. Bu ruloları 180 derecede üzeri kızarıncaya kadar pişiriyoruz.
  5. Yoğurdu bir kaseye alıp, ezilmiş sarımsak ekliyoruz.
  6. Bir küçük tavada tereyağ ve sıvıyağ katıp hafif çeviriyoruz. Altını kapatınca içine pul biber ekliyoruz.
  7. Fırından çıkan mantılarımızın üzerine hazırladığımız yoğurdu döküyoruz, onun üzerine de tereyağ sosunu döküp sıcak sıcak tüketiyoruz. Afiyet Olsun.

4 Kasım 2013 Pazartesi

Midye Poğaça


             Öğrencisi olan evlerde, hepsinde olmasa da çoğunda, pazartesileri hamurişi günü olduğundan, poğaçalar pek revaş görüyor.
              Midye poğaça da onlardan biri. Diğer yağlanan çörekler gibi, puf puf olmayabiliyor. Fakat mikrodalgalar da bu sorunu çözüyor.
              Şekil itibariyle denemeye değer bulduğum bu poğaça çeşidi belki size de fikir verebilir.
              Mutlu haftalar...
(Ben poğaça miktarını fazlaca tuttum. Sizler yarı ölçü kullanabilirsiniz. )

Malzemeler:

  • 8 su bardağı un
  • 1 paket yaşmaya
  • 125 gram margarin
  • 2 yemek kaşığı şeker
  • 1 yemek kaşığı tuz
  • 2 su bardağı süt
  • 1 su bardağı sıcak su
İç Harcı İçin: Beyaz peynir
Üzeri için:      Yumurta sarısı ve çörekotu


Yapılışı:
  1. Margarini erit. Mayayı sütle ez. Margarin ve sıcak suyu karıştır, süte ekle. Şeker kat. Azar azar un ilavesi yaparak, tuz da ekle ve hamur yoğur.
  2. Hamuru 30 dakika mayalandır.
  3. Hamuru 8 bezeye ayır. Her bir bezeyi tabak büyüklüğünde açıp, içine oda sıcaklığında erimiş margarin sür ve 3 tanesini üst üste koy birlikte aç.
  4. Açtığın bu yağlı hamuru, rulo şeklinde sar ve 2'şer santim kes. Elinde bastır ve ortasına peynir koy. Midye şekli ver. Yağlanmış fırın tepsisine al. Üzerine yumurta sarısı ve çörekotu serpip, 190 derecede pişir. Afiyet Olsun...      

         

3 Kasım 2013 Pazar

Pırasalı-Ciğerli Börek


            Hamilelik döneminde mutlaka yediğim sakatatlardandır ciğer. Hele de kansızlığımın başgösterdiği şu sıralar. Ciğeri, börek halinde yemek lezzetli oluyor bence. Havuç ve pırasa da ayrıca yakışıyor. Denemeniz dileğiyle...
                     Malzemeler:

  • 3 adet el açması yufka
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ
  • 1/2 çay bardağı su
  • 1 küçük havuç
  • 2 pırasanın beyaz kısmı
  • 150 gram ciğer
  • karabiber, tuz
  • üzeri için, yumurta sarısı ve haşhaş 

Yapılışı:
  1. Ciğerler tavaya alınıp, az yağda kavrulur.Pırasalar ince ince doğranır ve rendelenmiş havuç eklenir,  ikisi birlikte yeniden kavrulup, tuz ve baharat ilave edilir ciğerlere eklenir. Soğumaya bırakılır.
  2. Yufkalar 4'e bölünür. Sıvıyağ ve su bir kapta karıştırılır.
  3. Her bir yufka parçasının içine fırça ile sıvıyağlı karışımdan sürülür. Yufkanın geniş kısmına, hazırladığımız ciğerli haçtan koyarız.
  4. Kenarlarını içe katlayarak rulo halinde sararız.(Fazla ince olmayacak)
  5. Üzerlerine yumurta sarısı ve haşhaş dökülerek 180 dereceli fırında kızarıncaya kadar pişirilir. Afiyet Olsun...





2 Kasım 2013 Cumartesi

Köstebek Pasta (Kümbet Pasta)



" Aldıklarını geri vereceksin
Vermiş olduklarını aldğın zaman.
Biliyorum ne düşündüğünü,
Ne zaman uyuduğunu,
Nereye gittiğini,
Nereye gideceğini.
Seninle rardevumuz var,
Bay 658."

         Evet o bilindik sözler, o çoook bilindik kitaptan. "Aklından Bir Sayı Tut" benim uzun zaman önce aldığım kitaplardan biri, okumaya yenice fırsat bulmuş olmam, bir çırpıda bitirmeme engel olmadı. O kadar sürükleyici ve zekice uyarlanmış ki, insan sonunu merak ettiğinden, kitabı bir an önce bitirmek istiyor.

        Epey yorucu birkaç haftanın ardından, kendimi bolca dinlenmeye, yan gelip yatmaya ve kitap okumaya ayırdım. Bir de birkaç gün önce başladığım bebek yeleğim var. Muhtemelen,  bu hızla gidersem bebeğin doğumundan sonra anca bitiririm :)

        Benim günlerim böyle geçiyor, her sabah kalktığımda, penceremden içeri vuran güneş ışıkları içimi aydınlatmaya ve ısıtmaya yetiyor. Bebeğin tüm gün ve hatta gece boyunca verdiği sıkıntıları saymazsak, mutlu ve huzurlu olmaya çalışıyorum fakat itiraf etmeliyim bu öyle kolay olmuyor...



     
      Malzemeler:
(22 cm'lik kelepçeli kalıp için)
(fincan ölçüleri türk kahvesi fincanı ile yapılmıştır)
Kek malzemeleri:

  • 4 adet yumurta
  • 3 fincan şeker
  • 1,5 fincan yağ
  • 1,5 fincan süt
  • 2 yemek kaşığı kakao (25 gram)
  • 6 yemek kaşığı tepeleme un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilin
Kreması:
  • 3 su bardağı süt
  • 1,5 fincan şeker
  • 3 yemek kaşığı un
  • 3 yemek kaşığı nişasta
  • 50 gram tereyağ
  • vanilin
  • 3 adet muz






Yapılışı:
  1. Derince bir kasede, yumurta ve şeker ağarıncaya kadar çırpılır. Yağ, süt, kakao eklenir. Unla birlikte kabartma tozu eklenir. Vanilin ilavesi ile yağlanmış kalıba alınır.
  2. Önceden ısıtılmış fırında, 180 derecede pişirilir. (Üzeri yanarsa folyo koyun) Kürdan testiyle piştiğine karar verilir.
  3. Ilınınca kelepçeli kalıptan çıkartılan kek, kenarlarından 2 cm kalacak şekilde önce bıçakla yuvarlak halinde kesilir(alt tabana değmeden). Sonra kaşık yardımıyla bu kısım alınır, kekin ortası resimdeki gibi açılır.
  4. Artan kek parçaları robotta çekilir.
  5. Kremayı yapmaya başlıyabiliriz. Nişasta ve un süt ilavesi ile inceltilir, tencereye eklenir. Şeker da katılarak ocağın altı yakılır. Kıvam alıncaya kadar pişirilir. İndirilince, içine tereyağ katıp, robotta iyice çırparız. Vanilin ilavesi ile karıştırdıktan sonra, keke yarısı yayılır.
  6. Kremanın üzerine, muzlar şekildeki gibi dizilir. Kalan krema muzların üzerine dökülür. En üstünü ise, robotta çektiğimiz kek kırıntıları ile iyice kaplarız. Buzdolabında 2 saat bekletiriz. Afiyet Olsun...

30 Ekim 2013 Çarşamba

Kadayıflı-Cevizli Sütlü Rulo


               Merhabalar Sevgili Dostlar...

               Bir hafta öncesinden kalan masamız ve verilmeyi bekleyen tariflerimiz var. Ben bu süre zarfında, Bilecik'e gidip geldim bir de düğüne katıldım. İtiraf etmeliyim ki, henüz yorgunluğumu atabilmiş değilim. Üstelik bir de soğuk algınlığım var, çoluk çocuk hasta olduk.
               Sütlü tatlıları seviyorum. Kremşantili yada kaymaklı şekillerini daha önce denediğim sütlü ruloları bu kez kadayıfla denedim. Bayram için aldığım taze kadayıfı, buzluğa kaldırmıştım. Buradan çıkartıp, küçük kırıklar haline getiriyorum. Çok az tereyağ  ile kavurup kadayıfı yukardaki renge kavuşturuyorum. Böylece tatlının alt kısmı hazır oluyor.

Sütlü Tatlımız en büyük boy fırın tepsisi ölçüsündedir. Yarıya indirerek deneyebilirsiniz.

Malzemeler:
Sütlü Bölümü İçin:

  • 5 su bardağı süt
  • 1 su bardağı şeker
  • 1,5 kaşık nişasta (tepeleme değil)
  • 3 kaşık un (tepeleme değil)
  • 1 kaşık tereyağ
  • vanilin
Kadayıfı için:
  • 2,5 su bardağı kadayıf
  • 1 kaşık tereyağ
  • 2 kaşık şeker
İçi için:
  • 1 su bardağı iri çekilmiş ceviz içi

Yapılışı:
  1. Kadayıflarım kavrulmamış idi benim. Bu yüzden, tavaya alıp, kırıntıladım. İçine 1 kaşık tereyağ ve şeker ekleyip kavurmaya başladım. Yeterince kızarınca altını kapatıp soğumaya bıraktım.
  2. Kadayıfları en büyük boy fırın tepsisinin altına düzgün bir şekilde serdim.
  3. Sütlü tatlı için, süt ve şekeri tencereye aldım. Bir kasede, nişasta un karıştırıp, biraz süt ekleyerek incelttim. Nişastalı karışımı süte ekledim. Ocağa alıp, kıvam alıncaya kadar, pişirdim. İndirince içine tereyağ ve vanilin ekleyip, blendırla iyice çırptım.
  4. Kaşık yardımıyla eşit miktarda, tepsiye bu tatlıyı serdim. Soğuyunca dolaba kaldırdım. Rulo olabilmesi için incecik dökülmesi gerekiyor. Ben bu şekilde bir gece dolapta beklettim.
  5. Ertesi sabah, istediğim boy şeritler halinde kestim. Ucuna ceviz içinden koyup, rulo şeklinde sardım. Sararken. elimde, mümkün oldukça düzgün şekil vermeye çalıştım. Bu da zor olmadı. (İnce olmasından dolayı) Afiyet Olsun...

24 Ekim 2013 Perşembe

Yeni Sofra Yeni Tarifler


              Merhabalar Sevgili dostlar...
Dün misafirlerim vardı. Sağ olsun Hülya abla Gülsen ve Songül evime konuk oldular. Her ne kadar onları bekletmiş olsam da, sonunda yetiştirebildim hazırlıklarımı.
Güzel bir gündü benim için, umarım onlar da aynı şeyi düşünmüşlerdir. Şimdi gelin masadakilere göz atalım.

Yukardaki görüntüde:

  • Muzlu köstebek pasta (kümbet pasta)
  • Narlı karışık salata
  • Yaprak sarma
  • Ciğerli-pırasalı börek yer alıyor.

  • Elmalı Toplar 
  • Sosyete mantısı
  • Kadayıflı-cevizli sütlü sarma
  • Midye poğaça
Tarifler her zamanki gibi gelecektir sırasıyla. Mutlu sofralarınız olması dileklerimle...

22 Ekim 2013 Salı

Yayla Çorbası


            " Bir kaşık aşım kaygısız başım."

                   Çorbalar, yeni evli ailelerin hepsinin olmasa da çoğunun mutfağına geç giriyor, tabii eğer hazır çorbalardan bahsetmiyorsak.

                  Niyeyse ben de dahil yeni gelinken, (yani çoook uzun zaman önce :)) çorba pişirmek yerine, hamurişlerini tercih ederdim. Yeni tarif denemeyi (çoğu hüsran olsa da) çorba yerine pişiririrdim. 

                  İlk kızımın doğumunda, ilk altı ayını geçince, başladı mı bir telaş. Mercimek çorbası yada tarhana yerine, içine mevsim sebzeleri ve etsuyu ile yaptığım çorbalar mutfağımda bolca yerini aldı. Bunların çoğu, biz büyükler tarafından, "bebek maması" şeklinde algılanıyor yenilmiyordu, o başka tarafı işin. 

                   Sonra baktım ki bu sebze çorbası hatta daha genel olarak alırsak çorba işi, hem kolay hem de gerekli. Misafirlerin mi var akşam yemeğinde, çorba ile başla menüye, yemek yapmaya geç mi kaldın, çorba kurtarıcı, yada hasta mısın çorba pişir. Bakmışım en sevdiğim yemekler çorbalar olmuş çıkmış.

                 Yayla çorbasına gelince, bu klasik çorba bir yerlerde unutulmuş, paylaşılmamış. Ben de bu günkü çorba konuma istinaden, es geçmiyeyim ve bulunsun bir köşede istedim. Sıcacık çorba tadında sofralarınız olsun emi :)

Malzemeler:
  • 1/2 su bardağı piriniç
  • 5 su bardağı su
  • 2 su bardağı yoğurt
  • 1 yumurta
  • 1 yemek kaşığı un
  • 1 tatlı kaşığı tereyağ
  • pul biber, nane

Yapılışı:
  1. Pirinçler yıkanıp, tencereye alınır, içine 5 su bardağı su ilavesi yapıp, kaynatırız.
  2. Pirinçler yumuşayınca, bir kasede yoğurdun içine yumurta ve un ilavesi yapar iyice çırparız. Bu karışımın içine pirincin suyundan birkaç kaşık alır ılıtır, kısık ateşte bir taraftan iyice çırparak, pirinçlere ilave ederiz.
  3. Çorbamızı sürekli karıştırarak, içindeki unu topaklatmadan pişiririz, kaynamaya bırakırız. (kısık ateşte)
  4. Bir küçük tavaya, tereyağ katarız, içine pul biber ve nane ile şöyle bir çevirip, pişen çorbamıza ilave ederiz. (İsteğe göre bu işlem tencerede değil de servis esnasında da yapılabilir.) Afiyet Olsun...