..

21 Aralık 2011 Çarşamba

Makarna Salatası



                   Her çarşamba günü, kızımın okulu için hazırlıyorum makarna salatasını.O zaman aklıma geldi " Ben niye daha önce makarna salatasını paylaşmamışım" diye. Makarna salatası içine pek çok çeşit sebze katılabilen salatalardan bir tanesi. İsterseniz yoğurt-mayonez ikilisini, isterseniz sadesini tercih edebilirsiniz. Bugünlük bu kadar sevgilerle...

Malzemeler: 1/2 paket kadar istediğiniz makarna, 3 dilim salam,1/2 küçük kavanoz mısır,1 tane kırmızı biber,4 adet küçük salatalık turşusu, 5 kaşık yoğurt,2 kaşık mayonez, isteğe göre dereotu, havuç vs.

Yapılışı:

  1. Makarnalar haşlanır, süzülür. İçine salam, biber ve turşular küçük küçük doğranır.
  2. Mısır yıkanır . Yoğurtla mayonez karıştırılır ( isterseniz sarımsak koyabilirsiniz tabi). Salataya ilave edilir.Tuzu da eklenince bitmiş olur. Afiyet Olsun...





19 Aralık 2011 Pazartesi

Balkabağı Zamanı 3 Tarif Birden






     Herşey bir küçük balkabağı ile başladı. Annem geldiğinde bahçesinde yetiştirdiği balkabaklarından, ikisini de alıp gelince, mevsim de kış olunca, balkabağı tariflerimi hayata geçirmek farz oldu. Eğri büğrü , siyaha yakın gri renkli bir balkabağı idi kendisi. Parçalanıp yıkandı.Bir kasesi çorba için küçük küpler halinde doğranıp dolaba kaldırıldı. Geriye kalanının üzerine şeker konularak bir gece öylece bekletildi.Üçüncüsü ise balkabakları pişince rondodan geçirilip yapıldı. Bol balkabaklı bir gün oldu. Güzel oldu.

Balkabağı Tatlısı İçin:
Malzemeler: 1 küçük balkabağı, 2-3 su bardağı kadar şeker( şeker miktarı kabağın cinsine yada sizin damak tadınıza göre değişebilir.), 1 bardak kadar ceviz içi.

Yapılışı:
Balkabakları eğer doğranmış almışsanız işiniz daha kolay demektir. Ben kendim ayıklayıp istediğim büyüklükte doğradım. (çok küçük olmayacak şekilde). Ben ağzı geniş bir teflon tencerede pişirdim. Balkabaklarını tencerenin dibine bir sıra dizdim, üzerine kaşıkla şeker gezdirdim, bir sıra daha kabak dizdim bir sıra daha şeker gezdirdim.(şeker koyarken elinizi fazla korkak alıştırmayın:))Böylece kabaklarım bitene kadar devam ettim. Tencereyi bu şekilde 1 gece beklettim.Sabaha kabaklar suyunu salmıştı. Tencerenin altını açıp pişirdim. (yumuşayana kadar) En son üzerine ceviz serpip servis yaptım.


                   İkinci tarifimiz ise balkabakları pişmeden önce bir kase taze balkabağı ayırmıştım. Onunla çorba yaptım. İlk kez geçen sene denediğim bu çorbayı her gün içmesemde senede bir kere içmek istiyorum.Egzotik, Hindistan yemeklerini andıran bir çorba. Bu çorbayı çeşitli et  yada tavuk yemeklerinde kullanmayı düşünmedim değil.Buyurun tarife:
Malzemeler: 1 kase küp küp doğranmış balkabağı, 2 orta boy patates, 1 orta boy soğan, 3-4 diş sarımsak,1 kırmızı biber(acı olursa iyi olur), 1 yeşil biber,1 su bardağı süt, 2 çay kaşığı sebze çeşni,2 çay kaşığı zencefil,1/2 çay kaşığı zencefil,1/2 çay kaşığı tarçın,1/2 çay kaşığı karabiber, 1 çay kaşığı kişniş,1 çay kaşığı kimyon,2 çay kaşığı zerdeçal.(görüldüğü üzre bol baharatlı tam bir kış çorbası)

Yapılışı:

  1. Bir tencereye biraz sıvıyağ koyuyoruz. Soğanı doğrayıp, ekliyoruz. Ardından küp küp doğranmış balkabaklarını, ve yine küp küp doğranmış patatesleri ekliyoruz.  Sarımsakları doğrayıp ekliyoruz.Biberleri küçük küçük doğrayıp ekliyoruz. 4 su bardağı su koyuyoruz. Bir taraftan sebze çeşni, zencefil, tarçın, karabiber, kişniş, kimyon, zerdeçal da ekliyoruz. Patatesler ve balkabakları yumuşayıncaya kadar kaynatıyoruz.
  2. İkinci aşama bu karışımın soğuyunca rondodan geçirmek oluyor. (Siz isterseniz sıcak da yapabilirsiniz). 
  3. Üçüncü aşama ise tekrar çorbamızı ocağa koymak. Gerekirse 1-2 bardak su ekleyebiliriz. (Unutmayalım bir bardak da süt konulacak.) Çorbamız bir iki taşım kaynayınca içine bir bardak süt ekleyip 1-2 dakika içerisinde kapatıyoruz. 
Not: Bu çorba normalde koyu kıvamlı içilirmiş. Fakat ben kendi damak tadıma göre fazla koyu kıvamlı çorbaları sevmediğim için biraz daha sıvı yapıyorum. Bu yüzden su ölçüsünü tam olarak vermedim Yani size kalmış.


                 Üçüncü ve son tarifimiz ise balkabağı tatlısını bir gün yeyip de bitiremeyenlere göre bir tarif. Ben balkabağı tatlısını pazar günü yaptım. Bir gün yedik ikinci günü ise farklı olsun istedim. Bir zamanlar gelen misafirlerime yaptığım şekliyle bu kez de sizler için yaptım. Biz bu şekliyle çok seviyoruz. Bir bakıma balkabağı pastası gibi...

Malzemeler: 2 kase pişirilmiş ve rondodan geçirilmiş balkabağı tatlısı, 2 kepekli bisküvi, 2 paket sade kremşanti,2 su bardağı soğuk süt, 1/2 su bardağı çekilmiş ceviz içi.


Yapılışı:
  1. Pasta altlığımızın tabanına, balkabağı tatlısının suyuna bandırılmış kepekli bisküvileri yayıyoruz. Tabanını kaplaması gerekiyor.Benim pasta altlığıma göre 1,5 paket kadar bisküvi gitti.Geri kalan bisküvileri de rondodan geçirdim.( Bu noktada bir şey söylemek yararlı olacaktır. Benim balkabağı tatlım sulu değildi. Böylece içine fazla bisküvi eklemem gerekmedi. Siz biraz da kendiniz tatlınızın sulu yada kuru oluşuna göre ayarlamalısınız) 1/2 su bardağı kadar ceviz içinide rondodan geçiriyoruz.
  2. Rondodan geçirilmiş balkabağı tatlısına bisküvileri, cevizleri  ekleyip derince bir kasede karıştırıyoruz.Islattığımız bisküvilerin üzerine eşit olarak yayıyoruz.
  3. En son aşama soğuk sütle hazırladığımız kremşantilerimizi,kremşanti sıkma aparatına koyup küçük küçük sıkıyoruz. Soğuması için dolaba alıp. Servis yapıyoruz. Afiyet olsun...



18 Aralık 2011 Pazar

Kaşarlı Pastırmalı Üçgen Börek


                      Bir haftayı daha geride bıraktık. Aralık ayını da yarısından fazlasını bitirdiğimiz şu günlerde, 1 yıl önce buraya bunları yazacaklarım asla aklıma gelmezdi.Şimdi her yaptığım tarifimde yaşadığım o heyecanla sizlerle buluşuyorum. "Sanırım ben dünyanın en mutlu insanlarından biriyim"dedirten tek şey yemek yapmak değil, yaptıklarımın resmini çekmek de değil tabi.En acele en çabuk tarafından bile oluşturduğum sofralarda bir nokta bir kare yakalayabilmek ve bunu sizinle paylaşabilmek. Kendimi daha bir işe yaramış hissetmemi sağlıyor. Bilgisayarımın karşısında, klavyem elimin altında olduğu sürece yazmak istiyorum.
                     Üçgen börek yada diğer adıyla çıtır börek yıllardır birçoğumuzun yaptığı bir börek çeşididir eminim. Bu pazar kahvaltıya yaptığım bu börek görünmeyen sofralarda bir köşelerde kalsın istemedim. Şahsen çok severim ben. Tabi çocuklar da seviyor.
                      Bu hafta eşim Kayseri'den dönüşte almış pastırmaları. Ben her pastırmayı yiyemiyorum. Çemenin kokusu beni rahatsız ediyor. Fakat geleneksel olan herşeye hürmetimin olduğu gibi pastırmaya da bir hürmetim var. Bu hafta Pembe Kekik'in bloğunda görmeden önce siparişi vermiştim eşime. Ben de şekli farklı olsun istedim. Bir paylaşım, bir tarif daha, diye asla değil. Sizlerle buluşmanın bir vesilesi daha olsun diye elbette ki.
                     Kolay bir börek. Yapılışı da kolay olacak.
(Ben 3 yufka kullandım 1 tepsi çıktı. Siz istediğiniz kadar yufkayla yapabilirsiniz. Bence en önemli nokta yufkayı el açması tercih etmek ve şeritler keserken fazla kalın olmayan şekilde kesmek.)
Malzemeler:
3 yufka,bir çay bardağı kaşar rendesi,küçük parçalara ayrılmış isteğe göre pastırma, bir bardak sıvıyağ, 1 yumurta.

  Yapılışı:

  1. Yufkanın üçünü üst üste koydum. Enlemesine şeritler halinde baştan başa kestim. Bu şeritler çok kalın olmayacak  çok ince de olmayacak.Şeritler kalın olursa üçgenleriniz büyük olur, ince olursa üçgenleriniz küçük olur.
  2. Her bir şeridi aldım fırça yardımıyla sıvıyağ ile yağladım.Bir ucuna kaşar-pastırma karışımını koyup üçgen şeklinde sardım. 
  3. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye yerleştirdim. Üzerine yumurta sarısı sürülmüş börekleri (isteğe göre çörekotu da kullanabilirsiniz) 180 derece fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirdim Afiyet Olsun...
Not: Börekler kıymalı yada istediğiniz başka çeşit malzemeyle de olabilir.Size kalmış.

17 Aralık 2011 Cumartesi

Ödülüm Var...

                                                                   
 Sevgili Emine Kaya beni "çok yönlü blogger" ödülüne layık görmüş. Kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Kendi hakkımda 7 gerçeği daha önceki postumda açıklamıştım. "İçinde sevgi ve saygılarımı ikram ediyorum." demiş. Benden de kendisine en içten dileklerimle sevgilerim gitsin.Teşekkürler Sevgili Emine Kaya.

15 Aralık 2011 Perşembe

Kestane Şekerli Krem Şantili Pasta


                              Hayırlı Cumalar Dostlarım. Dostlarım diyorum size. Biliyorum dostun anlamını en ziyadesiyle.Kendimi bildim bileli tanıdığım, hala görüştüğüm, sırdaşlık ettiğim, dostlarım var benim. Biliyorum bazılarınız içinizden diyecek ki "Dost sadece bir tanedir. Hadi diyelim iki tane".Yok benim birkaç tanedir.Çocukluğum onlarla geçmiştir. Sokaklarda onlarla oynamışım, İlk aşık oluşumu onlarla paylaşmışım, ilk hayal kırıklığımı ve sonrakileri. Acılarımı paylaşarak azalttığım, mutluluklarını mutluluğum yaptığım... Güzel günlerimiz güzel gecelerimiz, güzel 25 yılımız geçti.Ben ne isem onlar da o diyebilecek kadar güvendiğim dostlarım.Rabbim bana onları verdiği için binlerce şükür.
                             Şimdi ise sizlere diyorum dostlarım diye. Biliyorum biryerlerde beni okuyan, dinleyen, beni anlayan o güzel insanlar var. İçinizden birkaçını sanki yıllardır tanıyor hissiyle doluyum. Yada ortak bir noktada birleşince benimle aynı duyguları yaşadığına inandığım yürekler var.
                               6 ayı geçti bloğumu kurmam. Daha önceleri ne yapıyordum bilmiyorum. Öncesi yok. Sonrası var. Daha iyi nasıl düzenleyebilirim, güzel tarifleri nerelerden bulabilirim, gibi binbir çeşit düşüncelerim var. Bazı akşamlar yarınki tarifim ne olsun diye uyuyamadığım geceler. Herşeyi buradaki küçücük pencereye sığdırmaya çalışma çabalarım.
                                Yazmak yazmak istiyorum. Sonsuza kadar yazmak. Sayfalar dolusu yazmak. İçimi dökmek. Şimdi içinizden bazıları düşünecek mutsuzmuyum diye. Hayır. Tam aksine. Bir değişik sarhoşluk halindeyim sanki. Sakinim, umutluyum, sabırlıyım, hiçbir zaman olamadığım kadar hoşgörülüyüm...
                                 Kimbilir belki beni bu ruh haline sokan yegane şey cumanın hayrıdır. Dedim ya kimbilir...
Bu kadar tatlı konuştuktan sonra,bir tatlıyla noktayı koyalım değil mi.Buyurun tarifi almaya.

        Malzemeler;
Keki İçin: 5 yumurta,1 büyük boy subardağı süt, aynı bardakla sıvıyağ, aynı bardakla bir bardak şeker,1/2 tatlı kaşığı tarçın,1 küçük elma rendesi,6 kaşık kepekli un,8 kaşık normal un(gerekirse 1 kaşık daha koyabilirsiniz),2 kaşık nişasta,2 kabartma tozu,vanilin.

 Kremşantisi için; 4 beyaz kremşanti, 3 bardak soğuk süt.

İçi ve üzeri için; 1 tane muz, bir küçük kutu kestane şekeri,2 kaşık çekilmiş ceviz,2 kaşık çekilmiş yeşil fıstık içi,isteğe göre hazır çikolata sos.

Yapılışı:

  1. Yumurtaları kırıp şekerle beyazlaşana kadar çırpıyoruz. Üzerine kabartma tozu haricindeki bütün malzemeleri katıp karıştırıyoruz. En son içine kabartma tozlarını katıp karıştırıyoruz.Yağlanmış kalıbımıza koyuyoruz. Önceden 180 derecede ısıtılmış fırında pişinceye kadar bırakıyoruz.
  2. Bu arada kremşantilerimizi hazırlıyoruz.Sütünü az koyuyoruz ki koyu kıvamlı olsun. Eğer siz kremşantiyi çok sevmiyorsanız; hazır pasta kreması yada kendi yaptığınız herhangi bir pudingi iç malzemesi için kullanabilirsiniz. 
  3. Fırından çıkardığımız kekimiz soğuyunca ikiye kesiyoruz. İçini herhangi bir mermalat yada sütle ıslatıyoruz. Kremşantiyi sürüyoruz. Üzerine kestane şekerlerinin yarısını parçalara ayırarak serpiyoruz, muzun yarısını yuvarlak kesip koyuyoruz, ceviz kırıntılarını koyuyoruz. Diğer  keki de ıslatıp, üzerine koyuyoruz.
  4. Tekrar en üstünü kremşanti ile kaplıyoruz.Artan muzu, kestane şekerlerini koyuyoruz. Yeşil fıstıkla süsleyip üzerine hazır çikolata sosunu gezdiriyoruz. Afiyet Olsun.
  Ben bu tarifimi Sevgili Annemin Kızıyım'a Çay Kahve Bahane Etkinliğine gönderiyorum. Kendisine kolaylıklar diliyorum. Sevgiler...
                              

Milföylü Yufkalı Börek ve Hayatımdaki 7 gerçek...

                       
                         Cafe Portakal'dan aldığım bu tarifi yine geçen pazar gelen misafirlerim için yapmıştım. Kıymalısını tercih ettim. Altında ve üstünde milföy olan bu börekte içine yufka konuluyor. Yiyenler beğendi. Bigilerinize.

Malzemeler: 1paket milföy,2 adet yufka
İç Harcı: Kıyma, kurusoğan,karabiber,kırmızı biber, maydanoz.
Sosu: 1 yumurta,1 kaşık yoğurt,1 şişe soda,1/2 bu bardağına yakın sıvıyağ,
Yapılışı:

  1. Tepsinin tabanına yağlı kağıt serilir. Üzerine bir sıra milföy konulur. 
  2. Kıyma ince doğranmış kuru soğanla kavrulur. Soğumaya alınır.Baharatlar ve tuzu katılır.
  3. Milföylerin üzerine yufkanın bir tanesi parçalanarak kapatılır. Üzerine soğuyan kıyma harcı konulur. Kıymalar diğer yufkanın parçalanmasıyla tekrar kapatılır.
  4. En üste tekrar milföylerle kapatılır ve dilimlenir.
  5. Üzerine sos malzemeleri karıştırılarak dökülür ve 1 saat dolapta dinlendirildikten sonra fırına sürülür. Üzeri kızarıncaya kadar 180 derecede pişirilir. Afiyet olsun...

                Şimdi gelelim bu günkü ikinci konumuza: Sevgili Pasta Köşesi beni mimlemiş, beni düşündüğü için kendisine teşekkür ediyorum. Hayatımdaki 7 gerçek nedir demiş.Ben de şimdi başlıyorum  soruları cevaplandırmaya.

 1)İlk bakışta anlaşılır biri değilim sanırım. Mesela; bazıları beni soğuk bir insan olarak görür, bazıları saf bazıları ise fazla bilmiş vs. Karmaşık olmaya çalışmam aslında olduğum gibi görünme çabam her zaman üst safhada olmuştur.

2) Kızlarımdan ayrılamam. Yani sabah gidip akşama kadar görmesem kötü olurum. Onları babaannesine bırakıp giderim, işim bitince koştura koştura eve zor atarım kendimi. Bebekliklerinden kalma bu duyguyu atamadım bir türlü.

3) Geçen seneye kadar panik atağım vardı. Geleceği düşünerek kaygılanmak beni epey yoruyordu. İlaç milaç derken baktım olacak gibi değil tam bir tevekkülle Allah'a teslim olmayı seçtim.Şimdi hayrın ve şerrin O'ndan geldiğini daha iyi anlıyor ve başıma gelenleri daha vakur bir şekilde kabulleniyorum.

4)Hep deniz kıyısında küçük bir yerde yaşamak  hayalim vardır. Balığı denizden çıktığı gibi yemek, sebzeleri köy pazarından taze taze almak, hatta kendi otlarımı yemişlerimi kendim dağlardan toplamak gibi.

5) Sürekli birşeyler öğrenmek çabasındayım. Kendimi bildim bileli hep öğrenmeye çalıştım. Evlendim çocuğuma rağmen açık öğretimle okulumu 4 yıllığa  tamamladım, her gün işime yaramasada 3 ingilizce kelime öğrenmeye çalışıyorum mesela. Şimdilerde bütün derdim bloğum ve tabi yemek tarifleri oldu.

6) Çocukluğu başarılı geçmiş biri olarak lise de fena sayılmaz ama sonraki yıllarda geriye düşüş yaşadım hep.Başarısızlığa alışmam epey zamanımı aldı. Hırslı biri hiç olamadım. Ama elimden gelenin en iyisini yapmasam kendimi mutsuz hissediyorum. Yani başarılı olan insanları kalpten alkışlarım, onları takdir eder onlar için iyi dileklerde bulunurum.Sokakta bir insan görsem onun için içimden Allah'a dua ederim.

7) Sonuncu gerçeği sizin tamamlamanız gerekiyormuş sevgili okuyucu. Bu postu okuyunca lütfen oradan nasıl göründüğümü yazarsanız sevinirim.

      Şimdi sıra geldi yeni kişileri mimlemeye.Sevgili Fatma,Sevgili Durme,Sevgili Nesrin,Sevgili Fatoş arkadaşıma gitsin. Bakalım onların hayatındaki 7 gerçek ne imiş. Sevgiyle kalın.

13 Aralık 2011 Salı

Domatesli Kuzukulağı Salatası



                           " Pazar günü misafirlerim vardı" demiştim. Fakat fotoğraflamak kısmet olmadı. O günkü menümden kalan bir salata bu; Kuzukulağı  Salatası. Kuzukulağını çok sever ve bolca tüketiriz biz. Tabi bunun yanısıra tere ve roka da gelir. Bazen ise bu şekilde salatalarını yapıyorum.Bu defa içine sarımsaklı yoğurt yerine domatesin hem kurusunu hem de tazesini kullanmayı tercih ettim. İki aynı sebze ve iki farklı tadı birleştirmek istedim. Bence güzel bir salata idi. Yiyenler de beğendi. Sevgilerimle...

Malzemeler: 2 demet kuzukulağı,1 büyük domates,1 küçük konserve kutusu mısır,1 avuç kadar domates kurusu,zeytinyağı, limonsuyu, tuz.

Yapılışı:

  1. Domatesleri bir kaç saat önce sıcak suda yıkayıp yine sıcak suda yumuşamak üzere bekletiyoruz.
  2. Kuzukulağının yapraklarını doğruyoruz, salata kasesine alıyoruz.
  3. Taze domatesin kabuklarını soyup, küçük küçük doğruyoruz. Kaseye ekliyoruz. 
  4. Yumuşayan domates kurularını küçük küçük doğrayıp salataya ekliyoruz.
  5. Mısırları ekleyip üzerine zeytinyağı ve limon suyu gezdirip servis yapmadan önce biraz da tuz ekliyoruz. İsteğe göre dövülmüş ceviz ile süsleyebilirsiniz. Afiyet Olsun...

12 Aralık 2011 Pazartesi

Rulo Pasta


                            Cumartesi akşamı beni yeni tarifler deneme isteği tuttu. İki tarif denedim; biri güzel oldu. Bu güzel oldu dediğim rulo pasta. Daha öncede yapmıştım rulo pasta. Bu kez Oktay Usta'nın tarifini denedim.Ölçüler güzel tuttu. Pazar günü misafirlerim geldi. Tesadüf oldu, onlara da nasip oldu. Yiyenlerden tam not aldı. Denemeniz dileğiyle. Sevgiler.
                            Malzemeler:4 yumurta,1 çay bardağı toz şeker,5 çorba kaşığı un,1 vanilin,1 kabartma tozu,1 çorba kaşığı kakao,1/2 çay bardağından az su.
                               Kreması: 2 su bardağı süt,1 çay bardağı toz şeker,1 yumurta sarısı,2 çorba kaşığı un,vanilin.
                              Keki ıslamak için; 3 çorba kaşığı erik marmelatı.
                              Süslemek için Damla çikolata
                              Üzeri için 1 su bardağı soğuk süt, 1 tane sade kremşanti.
                              İçi icin 2 tane muz.

 Yapılışı:

  1. Kremşantiyi soğuk sütle çırpıp dolaba kaldır.
  2. Kek malzemelerini bir kasede çırp. Fırın tepsisine yağlı kağıt ser ve kek hamurunu dök. 200 derecede pişir.
  3. Hamuru tepsiden almadan önce alt tarafını hafifçe ellerinle ıslat(böylece çıkması daha kolay olacaktır.)Kekin üzerine erik marmelatını sür.
  4. Süt, şeker ve unu katarak ocakta puding kıvamında pişir ve ocaktan alınca vanilin ekle. Biraz ılınınca içine 1 tane yumurta sarısı ekle.Pandisyanyanın üzerine sür.
  5. Uç tarafına muzları soyup bütün koy ve kağıdı yardımıyla sıkıca rulo yap.Sardıkça yağlı kağıdı da bir taraftan çek. Kağıt yardımıyla rulo yapmak gerekiyor.
  6. Son olarak üzerine önceden hazırladığınız kremşantiyi sür ve çikolata parçacıkları ve muzla isteğine göre süsle.Afiyet Olsun...

10 Aralık 2011 Cumartesi

Buharda Brokoli Salatası



                                 Geçen pazar günü pazara gitmiştim. Oraya gidince ben kendimi kaybediyorum. Onu da alayım, bunu da alayım. Bazı pazarlar vardır. Köylülerin kendi kurdukları, o çevrenin bol yeşillikleri taze taze dolu olan, bol, bereketli olan pazarlar... Çok severim ben onları. Marketten almak (her ne kadar kendimiz tek tek seçsek de) pazarın tadını hiç mi hiç vermiyor bana.
                                   Brokolilerin olduğu tezgaha gittim. Az biraz brokoli almak istedim( çoğu zarar ya). Satıcı çocuk ;  "Kalmadı abla, şu paraya veririm abla " dedi. Allem etti kellem etti, bana bir poşet brokoliyi doldurdu. Ara sıra salataya kattım falan ama baktım bitecek gibi değil."Salataya katmakla değil, salatasını yapmakla anca biter bu" dedim kendime.
            Akşam vakti yıkadım ağzı geniş bir tencereye su koydum. Üzerine de süzgeci yerleştirdim. İçine benim brokolileri koydum. Ağzına da bir kapak. Sonra düşündüm neden içinde patates ve havuç olmasın ki.Zaten bunlar ayrılmaz üçlü değiller mi? (Yok değiller, onlar bezelye, patates ve havuç üçlüsüydü).Hepsini buharda pişirdim. Pişerken de üzerlerine tuz, nane ve kekik serptim. Salata tabağına aldım. Üzerlerine sarımsaklı yoğurt yakışır dedim. Sosuna iki kaşık da mayonez ekledim.  Son olarak nar ekşisi ve zeytinyağı ile bitirdim.
                       Bayılmadılar tabi tadına. Bizim evin birşey sevmez insanları. Ama mecburlar, bu brokoliler bi- te- cek. Bana gelince ben sevdim. Çok sağlıklı bir salata oldu. Hatta çok da güzel. Sonuç kızlar havucunu yedi, ben ise geri kalanını.Eşimin böyle sebzelerle arası olmadığı için gerisi malum...
                     Aklıma yıllar önce yaptığım buharda sebze ve tavuk karışımı geldi. Buhara sebzeleri koyarken içine tavuk parçalarını da koyuyorsun, tabi tuzlayarak. Birlikte pişiyorlar. Önce hangisi pişerse onu tabağa alıyor diğerlerini de pişiriyorsun. Sebzelerle birlikte tavuk etlerini didikleyip yiyiyorsun. Yani rejim yaparken yapmıştım.Böylesi de tavsiye olunur.
                        Bence haşlamaya güzel bir alternatif olmalı buharda pişirmek. Daha kuru, daha leziz. Artık gerisi size kalmış. Sevgiler...

9 Aralık 2011 Cuma

Kilis Tava (Tepsi Kebabı)



                          Hayat Cafe Tarifleri bloğunda gördüğümden beri denemek istiyordum.Meliha'nın tarifinin hemen hemen aynısını yaptım. Yapımı kolay geldi bana.Lezzetinin de öyle olduğunu düşündüm. Yani Antep yöresinde misafirliğe gittiniz mi mutlaka yapılan bir yemekse ...Ah ne güzel yemekleri var. Kebapları var. Keşke Antepli bir komşum falan olsaydı.
                            Yalnız abartmıyorum gerçekten çok enfes bir lezzet. Daha önce yaptığım kebaplara benzemiyor.Misafirleriniz geldiğinde, bir akşam yemeğinde çok iyi gidecektir. Hem yapımı zahmetsiz hem lezzeti garanti.
                         

Malzemeler: 1kg orta yağlı kıyma,2 kırmızı biber,3 tane yeşil biber, 1 orta boy soğan, 1/2 kaşık domates salçası,1/2 kaşık biber salçası, 1/2 demet maydanoz,1 tane domates,1/2 çay kaşığı karabiber,1/2 çay kaşığı pul biber,1/2 çay kaşığı kimyon,1/2 çay kaşığı kişniş.

Yapılışı:

  1. Soğanı, 1 adet yeşil biberi, 2 adet kırmızı biberi,soğanı robota atıp ince kıydım.Suyunu süzdüm, bir bardağa aldım.
  2. İki kere çekilmiş orta yağlı kıymaya robotta çekdiğim sebzeleri karıştırdım.Tuzunu, baharatlarını ekleyip başladım yoğurmaya.
  3. En son içine ince kıyılmış maydanozları ekledim, biraz daha yoğurup yağlanmış alüminyum tepsiye elimle bastırdım.
  4. 180 derece fırında kızarıncaya kadar pişirdim. Ben iki küçük tepsi kullanmıştım bunun için. Siz eğer varsa bir orta boy tepside yaparsanız daha iyi olur.Afiyet Olsun...

8 Aralık 2011 Perşembe

Sultan Lokumu (Krem Şantili)




                            Merhabalar sevgili dostlar.Nasılsınız bugün bakalım. Ankara yine kapalı, hatta yağmurlu.Hava durumu raporu verirmiş gibi oldum ama kapalı havalar beni, açık güneşli havalardan daha fazla etkiliyor sanırım. Sıkıntı kasvet falan işte. Neyse böyle şeylerden konuşmıyacağım bugün.Krem şantili sultan lokumundan bahsedeceğim. Kızımın tabiriyle Kartopu'ndan.
                            Efendim dün itibarıyla canım sütlü tatlı çekti. Kendi kafamda tasarladığım bir şey yapacaktım Biraz meyveli, biraz etimekli. Derken önce herşey yolunda idi.Muhallebimi yaptım, ocaktan aldım, 1-2 dakika sonra içine kremşanti katacaktım.Kattım da ama nasıl kremşanti, hani şu Doktor Oetker marka olan ve kaymak tadında olan var ya ondan işte. Bu krem şanti nasıl karışmış benimkilerin arasına? Onu da kısa bir özet geçeyim. Eşime listeyi verdim alışveriş yapması için,beyaz kremşanti dedim. O aldı geldi bunlardan,4 tane. Değiştir dedim değiştirmez. Bende bunu bir şekilde değerlendirmeliyim.Kurabiye falan...
                            Derken nerde kalmıştık. indirdim muhallebiyi ocaktan, 1-2 dakika ılındı,içine bu kremşantiden boşaltım. Bir iki karıştırdım baktım ki kaskatı oldu. Koyu kıvamlı bir şey oldu. Puding desem puding olmıyacak bunlardan. Bir ara atayım dedim. Kıyamadım nitekim içinde 1 kg süt var. Dolaba kaldırdım. Bir kaç saat sonra baktım daha katılaşmış. Ben de sultan lokumu yapayım dedim. İyi ki de yapmışım gerçekten güzel bir tarif çıkmış oldu ortaya. Bakmayın benim tarif buldum gibi dememe. Ne hattime! Sadece kremşantilisini bulmuş kadar oldum.
                              Biliyorsunuz her izleyicisine düşkün bloggerlar gibi bende beğenmediğim tariflerimi koymuyorum. Yani aslı da öyle olmalı bence. Fakat bu konulmayacak gibi bir şey olmadı inanın. Bir atışta kapıştı bizimkiler. En çok da hindistan cevizi yerine fındık kırıklarıyla yaptıklarımı beğendiler. Bilgilerinize...



Malzemeler: 1kg süt,1 su bardağı +2 yemek kaşığı şeker,1 su bardağı dolusu un,1 paket kaymak tadında kremşanti.
                  Süslemek için; 2 su bardağı hindistan cevizi yada fındık kırığı.

Yapılışı:

  1. Sütü derince bir tencereye alıyoruz. İçine şekeri katıp tadını kontrol ediyoruz. (Eğer daha tatlı seviyorsanız biraz daha eklemelisiniz)
  2. Ununu ekleyip güzelce birbirine karışana kadar çırpıyoruz.Ocağa alıp koyu kıvamlı bir muhallebi olana kadar pişiriyoruz.
  3. Ocaktan alıp bir iki dakika kadar karıştırarak soğutuyoruz.İçine bir paket Kaymak Tadında Kremşanti katıyoruz.İyice karıştıyoruz. Ilınınca dolaba alıp birkaç saat bekletiyoruz.
  4. Yeterince katılaşınca elimizle ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlak şekil veriyoruz.(Şekil verme kısmı en zor olan kısmı. Fakat ben daha öncede yapmıştım diğer tariflerinden Diğer hamurlarda da zor olan kısım bu yani. Bu tatlının en zor kısmı)
  5. Kolay şekil vermek için; kopardığımız parçaları,içine hindistancevizi koyduğumuz tabağa atıp orda şekil verirsek, işimiz daha kolay olur. Afiyet Olsun

 Küçük bir not; bu tarifi yaparken mutlaka Doktor Otker marka kaymak tadında kremşanti kullanmalısınız. Aksi takdirde kıvamı olmıyacaktır. Benim de yukarda açıkladığım gibi normal kremşanti etkisi olsaydı zaten puding yapacaktım. Sevgiler.

6 Aralık 2011 Salı

Arnavut Ciğeri



                        En çok Arnavutlar mı yaparmış yoksa Arnavutlardan mı öğrenmişiz bilmem ama her nasıl öğrenildiyse iyiki de kültürümüze karışmış. Ben ciğeri çok severim.Aslında süt ve yumurta haricinde her şeyi seviyorum herhalde. Yani direkt kullanmaktan bahsediyorum yoksa yumurta ve sütsüz mümkün değil. Hala bir bardak süt içemem. İçine birşeyler karışacak yada yumurta kokan şeyleri yiyemem mesela.İşte bu şekilde başladı yemek yapma aşkım. Herkesin yaptığını yiyemememdir buna sebep. O zamanlar internet yoktu. Önceleri takvim yapraklarından aldığım yemek tariflerini denedim. Hatta çok iyi hatırlıyorum. Bir keresinde patlıcanlı pilav yapmıştım. Bizimkiler beğenerek yemişlerdi.Zaten ondan sonra büyüyerek devam etti bu çalışmalarım.Şimdilerde ise altın çağını yaşıyor diyebilirim. Bizimkiler bundan rahatsız değiller. İşin garibi ben de çok alıştım bu şekilde yemek yapmaya, amma velakin şu kilolara iş geliyor takılıyor.
                      Bazen bakıyorum bloklara bloggerlar oldukça zayıf ve naif hanımefendiler. Nasıl oluyor diyorum. Sanırım onlar benim gibi tadına bakayım derken bir dilimi birden götürenlerden değil. Bu muhabbet tatsızlaşmaya başladı. Keyfim kaçmadan ben tarife geçeyim.

Malzemeler:
500 gram kadar dana ciğeri(zarı soyulmuş, sinirleri alınmış ve küçük küçük doğranmış),2 küçük patates,bolca un
Terbiyesi için;tuz, karabiber, kırmızı biber, kekik karışımı.
Kızartmak için sıvıyağ.
Yanında servis yapmak için 1 kuru soğan, 3 dal maydanoz.

Yapılışı:

  1. Ciğerleri bir kez daha yıkayıp süzgece alıyoruz. Patatesleri ciğerlerin boyutuna göre küp küp doğruyoruz.
  2. En önce yağda patatesleri kızartıyoruz.
  3. Patatesler kızarırken, ciğerleri terbiyesi; için tuz karabiber, kırmızı biber ve kekik karışımı ile iyice karıştırıyoruz. Daha sonra ununu ekleyip, bol unla iyice karıştırıyoruz. Bir süzgece alıp fazla ununu arındırıyoruz.Patatesler kızarınca ciğerleri tavaya alıyoruz, kızartıyoruz.
  4. Kurusoğanı soyup ortadan ikiye kesiyoruz. İnce ince dilimliyoruz.Tuz ve sumakla biraz ovuyoruz.Tabağın en altına soğanları onun üzerine ciğer ve patatesleri karışık döküyoruz. En üstüne ince ince doğradığımız maydanozları serpip sıcak servis yapıyoruz.

Lorlu Mantı (Çökelekli Mantı)



                                 Kayınvalidemden öğrendiğim tariflerden biri çökelekli mantı.Bizde de yapılır buna benzeyen şekliyde mesela bizde ıspanak, yada sade salçalı sosla yapılır. Eşim annesinin yaptığı şekliyle sevdiği için onu yaptım. Kayınvalidemden de tam not aldım. "Benimkini de geçmiş" dedi. O kadar diyorum.
                               İsterseniz bu ölçülerin yarısını alarak da yapabilirsiniz.O zaman iki beze olur. Biz kalabalıktık. Anca yetti.
                 Malzemeler: 2 yumurta,4 su bardağı un,1 su bardağı + 2 yemek kaşığı ılık su,1 tatlı kaşığı tuz, İçi İçin: tuzsuz lor peyniri.

Yapılışı:

  1. Yumurta, tuz, un karıştırılır. Suları da ekleriz. İçine azar azar un  eleyerek koyarız. Biraz katı kıvamlı bir mantı hamuru olur.
  2. Hamuru 4'e bölüp bezeler yaparız. Her bir bezeyi büyükçe açarız. Ne çok ince ne çok kalın olacak. Kayseri mantısı gibi keseriz lakin onun gibi küçük olmayacak, daha büyük kareler olacak. 
  3. Kesilen karelerin ortasına kıyma yerine lor peynirinden koyarız. İki çapraz ucunu birleştirip üçgen şeklinde kapatırız. Her bir bezeye şeklini verdikten sonra altına kalınca örtü serdiğimiz temizce bir yere kaldırırız ve böylece 2 saat kadar kurumasını bekleriz.
  4. Bir tencereye su doldurur, içine biraz tuz ekleriz.Kaynayınca hamurlarımızı mantı gibi salar pişiririz. Ocaktan alınca suyunu döker üzerine  biraz soğuk su koyarız. Bu arada tavada 3 kaşık tereyağ biraz sıvıyağ koyar kızarınca soğuttuğumuz mantının üzerine dökeriz. Bu mantı yoğurtla yenilmediği için benim kızlar ketçabı tercih ediyorlar. Mevsim sebzeleri bol yeşillikli bir salata ile güzel gidiyor. Afiyet olsun...

5 Aralık 2011 Pazartesi

Palamut Tava


                   Dün akşam yemeğinde palamut vardı. Çoktandır aklımdaydı. Böyle yeşillikler içinde, bol limonlu, iyi kızarmış şekilde.Dün pazardan dönüşte yemeğim olmadığı için kolay birşeyler olsun istedim. Balıkçıda durduk ve ilk gözüme takılan balık palamut oldu. İyiki de yapmışım kızım da yedi ilk kez. ( Bu aralar etle, tavukla, balıkla tanışma aşamalarındayız da...)
                  Benim gibi bir balık canavarının et yemez kızları... Gerçekten işim çok zor çok...Zaten onların ve babalarının yemek seçmesi değil midir beni blok açmaya götüren sebep.Gerçi iyi bir şeye sebep olmuşlar. Ama yeseler ben daha bir iştahla yapıcam yemeklerimi, tatlılarımı. Mesela mantarı kullanacağım bol bol, yada sakatat yemekleri yapacağım, ne bileyim işte bamya kötü bir yiyecek midir sizce de? Bizim evde seven yok da ben hariç...
                Neyse yine çenem açıldı."Az laf çok iş" sloganım bu olsun benim de tabi kendimi tutabilirsem.Neyse hanımlar çok işim var çok. Siz bir de benim yaptığım şekilde yapın palamutlarınızı inanın çok seveceksiniz. Sevgiler...

Malzemeler: 1 kg palamut(temizlenmiş),1 yumurta,2 kaşık un,tuz,1tane limonun suyu, bir çay kaşığı karabiber.
Kızartma yağı: 2 kaşık tereyağ,yeteri kadar sıvıyağ.

Yapılışı:

  1. Palamutlar yuvarlak kesilir.Geniş bir kaba yumurta kırılır,un, tuz limon suyu, karabiber katılır iyice çırpılır. Gerekirse biraz daha limon suyu ekleyebilirsiniz.
  2. Balıklar bu karışıma batırılır. Tavaya tereyağ konur eriyince içine sıvıyağ eklenir, biraz kızdırılır.Balıklar kızgın yağa atılır. (İsteğe göre kızartma aşamasını sadece sıvıyağ ile de yapabilirsiniz)
  3. Bol yeşillikle servis edilir. Afiyet Olsun...

4 Aralık 2011 Pazar

Aşure



                         Aşure iyiki geleneğimizde var ve iyiki yapıyoruz diyorum. İçinde türlü yemişler, türlü çerezler..
Yemelere doyulurmu, yemeden durulurmu?
                         Eşim dün yapmamı istemişti, ama ne zaman? Akşam şehirdışından  dönerken. Bilen bilir tabi aşurenin öyle bir iki saat içinde yapılamıyacak türden bir tatlı olduğunu? Gel gör ki eşim nerden bilsin? Aslında bu da ilgimi çekmiyor değil. Yani ben araba markalarını, markaların modellerini merak ediyorum yada hangi takımın ne zaman maçı var, şike olaylarında durumlar nedir  bilgi sahibiyim az çok. Fakat eşim aşurenin, neredeyse bir gece önceden ön hazırlıklarının yapılması gerektiğini bilmiyor."Hayatım bu akşam aşure yaparmısın? diye sorabilecek kadar da sakin davranabiliyor. Belki ben biraz abartıyorumdur. Neyse bu fasıl uzar gider. Ben tarifi paylaşayım.

Malzelemer:
1 kg aşurelik buğday, 1 su bardağı kuru fasulye, 1 su bardağı nohut,6 su bardağı şeker, 2 su bardağı kuru kayısı,1,5 bardak incir,2 bardak kuru üzüm,1 çay kaşığı tuz,1 çay kaşığı karanfil,2 bardak fındık,2 bardak fıstık içi(tuzsuz),1 su bardağı kırılmış ceviz,2 adet nar.

Ön hazırlık için:

  • Bir gece önceden bugdayı, kuru fasulye ve nohutu yıkayıp sıcak suda beklettim.
  • Fıstıkları, fındıkları ikiye ayırdım. Cevizi ise irice parçalar halinde robatta çektim.
Yapılışı:
  1. Buğdayları genişçe bir tencerede haşladım. Nohutlar ve kurufasulyeler içinde aynı işlemi ayrı ayrı tencerelerde yaptım.
  2. Kayısıları ve incirleri dörde bölüp ayrı ayrı tencelerlerde çok yumuşamıyacak şekilde az suyla haşladım.
  3. Aynı işlemi kuru üzümler için de yaptım.
  4. Büyükçe bir tencereye önce haşladığım buğdayları aldım. Suyunu ekledim( Suyu ne az nede fazla olacak. Kaynayacağını düşünerek suyunu koyuyorum) Haşlanmış nohut ve kurufasulyeleri ekleyip şekerini da kattım.
  5. Biraz bu şekilde sık sık karıştırarak ocakta beklettim. Karanfilini, fındık fıstığını ekledim.3 dakika kadar tuttum. Bu sefer en son olarak kuruüzüm, kayısı, ve incirleri ekledim. 3 dakika kadar da bu şekilde bekletince ocaktan aldım. 
  6. Kaselere koyup üzerini kırılmış ceviz ve nar taneleri ile süsledim. İsteğe göre bu aşamada tarçın da eklenebilir. Afiyet Olsun.