..

16 Ocak 2012 Pazartesi

Kuru Patlıcan ve Kabak Kavurması



                     Ak akçe kara gün içindir, damlaya damlaya göl olur, ne ekersen onu biçersin... Evet atasözleri ama ne alaka? Bu akşam kızımla ödev için, abartısız yarım saat atasözü beğendik, açıkladık. Ya nedir benim bu başak burcundan çektiğim? Bu kadar mı zor karar verir bir insan? Büyüyünce neler olacak düşünemiyorum...
                      Bütün bir yaz karınca gibi kışlıklarımı hazırlamıştım.Bu kuru patlıcanları yazdan ince ince dilimler halinde kesip, tuzlayıp kuruttum. Harika oldular, bir de annemin gönderdiği kabak kuruları vardı. Yazdan da bahsettiğim üzre ikisini evlendirip bir tabakta beyazlatmak bu güne nasip oldu.
                      Sebze kurularını seviyorum en çok da haşlanırken mutfağa yayılan kokularını.Evet tamam biliyorsunuz bu çok basit, ne yapalım  bugünde mutfaktan şansımıza bu çıktı. Ne olsun? Bereketli olsun.
                      Ve günün anlam ve önemine istinaden: Sakladım samanı işte geldi zamanı. Afiyet ve bereketle.

Malzemeler: 1 kase patlıcan kurusu, 1 kase kabak kurusu,1 orta boy soğan, 1/2 kaşık biber salçası,1/2 kaşık domates salçası, üzeri için ; yoğurt.

Yapılışı:

  1. Patlıcan ve kabak kuruları yıkanır ve ayrı ayrı tencerelerde haşlanır.(Haşlamanın süresi yok onu bakarak kendimiz karar veriyoruz)
  2. Soğan bir tavada biraz sıvıyağ ile birlikte pembeleşinceye kadar kavrulur ve üzerine kurular eklenir.Salçalar koyulur. Üzerine yoğurtla servis yapılır.
Not: Benim patlıcanlarım ve kabaklarım tuzlu kurutulduğu için fazla tuzu tercih etmedim. Sizinki tuzsuz ise bakarak pişirmede yarar var. Tavaya koyduğunuz anda tuz ekleyip eklemiyeceğinize karar verebilirsiniz.


15 Ocak 2012 Pazar

Böğürtlen Soslu Rulo Gofretli İrmik Pastası


                     
                       Eski zamanlarda bir kral varmış.Saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş ve izlemeye başlamış neler olacak diye.Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri  gelmişler.Ama nasıl? Kayanın etrafını dolaşarak.Hatta bir de kralı eleştirmişler." Bu kadar vergi alıyor da, yollara bile bakmıyor" diye.
                    Sırada saraya meyve sebze getiren bir köylü yolda görünmüş. Sırtındaki küfeyi yere indirmiş, iki eli ile kayaya sarılıp itmeye başlamış. Sonunda kan ter içinde kalmış ama, kayayı da yolun kenarına çekmiş. Kayayı çekince bir de ne görsün? Orada bir kese altın var.Yanında da kraldan olduğu anlaşılan bir not. Notta şöyle diyormuş:"Bunlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir."
                   Kral burda bir ders vermişti.Aslında engeller, yaşam koşullarımızı daha iyi yapacak birer fırsattır.
                   Her şey bakmakla oluyor, nasıl bakıyorsan öyle görüyorsun. Fırsat gibi görürsen fırsata dönüşüyor, zorluk ve şanssızlık olarak görürsen şanssızlık oluveriyor. Bütün engellerinizin fırsata dönüşeceği mutlu haftalar diliyorum.


                   Bu tatlıyı böyle yapmak fikrini 100de 100 marifet bloğundan gördüm. İrmikli tatlı ancak bu kadar güzel bir pasta olabilirdi. 
                   Bu tarifim Özlem'e gitsin Sevgiler Özlemciğim Bol katılımlar.   


Malzemeler;1 kg süt, 1 su bardağı irmik,9 yemek kaşığı şeker,1 vanilin, 1 kaşık margarin,1 kaşık nişasta,1kaşık un,1 kaşık limon kabuğu rendesi.
İçi için; 1 muz, 1 paket yulaflı bisküvi, 1 çay bardağı iri çekilmiş ceviz.
Kenarları İçin : 3 paket rulo gofret.
Üzeri İçin: Dr. Oetker hazır bögürtlen sos. 


Yapılışı: 


  1. En küçük boy kelepçeli kalıbın altına kepekli bisküvileri diz. 
  2. Sütü tencereye al, içine şekeri, irmiği, un ve nişastayı ekle iyice karıştır sonra ocağa al içine limon kabuğu koy, pişir. İndirince içine vanilin ve 1 kaşık margarin ekle iyice karıştır. 
  3. Sütlü karışımı kelepçeli kalıba yarısını yavaş yavaş dök. Bir taraftan dökerken bir taraftan da rulo gofretleri diz. Böylece rulolar düzgünce dizilecektir.
  4. Dilimlenmiş muzu ve cevizleri üzerine dök. (İsteğe göre bu aşamada tarçın da eklenebilir)Geri kalan irmikli tatlıyı cevizlerin üzerine eşit dök. Üzerini düzle. Soğumaya bırak
  5. Soğuyunca üzerine hazır böğürtlen sosunu dök. Kelepçeli kalıptan çıkar servis yap. Afiyet Olsun. 

13 Ocak 2012 Cuma

Tahinli Kurabiye



                             Geçen hafta görümcemin misafirleri vardı. Bu kurabiyeleri onun için yaptım. Gecenin 23 ünde karar verdim ve kalkıp hiç üşenmeden yaptım. Sonuç çok güzeldi. En sevdiğim kurabiyeler arasında şimdiden yerini aldı. Tarif Portakal Ağacı'ından. Sevgili Hatice de bir kabartma tozu paketi arkasından almış. Biraz sert bir kurabiye oluyor. Fakat bir o kadar da ağızda dağılıveriyor.Müthiş bir lezzet eğer tahin tadını seviyorsanız.Denemeniz dileğiyle.
                            Bu tarifim Gülayce'ye gitsin. Sevgilerimle...

Malzemeler: 1 su bardağı toz şeker,1 su bardağı tahin,200 gram yumuşamış margarin,1 yumurta sarısı(beyazı üzerine),1 vanilin,3,5-4 su bardağı un, ben birde 1 çay kaşığı kabartam tozu ekledim, üzeri için susam.

Yapılışı:

  1. Yumurtanın beyazını ayırıyoruz. Şekeri tahinle margarin ve yumurta sarısı ile birlikte erimesini sağlıyoruz. Daha sonra biraz un ekliyoruz. Kabartma tozunu ekliyoruz. Yoğuruyoruz. Azar azar un ekleyerek istediğimiz yumuşaklığa gelmesini sağlıyoruz.
  2.  Ben fazla sert bir hamur yapmadım. Normal kurabiye hamuru şeklinde yaptım.Sevgili Hatice sert hamur yaptığını söylemiş. Fazladan ben kabartma tozu eklemiştim. Oninkinde yoktu. Buna istinaden fazla sert yapmadım.
  3. Hamurdan ceviz büyüklüğünde bezeler alıyoruz.Önce yumurta beyazına sonra susama batırıyoruz. 180 dereceli fırında (biraz da ısıyı düşürerek fırında tuttum) pişinceye kadar bekletiyoruz.Afiyet Olsun...


12 Ocak 2012 Perşembe

Greyfurtlu Elmalı Roka Salatası


                          Çook hastayım. İki gündür (öyle görünüyor ki birkaç gün daha sürecek) grip olmuşum. Her yerim ağrıyor.Boğazlarım, başım... Havalar soğuyup kış kendini gösterince hasta olmamak imkansız gibi bir şey bizim evde. En önce eşim yakalandı sonra ben, kızlara geçmez inşallah.
                         Doktorlar sarılıp öpüşmeyin diyorlar. Uzak durmak lazım böyle zamanlarda. Bizim Gülbeyaz teyzeye göre ise "Sarılıp öpüşmekten bir şey olmaz.Yeter ki niyetini bozma" Evet yanlış duymadınız. Grip de birçok diğer şeyler gibi niyetle oluyormuş. Yani eğer sen "gönlünü çürük tutarsan" bulaşırmış. Sen çok yaşa emi Gülbeyaz teyze.
                         Salatamıza gelince, roka salatasını bir de böyle deneyin derim. Erik ekşisi sosunu çok beğendim. Greyfurtlu roka salatası daha önce yapmıştım ama bu kez içine  Amasya elmasının o kendine has kokusunu da ekledim. Sonuç güzeldi. Lor isteğe göre konulmayabilir.  Daha fazla muhabbet etmek isterdim ama inanın zor duruyorum. Benden bu kadarlık dostlarım. Bol sağlıklı, bol vitaminli günler dilerim hepinize. Sevgiler...

Malzemeler: 1 küçük demet taze roka,5-6 dal taze nane, 1/2 büyük greyfurt,1 küçük Amasya elması, 2-3 yemek kaşığı lor, 2 yemek kaşığı zeytinyağı,3 yemek kaşığı erik ekşisi sosu.

Yapılışı:

  1. Rokalar yıkanır elimizle büyük parçalar halinde, derince bir kaseye doğranır.Naneler için de aynı işlem yapılır.
  2. Greyfurt soyulur ve dilimlere ayrılır. Üzerindeki ince zarlar soyulur büyük parçalar halinde salataya eklenir.
  3. Elma soyulur ve ince küçük dilimler halinde salataya eklenir.En üste lor peyniri serpirilir.
  4. Zeytinyağı ve erik ekşisi sosu hazırlanır. Salataya servisten hemen önce ilave edilir.Afiyet Olsun...  

10 Ocak 2012 Salı

Cezerye Tadında İncirli Tatlı


            Nereye kadar ısrar edebilirsiniz?  Yani bir insan en son ne kadar ısrarcı olabilir. Ben hiç ısrar edemediğimin farkına vardım Hep bir söz dinler, halden anlar haldeyim. Bengisu'yu izledim geçen gün. Büyük kızım öyle değil ama küçük olan (Bengisu) o kadar ısrarcı ki. Üstelik bunu da o kadar tadında yapıyor.
          "Hadi anne, hadi anne" demiyor. Benim elimi kolumu tutmuyor.Bir başkalık var sanki. Gelip sırtıma çıkıyor, boynuma dolanıyor öpüyor,"Benim pamuk annem, yumuşak annem, ne takar da yumuşaksın " diyor. Fakat en sonunda istediğini de alıyor. Sadece ben mi dayanamıyorum diye, babaannesine karşı da gözlemledim. Nasıl konuşacağını, istediği şeyi ne şekilde elde edeceğini gayet iyi biliyor. Bengisu'dan öğrenecek çok şeyim var.
            Israrı bu kadar sorgulamamdaki sebep: Eşimin bana Ankara dışında sınava girmem konusunda izin vermemesi. Yok ben seni dinlemiyeceğim falan desemde, sanki kötü birşey olursa bak ben razı değilken yaptın diyecek diye korkumdan ısrar edemiyorum. Israrcılığı sevmiyorum, ama düşününce kendime Ankara'da şansım yok gibi geliyor. Küçük yerlerde şansımı denemeyi hatta şansımı artırmayı düşünüyorum. Israrın son sınırı nereye kadar olmalı. Hele de benim gibi son şansınız ise?

                           Bu tatlıyı geçen gün yaptım. Cezerye tadında oldu.Dikkat edilmesi gereken noktası aynı gün yenmemesi. Kesinlikle ertesi günü yenilmeli. Yanında dondurma yada kaymak ile harika gidiyor.
                            Ben bu tarifimi Özlem'e gönderiyorum.Bol katılımlar diliyorum.

Malzemeler: 4 yumurta,1/2 su bardağı şeker,1 kaşık portakal kabuğu rendesi,1/2  su bardağı süt,1 bardak sıvıyağ,1 bardak kuru  incir( küçük küçük doğranmış),1 bardak hindistan cevizi,1 vanilin, 2 kabartma tozu,1,5 bardak galeta unu(gerekirse biraz daha ekleyebilirsiniz)
Şerbeti İçin: 1,5 bardak portakal suyu,1,5 bardak su,2 bardak şeker.

Yapılışı:

  1. Öncelikle şerbeti için verilen malzemlerden şerbet hazırlıyoruz. Soğuması için bırakıyoruz.
  2. İncirleri sıcak suda yıkayıp (içlerine bakarak) mümkün oldukça küçük parçalar halinde doğruyoruz.
  3. Yumurtaları kırıp şekerle 3 dakika çırpıyoruz.İçine diğer malzemeleri ekleyip,kek hamuru elde ediyoruz. En son incirleri ekliyoruz. En büyük boy borcamı yağlayıp döküyoruz.
  4. Önceden ısıtılmış 180 dereceli fırında üzeri kızarıncaya kadar pişiriyoruz.
  5. Çıkınca kek biraz ılınıyor. Soğuk şerbeti, ılık kekin her yerine eşit yayıyoruz.En son üzerini istediğimiz malzemlelerle süslüyoruz. Afiyet Olsun...

9 Ocak 2012 Pazartesi

Ev Usulü Kapalı Kıymalı Pide


                          Şu soğuk ve karlı kış gününden merhaba hepinize. Havalar soğudu, hastalıklar başladı. Ev halkı birer ikişer hasta yataklarında yatmaktalar. Ben ise kah meyve suyu sıkıyorum onlara, kah sıcak çorbalar... Bir türlü halihazırda bulunan tarifleri paylaşmak nasip olmuyor. Bütün gün yataktan çıkmayan sevgili kocacığım, soğuk terler döküyor.Çocuklarımı mümkün oldukça yanına sokmamaya çalışsamda, yaramaz Bengisu bir türlü durmuyor. Bir sebep bulup babasının yanında alıyor soluğu.
                           Rabbim hepinize şifalar versin diyorum ve bu tarifimi   Çay Kahve Bahane Etkinliği evsahibesi gülayce'ye gönderiyorum. Sevgilerimle...



Malzemeler: 1 su bardağı ılık  süt,1/2 su bardağı sıvıyağ,1 küçük paket kuru maya,1/2 su bardağı ılık su,2 tatlı kaşığı tuz,3 tatlı kaşığı şeker, 1 yumurta beyazı(sarısı üzerine),aldığı kadar un.
İç harcı için; 200 gram kadar yarımyağlı kıyma, 1/2 demet kadar ince kıyılmış maydanoz,1 kuru soğan, karabiber, tuz.
Üzeri için haşhaş tohumu ve yumurta sarısı.

Yapılışı:

  1. Ilık süt, ile mayayı iyice erit, içine su, sıvıyağ ve yumurta beyazını ekle, tuz ve şekeri de katıp aldığı kadar unla bir hamur yoğur.Hamur kulak memesi kıvamında olsun. Yarım saat kadar sıcak bir ortamda üzeri kapalı olarak beklet.
  2. İç harcı için soğanı incecik kıy kıymaya ekle. Maydanozu incecik kıy tuz ve karabiber ile birlikte kıymaya ekle.
  3. Hamurdan ceviz büyüklüğünde bezeler al, tek yönlü olarak uzunlamasına olacak şekilde aç.İçine sıra halinde uzunlamasına harcı koy. Uçlarına yumurta sarısını sür daha iyi yapışması için. Uçlarından birleştir. Hamur bitene kadar işlemi tekrarla. 
  4. Üzerine yumurta sarısı sür ve isteğe göre haşhaş tohumu katarak 180 dereceli fırında iyice kızarıncaya kadar pişir.Afiyet Olsun...

6 Ocak 2012 Cuma

Sigara Böreği


                  En sade güzellikler hep nedense en arkalarda aklıma geliyor. Gerçi herşey böyle sanırım. Mesela benim eski düğünlerde çektirdiğim fotoğraflarıma baktığımda "Hangi akla hizmet bu kadar makyaj yaptırmışım diyorum." Yaptırmışım diyorum çünkü kendim koyu ve abartılı herşeyden kaçındığım gibi,  makyajın koyusunu de sevmem. Bazı kuaförler var: Yok efendim bu gece sıradan bir gecemi. Bu elbiseye bu kadar hafif makyaj olmaz. Biraz parlatalım. Zaten gece boyunca yarısı akacak bu kadar koyu kalmayacak "gibi bahanelerle beni palyaço tarzı birşeylere çevirmişler. Ben herzamanki söz dinler halimle kabullenmişim durumu. Hatta bir keresinde çok iyi hatırlıyorum. Bir kuaföre gitmiştim. Saçlarımı küt kestirmek istiyordum. Bana ne yaptı ne etti, bu senenin modası diyerek altları uzun üstleri kısa birşeyler yaptı. "Acep ben de mi sorun" diyordum. Baktım her gelene aynı saçı kesiyor. Kadın da hamile birşey diyemiyorsun, halden anlar olunca.
                    Yok artık bunlar bu sene ile birlikte tarih olacak. Çocuklarım da dahil,  hiçkimse için, istemediğim birşeyi yapmama kararı aldım. Kendimi daha iyi ortaya koymam gerekiyor.
                    Nerden geldi bu konu şimdi aklıma derseniz; " Yukarıdaki görüntüden" diyeceğim. Sigara böreği niyeyse paylaşılacak bir tarif değilmiş gibi gelirdi. Halbuki unutuyorum en kolay görünen şeyleri de öğrenmek isteyecek birilerinin olabileceğini.
                     Pek çoğumuzun yaptığı gibi ben de vaktim olduğunda, sigara böreği sarar buzlukta saklarım. Kahvaltıda yada acele bir misafir geldiğinde benim kurtarıcım olur. Bu yüzden bu böreğe (her ne kadar adı yasaklı olsa da) hürmet edesim var.Eminim hepiniz seversiniz hatta belki daha başka çeşitlerini de yaparsınız. Ben bugünün anlam ve önemine istinaden, en sade en bilindik haliyle paylaşıyorum. Sevgiler...
Ben bu tarifi 71. Hafta Porselen Demlik Çay Saati Etkinliğine ev sahipliği yapan arkadaşım Özlem 'e gönderiyorum. Arkadaşıma kolaylıklar diliyorum.
 
Malzemeler: 6 adet yufka, yeterince lor peyniri, 1/4 demet maydanoz, biraz karabiber.
                     Kızartmak İçin : sıvıyağ.

Yapılışı:

  1. Yufkalar 16'ya bölünür.Adına yakışır incecik olsunlar diye.Loru bir tabağa alırız, içine maydanozu ince kıyarız.1 çay kaşığı kadar karabiber ekleriz.
  2. Her bir yufkanın geniş kenarına hazırladığımız karışımı koyar sarmaya başlarız.Sarma işlemi bitince, ucunu hafifçe suyla ıslatır yapıştırırız.
  3.  Kızgın yağda kızartır, yağın fazlasını alsın diye bir peçeteye alırız. Soğumadan tüketilir. Afiyet olsun...


                

5 Ocak 2012 Perşembe

Armut Kurabiye


               Küçük kızların bebekleri,
               Fırfırlı şirin etekleri
               Yastıktan yapılmış evleri
               Bir de hayali prensleri var.

              Plastik mutfak setleri
              Kısa tırnaklı küçük elleri
              Makyajsız güzel yüzleri
              Bir de gelinlik hayalleri var.
                Çok severek dinlediğim bu şarkı, pek çoğunuzun bildiği gibi Model grubunun Çürüsün Gelinliğim şarkısı. Sürekli bunu dinliyorum. Sanki benim kızlarımı anlatıyor o kadar seviyorum ki.
                Ve bu çok sevdiğim küçük kızlarıma ara sıra böyle sürprizler yapıyorum. Armut şeklindeki kurabiyeleri görünce İzgi'nin yüzündeki ifadeyi görmeliydiniz.
                Tarif arkadaşım Halime'den. Kendisi liseyi bu bölümde okuduğu için daha birçok tarif var onda. Kocaman kaynak bir kitap gibi.Halime bu kurabiyeleri oğlunun Yerli Malı haftasında yapmış. Çocuklar bayılmışlar tabi.Ben de görünce dururmuyum. Şimdi gelelim tarife:

         Malzemeler: 1 margarin (oda sıcaklığında), 1 bardak pudra şekeri,1 yumurta,3 yemek kaşığı sıvıyağ,1 kabartma tozu,1 şekerli vanilin,aldığı kadar un.
        İçi İçin: 1 su bardağı fındık kırığı, 1/2 su bardağı kuşüzümü,1 çay kaşığı tarçın.
        Üzeri için: kürdan, tane karanfil, yeşil ve sarı renk gıda boyası.

Yapılışı:

  1. Margarine şekeri ekle, karıştır. Yumurtayı kır,sıvıyağı ekle, kabartma tozu, vanilin ekle karıştır. İçine yoğurdukça un ekle. Böylece kulak memesi kıvamında bir hamur elde et.
  2. Ceviz büyüklüğünde hamurdan parçalar kopar, elinde yuvarla içini içli köfte gibi oy. Harçtan kat.Kapattığın yeri sapı yap.Armut şekli ver. Kürdanı ikiye kırıp sapını yap, Altına da karanfil koy.
  3. Hamur bitene kadar bu işlemi tekrarla. Önceden ısıtılmış 180 dereceli fırına koy. Hafif pembeleşinceye kadar pişir.
  4. Çıkınca soğut. Soğuyunca eline eldiven giy ve sarı ve yeşil gıda boyasından gelişigüzel sür. (Ben hepsine sürmedim. Biz boyasız tercih ettik. Fikir vermesi açısından böyle boyadım.)

4 Ocak 2012 Çarşamba

Dost sofralarından karışık




                             Bu tabak arkadaşım Nurcan'ın marifeti. Tabaktakiler: 1) Örgü Çörek 2) Susamlı-Tuzlu Kurabiye 3) Yeşilli Kek 4) El Açması Patatesli Tepsi Böreği 5) Kış Yeşillikleri Salatası 6) Kremşantili Süper Kek 7)  Kastamonu'nun Kesme Helvası
                             Arkadaşımın bütün yaptıkları güzeldi ama ben en çok : Susamlı-Tuzlu Kurabiye, Kremşantili Kek ve Kastamonu helvasını beğendim.

                                       Yukarıdaki tabak ise arkadaşım Meral'den. Bize süper şeyler hazırlamış kendisi.
Tabaktakiler: 1) Yaprak Sarma 2) Peynirli Su Böreği ( hazır su böreği yufkasından) 3) Elmalı Kurabiye 4) İçli Köfte 5) Kremalı Revani  ve resimde görünmeyen makarna salatası. Bu tabakta benim favorim İçli Köfte, Su Böreği ve Makarna Salatası oldu.
                     
                             Hadi bir tane de benim masamdan olsun.Kızımı okula gönderdikten sonra, arkadaşlarımı çağırmak aklıma gelmişti. Bir aceleyle böyle bir sofra çıktı ortaya. Masadakiler: 1)Zeytinli Pastane Poğaçası 2)  Makarna Salatası 3) Fasulye- Biber Turşusu 4) Sigara Böreği 5) Kepekli Kurabiye 6) Haşhaşlı Çörek 7) Şekerpare Tatlısı. Bu masada favorim: Kepekli Kurabiye ve Turşular idi.

                          Son fotoğraflar ise büyük görümcemden. Dün akşam bizi yemeğe çağırdı. Bakın bize ne muhteşem şeyler yapmış. Yukarıdaki resimde gördüğünüz ekmeğin adı Çerkeş'in Cıvık Çöreği. Daha önce Çerkeş'ten alıp yemiştik ama evde yapılabileceği aklıma bile gelmezdi. Bu muhteşem lezzeti sizinle paylaşacağım. Anlatılmaz tadılır diyebiliyorum sadece.























                                 Yukardaki resimde nefis Kıymalı Böreğini görüyorsunuz.
             
                                        En sevdiğim sebze Bamya Yemeği.
                                             
                                                 Nefis nar gibi kızarmış doldurulmuş Hindi.

                                  Ayrıca sunulan İç Pilav. Muhteşemdi.

                                                Bamya sevmeyen eşime Barbunya yapmış.

                                Etyemez kızlarımı düşünerekten Patates Kızartmış.
                                Bunların yanında salatalık-acur-lahana turşuları ve görüntüleyemediğim Tarhana Çorbası vardı. Biz epey kalabalık olduğumuz için resimlere özen gösteremesemde tadları takdire şayandı. Ablamın sofrasından favorim: Tabiki Cıvık Çörek, İç Pilav ve Bamya Yemeği oldu.
                                Şimdilik benden bu kadar dostlarım başka bir postta buluşmak dileğiyle. Sevgiyle kalın...

3 Ocak 2012 Salı

Blok başlığımı beğendiniz mi?



                              Bir kız tanıdım, Almanya'da. Adı Hatice.Petrolmavilim adlı bloğun sahibesi.Bu gün size onu ve birlikte yaşadığımız bir günü anlatacağım.Yok birlikte gezip tozmadık,sanal alemde birlikte takıldık.Biraz açacak olursak,benim yukarda gördüğünüz blok kapağımı yaptık.
                             Benim uzun zamandır bir blok kapağım yoktu bildiğiniz gibi. Hatice sağ olsun şirince tatlar ın blok kapağını da yapmış ve isteyenlere yapabileceğini söylemiş. Ben de kendisine "Ben de istiyorum" dedim.Bu gün ikiye sözleştik.Kendi resimlerimi kullanmak istiyordum. Bunu söyledim, ona elimden geldiğince yardımcı olmak istesemde pek anlamadığım için sık sık işleri karıştırdım. Yaşı küçük sabrı büyük o kız, bana hep nazik bir şekilde yardımcı oldu. Yaptığımız işin içime sinmesini sağladı. Burdan kendisine bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum.Sağ ol Hatice. İyiki varsın. 

1 Ocak 2012 Pazar

Glazür Çikolatalı, Greyfurtlu Zebra Kek

           
               Nihayet 2012 geldi. Üzerine felaket senaryoları yazılan, bazıları ise tam tersini düşünerekten bir çığırın açılacağı bildirilen o beklenen yıl geldi. İtiraf etmeliyim ki ben bu yıl bir başka umutluyum. Mutluyum.Bu seneyi yine sınavlarımla açıyorum. İşte bu yüzden 2 ay gibi belki 3 ay gibi bir süre pek aktif olamayabilirim. Bu sınavlarda, son kez elimden geleni yapacağım. Daha da olmazsa " Takdir-i ilahi " diyeceğim.
           
         


       Tatlı ile açılışı yapmak istedim, bir yıl böyle tatlı geçsin diye.Çayın kahvenin yanında sevilerek yenilecek bir kek. Zebra keki daha önce denememiştim.Bence içine ne antepfıstığı, ne çikolata eklemeye lüzum var. Hem tadı hem görüntüsü, sade haliyle misafir ağırlamaya yeter.
               Niyetim kakaolu, antepfıstıklı kek yapmaktı, üzerine glazür çikolata sürecektim...Harcın yarısına kakao eklemek, kalıba koymadan hemen önce aklıma geldi.Ve sonuç bu işte. Böyle muhteşem bir kekim oldu. Yaşasın kek yapmak ve yemek tabi. E nihayetinde  tombul hatunun tekiyim öyle değil mi?
                 

Malzemeler: 4 yumurta,1 su bardağı sıvıyağ,2 yemek kaşığı dolusu yoğurt,1 su bardağı greyfurt suyu,2 dolu yemek kaşığı nişasta,1 su bardağı şeker,2 kabartma tozu,1 vanilin, 1 su bardağı antep fıstığı içi, 2 yemek kaşığı dolusu kakao, aldığı kadar un.
Üzeri İçin: Dr. Oetker marka glazür çikolata.

Yapılışı:

  1. Fırını 180 dereceye ayarla.Kalıbı katı yağ ile yağla.Yumurta ve şekeri 3 dakika kadar iyice blendırda çırp.Üzerine yoğurt, greyfurt suyu, sıvıyağ, nişasta ve biraz un koy. Karıştır. Kabartma tozu ve vanilini ekle daha da çırp. Unu azar azar katarak, kek kıvamına gelmesini sağla.Yarısını başka kaseye ayır.
  2. Ayrılan kasedeki harca 2 kaşık kakao ekle. İyice çırp.Her iki harca da antepfıstığı içini paylaştır. Kek kalıbına Önce beyazdan bir kepçe harç koy, sonra kakaolu harçtan bir kepçe koy. Yavaş yavaş bütün hamur bitene kadar bu işlemi tekrarla.Fırına sür.
  3. Kek iyice pişince çıkar. Soğuyunca ters çevir. Glazür çikolatayı, sıcak suyun içine koy erimesini sağla. Bir ucundan kes kekin üzerine eşit yay.Çikolatanın üzerine damla çikolataları serp,dilimleyerek servis yap. Afiyet Olsun...

31 Aralık 2011 Cumartesi


                        Bütün renkleri içinde barındıran gökkuşağı gibi güzel, Sağlıklı, Mutlu, Gönlünüzce bir yıl dileğiyle. Vatanımıza, milletimize 2011'de yaşadığımız bütün kötü şeylerden uzak bir yıl dileğiyle.Hoşgeldin 2012 ...

30 Aralık 2011 Cuma

Zeytinyağlı Yerelması ve Mimlendim

                           
                            Bugün sizlere yılda bir yaptığım, zeytinyağlı yerelması tarifini vereceğim. Ben bu tarifi geçen sene Ev Cini'inden almıştım. Bizim evde zeytinyağlılara bir önyargı olduğu için, pek yapamam. Sizin ev halkında böyle bir sorun yoksa, yapmalısınız. Denemek isteyenlere duyurulur.
Malzemeler: 300 gram yerelması,1 havuç,20 kadar arpacık soğan,1 büyük çay bardağı zeytinyağı,1 yemek kaşığı toz şeker,1 yemek kaşığı nar ekşisi,1 büyük çay bardağı sıcak su,1 yemek kaşığı dereotu.

Yapılışı:

  1. Yer elması ve havuçları bir tencerede hafif haşla.Kabuklarını soy.
  2. Soğanları soy küçük bir tencereye zeytinyağını koy, soğanları teksıra halinde diz,en küçük ocağa al.Üzerine 1 yemek kaşığı şekeri serp, soğanlar karamelleşinceye kadar pişir. Soğanlar pişince tencereden çıkar, kaseye al, üzerine nar ekşisi dök.
  3. Tenceredeki yağın üstüne yerelması ve havuçları koy, biraz kavur. Üzerine bir çay bardağı su ekle. İnce doğranılan dereotunu serpiştir, tuzunu ekle.İnmesine yakın üstüne soğanları ekle. Afiyet olsun
                         Bu günkü ikinci konumuz ise;  Sevgili Pasta Köşesi ve Sevgili Yemek Dünyam beni mimlemişler.Efendim öğrenmek istedikleri şey ise "Karşımızdakini mutlu etmek için yapacağımız 10 şey" imiş. Çok zor bir mim olmuş olmasına ama olmuş artık bir kere.
                          Öncelikle şunu belirteyim karşımdakinin kim olduğuna bağlı biraz da bu sorunun cevabı. Çocuksa başka mutlu edilir, arkadaş ise başka, koca ise başka bir şekilde mesela :) E öyle değil mi ama?
Şimdi gelelim sadede:
  1.  Karşımdakinin bana güvenmesini sağlarım önce. Daha sonra onun ihtiyacı olan şeyi belirler o yönden yaklaşırım.
  2. Çocuksa karşımdaki, ona bazen bir hediye alır, bazen onunla resim yapar yada şarkı öğretirim, yada oturur oyun oynarım. Etkinlik yaptığım da çok olur.
  3. Bir yakınını kaybeden birine; Allah'ın emrini hatırlatır, onun ömrünün sonuna geldiğini ve ölümde bir hayır olduğunu, bundan sonra bizim onun için ne yapabileceğimizi düşünmemiz gerektiğini bunun bizim vazifemiz olduğunu hatırlatarak dikkatinin başka yöne dağılmasını sağlarım.( tabi ölüm acısı çok taze olmamak kaydıyla)
  4. Bazen birini mutlu etmenin en iyi yolu ve bizim de en iyi bildiğimiz yolu, güzel bir sofra hazırlamaktan geçer. Yada onun sevdiği bir tatlıyı ne bileyim bir yemeği yapabilirim.
  5. Hani acılar paylaşıldıkça azalır derler ya işte bu yüzden onu dinlerim onu mutlu etmek adına. Derdini dinler, elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım. Bu arada iyi bir dert ortağı olduğum da söylenebilir.
  6. Zaman zaman o kadar fedakar olabiliyorum ki, ben bile kendime hayret ediyorum sonrasında. Karşımdakini mutlu etmek adına hiç istemediğim bir şeyi yaptığım çok olmuştur.Olmaması dileğiyle...
  7. Bazen bir mesaj yada bloggerlar arasında yorum bırakma. Beni çok mutlu ediyor örneğin, Ya sizi?
  8. Sürprizler yapmak. Tabi sonu iyi biten sürprizler.Ben ne zaman sürpriz yapmaya kalksam işlerin karıştığı çok olur da. Asıl bana sürpriz olur bazı şeyler.
  9. Beraber alışverişe çıkmak. Tabi bunun şartı var o da bayan olması. Asla bir erkeği mutlu etmek için alışverişe çıkarmayın bence. Tabi bu sadece bence isterseniz çıkarabilirsiniz de ama sonunu düşünemiyorum.
  10. En sonuncusu ise dini bayramlarda ve özel günlerde  büyüklerimizi ziyaret etmek. En büyük mutluluk kaynağı hiç şüphesiz. 
Ve sonunda bitirdim mutlu etmenin 10 yolunu. Şimdi 10 tane bahtsız bedeviyi bildiriyorum. Şaka şaka tabi.