..

22 Eylül 2013 Pazar

Sodalı Poğaça - Bayatlamayan Poğaça





             Bir pazartesi sabahından günaydınlar hepinize...
Okulların açılmasıyla birlikte, poğaça mevsimini de açıyoruz :) . Artık pazartesileri bir çeşit hamurişimiz bulunuyor. Beslenme çantalarında rahatlıkla koyulacaktır ayrıeten misafirlerin hatta kendi kahvaltı masanızda büyük bir gururla yerini alacaktır sodalı poğaça yada namıdiğer bayatlamayan poğaça.
              Evet bu poğaça gerçek bayatlamayan poğaçadır. Ben yağ oranını az tuttum, siz isterseniz biraz daha artırabilirsiniz. İçini sade yaptım, siz isterseniz peynirli, kıymalı vs yapabilirsiniz. Hatta köfte vs gibi malzemeler eklerek hamburger ekmeği niyetine bile kullanılabilir.
              Kesinlikle tavsiye ederim. Reçetesi sık yapılan tarifler listesinde mutlaka bulundurulması gereken bir tarif. Benden söylemesi...

Malzemeler:

  • 1/2 yaşmaya
  • 1 su bardağı ılık süt
  • 1,5 yemek kaşığı şeker (silme)
  • 1/2 yemek kaşığı tuz
  • 1 su bardağı soda (bir şişe oda ısısında)
  • 1/2 su bardağı ayçiçek yağı
  • Üzeri için: 1 yumurta sarısı, çörekotu, susam
Sodalı Poğaçanın yapılışı:
  1. Şeker ve mayayı bir kaba alıp, sütle bunları eritiyoruz. Bu karışıma soda, ayçiçek yağı ilave edip, azar azar un eklemeye başlıyoruz. Tuz ilavesini de bu esnada yapıyoruz.
  2. Hamurun ne kadar un alacağı sizin ölçülerinize bağlı. Azar azar ekliyoruz ki, istediğimiz kıvam alınca durabilelim. Hamur ne katı nede yumuşak olacak. Şekil vermesi açısından daha düzgün olması için fazla yumuşak hamur da istemiyoruz.
  3. Hamuru 30 dakika ılık bir yerde üstü örtülü bir şekilde mayalanmaya bırakıyoruz. Hamur mayalanınca tekrar yoğurup bezelere ayırıyoruz. Bu bezeler cevizden biraz büyükçe olacak. İki tepsilik poğaça çıkacak.
  4. Tepsimizi katı yağla yağlayıp, üzerine bu bezeleri koyuyoruz. Bir süre de tepside mayalanması için kenara alıyoruz. Bu esnada, fırını da 180 dereceye ayarlayabilirsiniz.
  5. Poğaçaların üzerine yumurta sarısı ve susam-çörekotu karışımını serpip pişmesi için fırına alıyoruz. Altı üstü kızarıncaya kadar pişiriyoruz. Afiyet Olsun...

21 Eylül 2013 Cumartesi

Sütlü Kabak Çorbası



             Kabak çorbası uzun zamandır yapmayı düşündüğüm çorbaların başında geliyordu. Sütlüsünü tercih ettim ve hazır krema kullanmak yerine süt ve kavurduğum unu kullandım. Böylece daha leziz olduğunu düşünüyorum. Ayrıca o çiğ un kokusundan eser kalmadığı gibi, kavrulmuş unun da ayrı bir rayihası oluyor.
             Ben bu çorbayı benim ufaklıklara patates çorbası diye yedirdim. Aslında böyle yalanlar söylemem hatta belki de bu ilk oluyor ama kabak çorbası deseydim özellikle de ufak olan kesin çok problem çıkartacaktı.
            Çok şahane bir çorba diyemiyeceğim tabi eğer sebze çorbalarını sever biri değilseniz. Fakat çocuklar hatta bebekler için özellikle sıkça yapılacak çorbaların başında.
             Çorbaya katılan suyun bir kısmını, kendi yaptığınız etsuyunu kullanarak daha da yararlı ve leziz hale getirebilirsiniz. Kalın Sağlıcakla...

Malzemeler:

  • 3 orta boy kabak
  • 1 büyükçe patates
  • 1 orta boy soğan
  • 3 diş sarımsak
  • 5 su bardağı su
  • 1 kaşık kavrulmuş un
  • 2 su bardağı süt
  • tuz, karabiber, isteğe göre üzerine pulbiber

Yapılışı:
  1. Kabakları yıkayıp iri parçalar halinde bir tencereye alıyoruz. Tencereye patates, soğan ve sarımsakları da aynı şekilde iri parçalara ayırarak, üzerine 5 su bardağı su yada yarı yarıya etsuyu ve su karışımı katıp kaynamaya bırakıyoruz. Kaynamaya başlayınca içine tuz ve karabiber ekliyoruz.
  2. Sebzeler yumuşayınca, robota atıp püre haline getiriyoruz.
  3. Kuru bir tencereye bir kaşık un katıyoruz yağsız bir şekilde bu unu hafif kokusu çıkana kadar kavuruyoruz. Kavurduğumuz unu bir tabağa alıp, tencereye biraz yağ koyuyoruz. Püre haline getirdiğimiz sebzeleri de tencereye alıyoruz. 2 bardak süt ile kenara aldığımız unu karıştırıyoruz ve tencereye ilave ediyoruz. 
  4. Ocakta çorbayı biraz kaynatıp, alıyoruz. Bu esnada sizin çorbanın kıvamını nasıl istediğiniz önemli, eğer koyu bulunsanız, 1 su bardağı su ekleyip öyle kaynamaya alabilirsiniz.
  5. İsteğe göre üzerine çok az sıvıyağa pul biber ekleyip hafifçe yakarak üzerine dökebilirsiniz. Afiyet Olsun...

20 Eylül 2013 Cuma

Granül Kahveli Puding



         Kahvenin kokusunu her şeye yakıştırıyorum. Hamilelikten dolayı çay ve kahveye epeyce mesafeli olsam da bir küçük kaçamak yaptım gündüz gündüz. Kızlar da bayıldılar bu tada tabi. İçine katılan krema ve üzerindeki kremşanti epeyce ağırlık verir düşüncesindeyseniz, umduğumuz gibi olmuyor. Belki denemek isterseniz.
         Ben bu tarifi Soframız.com'dan aldım. Birebir de uyguladım. Kalın Sağlıcakla...

Malzemeler:

  • 3 su bardağı süt
  • 1 kutu sıvı krema
  • 3/4 su bardağı kahverengi şeker (ben beyaz kullandım)
  • 2 yemek kaşığı nişasta
  • 3 yemek kaşığı ılık su
  • 1 yemek kaşığı granül kahve
  • Üzeri için: Sade kremşanti
  • 1 su bardağı soğuk süt

Yapılışı:
  1. Krem şanti üzerindeki tarife göre çırpılır ve buzdolabına kaldırılır.
  2. Süt, krema, şeker, nişasta bir tencerede karıştırılır. Ocağa alıp, sürekli başında durarak karıştırılır. Böylece pudingin kıvam alması sağlanır.
  3. Kremanın altını kapatınca, 3 kaşık su ile kahve karıştırılır ve pudinge ilave edilir. Birlikte iyice çırpılır. 
  4. Servis kaselerine alınır ve soğumaya bırakılır. Soğuyunca buzdolabına alınır.Kremşanti üzerine sıkılıp servis edilir.Afiyet olsun...

19 Eylül 2013 Perşembe

İç Pilavlı Biber Dolması


           
            Annesi yorulmuş, akşam sofrayı toplamak için kızından yardım istiyor. Annesi tabakları akıtacak, kızı ise bulaşık makinesine yerleştirecek. Her seferinde kızından aynı şeyi işitiyor. "- Anne madem ki biz bu tabakları böyle yıkayacağız peki makine ne iş yapacak?"
         
            İzgi ile benim mutfakta sıkça yaşadığımız diyaloglardandır bu. Ben her seferinde tabakları akıtmayı abartırım, İzgicik ise buna bir anlam veremez kuzum. Ne yapayım elimde değil. Nerdeyse sabunlayıp akıtıp öyle koyacağım o kadar.
         
             Bu aralar yine yeniden , çamaşır suyuna takmış durumdayım. Birazcık gözüm açıldı, kokulara karşı duyarlılığım azaldı ya, yine o müthiş çamaşır suyu takıntım hortlayıverdi. Sanki çamaşır suyu kullanmasam temizlenmiyormuş hissi. Halbuki biliyorum zararlarını, hatta doğaya verdiği zararları... Fakat bu öyle bir takıntı ki, ellerimin üzerinde minik çiller bile çıkmaya başladı. Ne yapacağım bilmiyorum. Biraz kendimi dışarıya atmanın vakti geldi sanırım. Evde otur otur, orası pis burası temiz diyerek takıntılı oldum yine...

 Yaz olsun, kışlık dolaba kaldırdığım dolmalık biberleri olsun, incecik kabuklularından ve küçücüklerinden seçerim. Hele de böyle iç pilavla doldurulunca değmeyin keyfime.
              Her sofraya yakışır kendisi. Hem göze hem mideye hitap eder. Mutlaka yapıyorsunuzdur böylesini, ben ister zeytinyağlı, ister etli isterse böyle içpilavlısı olsun her türlü dolmayı severim. Midye dolma hariç :( Malesef deniz börtü böceğiyle aram iyi değil. Ne cesaret ederim ne de yiyebilirim.

Malzemeler:

  • 10 adet küçük dolmalık biber
  • 8 kaşık pirinç
  • 1 orta boy kuru soğan
  • 2 kaşık dolmalık fıstık
  • 1 kaşık kuşüzümü
  • bir tutam dereotu
  • bir tutam maydanoz
  • 1 çay kaşığı yeni bahar
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 1 çay kaşığı tarçın
  • 1 çay kaşığı kişniş
  • tuz
  • zeytinyağı
  • üzeri için 1 yada 2 adet domates

Yapılışı:
  1. Pirinci iyice yıkayıp, ılık suda bekletiyoruz. Dolmalık biberleri ayıklayıp, yıkıyoruz ve altına çatalla bir küçük delik açıyoruz. Dolmalık biberlerin içini işaret parmağımıza tuz sürerek tuzluyoruz.
  2. Soğanı incecik kıyıp, zeytinyağında şeffaflaşana kadar kavuruyoruz. Dolmalık fıstıkları ekleyip, rengi dönene kadar kavuruyoruz. 1 kaşık salçayı da ekleyerek, salçanın çiğ kokusunu çıkartıyoruz. En son pirinçleri yıkayıp atıyoruz, bir iki de onu tavada çevirip altını kapatıyoruz.
  3. Ocaktan aldığımız iç harcımıza tuz, ve baharatları katıyoruz. Önceden suya ıslattığımız kuşüzümünü ve ince kıyılmış dereotu ve maydanozu da ekleyerek karıştırıyoruz.
  4. Biberlerimizi bu harçla dolduruyoruz. En üstüne küçük parçalar haline getirdiğimiz domateslerle kapatıyoruz. Bir kaba 1/2 kaşık salça, su ve biraz da tuz ekliyoruz. Tencerenin kenarından dolmaların boyuna 1 parmak kalana kadar bu sudan ekliyoruz. Önce harlı ateşte, suyu kaynayınca da kısık ateşte pişiriyoruz. Benim bir daha su ilavesi yapmama gerek kalmadı, fakat siz yine de bir tane dolma alarak içinin pişip pişmediğine karar verebilirsiniz. Afiyet olsun...

17 Eylül 2013 Salı

Evde Simit Yapımı






         Pazartesi itibariyle, yeni okul dönemine başladık. Bütün okula başlayan öğrencilere hayırlı olsun. Benimkiler de başladılar haliyle. Dün çok zamanımızı aldı okul. Artık bütün gün nasıl yorulduysam, gece sabaha kadar döndüm, uyuyamadım.
          Pazartesi sabahına yetişmesi gereken bu yayın ise bugüne nasip oldu. Evde yapılan simit, yenilesi güzel bir tat veriyor. Fakat söylemeden edemiyeceğim, simitler pişerken, mutfaktan nasıl kokular geliyor, o susamlar fırından nasıl kokular yayıyor anlatamam. Benim ufak kızım bile, "_Anne ne yapıyorsun çok güzel bir koku geliyor"diye mutfağa geldi. O kadar diyorum yani.


                 Simit yapımı için malzemeler:

  •  1/2 paket yaşmaya
  • 1,5 yemek kaşığı şeker
  • 1/2 yemek kaşığı tuz
  • 2 su bardağı ılık su
  • 1 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 yemek kaşığı sirke (elma kullandım)
  • 5 su bardağı un
Üzeri için:
  • 1 çay bardağı pekmez
  • 1 su bardağı kadar susam

Yapılışı:
  1. Derince kaseye, yaşmaya ve şekeri katıp azar azar ılık su ekleyerek eziyoruz.
  2. İçine tereyağ, sirke, tuzla karıştırılmış unu da katıp yine karıştırıyor ve yoğuruyoruz.
  3. Hamuru, mayalanması için 30 yada 45 dakika kadar üzerini örtüp kenara alıyoruz.
  4. Hamur iki katı yüksekliğine ulaşınca, simit yapımına başlıyoruz.
  5. Öncelikle bir tabağa, pekmezi koyuyor çok az su ekliyoruz.
  6. Bir diğer tabağa ise susamları koyuyoruz.
  7. Hamuru önce ikiye bölüyoruz. Her bir parçasını 9'a ayırıyoruz. Her bir parçasını elimizle yuvarlıyarak uzatıyoruz. Böylece iki parça hamuru birleştirip, döndürüyoruz. Uçlarından iyice birleştirip, yuvarlak simit şekli verdiğimiz hamuru önce pekmeze sonra susama katıyoruz. 
  8. Yağlanmış yada yağlı kağıt serilmiş tepsiye alıyoruz. Bu şekilde 9 adet simit çıkıyor. 200 derecede üzeri kızarıncaya kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...

12 Eylül 2013 Perşembe

Domatesli Bulgur Pilavı


                Bengisu'nun okulda 4. günüydü. Öğretmenimiz toplantı yaptı. Beslenme saatinde, öğle yemeği tarzında şeyler koymamızı istedi. Mutlaka doğal olan şeyleri istedi. Bulgur pilavı, dolmalar, köfteler vs. Bugün için bulgur pilavı yapmak öyle aklıma geldi.
                Domateslerin şu en güzel ve en tatlı olduğu sıralar,  domatesle bolca,  haşır neşir olmak istiyorum.
                Bulgur pilavı yapmışken, domateslisini yapmalıydım. Hakikaten umduğum gibi oldu. Bu mevsim domates yemenin keyfi bir ayrı.
               Yanına da cacık ve kuru soğan ikilisini tercih ettik. Küçük kızım tam bir cacık hastası iken, büyüğü kuru soğansız yapamıyor. Bana da onlara bulgur yedirmenin keyfi kalıyor. Kalın sağlıcakla...

                  Domatesli Bulgur Pilavı için malzemeler:

  • 1,5 su bardağı iri bulgur
  • 2 su bardağı rendelenmiş domates
  • 1 adet büyükçe kuru soğan
  • 1-2 adet küçük sivri biber
  • 1 su bardağı etsuyu
  • 2 çay kaşığı tuz
  • isteğe göre baharatlar

Yapılışı:
  1. Soğanlar yemeklik doğranır, sıvıyağda şeffaflaşana kadar kavrulur. Doğranmış sivri biberler eklenir.
  2. Domates püresi eklenir ve kaynamaya bırakılır. 
  3. Bu arada bulgurlar sudan geçirilir.
  4. Domateslerin çiğ kokusu çıkınca, bulgur eklenir, tuz ilavesi de yapıldıktan sonra, etsuyunu koyup, ocağın altı kısık ateşe alınır.
  5. Suyunu çekene kadar pişirilir. Afiyet Olsun...
Not: Bizim evin ahalisi menüde bulgur pilavı olunca mutlaka yanına cacık isterler, tabi bir de klasikleşen o tad olan kuru soğan vardır ki... Yufka ekmekle de iyi gider, bilen bilir :)

9 Eylül 2013 Pazartesi

Dereotlu - Peynirli Ekmek Dilimleri


                Yaz tatilinin, son pazar gününde ufaklıklarla yaptığımız kahvaltımız. Pazar sabahı, biraz keyif yapsınlar, okula başlıyacaklar düşüncesiyle sabah geç kalktık. Tabi geç kalkan biz idik. Babamız, yine her zamanki gibi sabahın erken saatinde kalkıp, bizden çok önce uyanmıştı. Sonra başladı "Karnım acıktı" demelere. 
                Ona laf yetiştireyim, bir taraftan da bir karecik olsun görüntü alayım derken, bu kareleri zor yakalıyabildim.


                 Peynirli ekmek dilimlerini, pek çoğunuz yapıyordur. Bizim evde de sevilerek tüketilir. Çıtır ekmek sever aile olarak, peynirli yerine başka malzemelerle de yaptığımız olur. Pratik olan bu tarif arşivde yerini alsın, belki bilmeyenlere de fikir verir dedik. Umuyoruz ki iyi ettik :)

Peynirli -Dereotlu Ekmek Dilimleri için malzemeler:
  • 1 küçük kase beyaz peynir
  • 1 tutam ince doğranmış dereotu (maydanoz yada başka bir yeşillik de olabilir)
  • 1 adet yumurta
  • 1 küçük kase rendelenmiş kaşar peyniri
  • kibrit kutusu kadar tereyağ
  • isteğe göre pul biber ve başka baharatlar (ben kullanmadım)
  • Yeterince ekmek dilimi (Ben 9 dilim ekmek kullandım)
Yapılışı:
  1. Bir kasede, beyaz peynir, dereotu, yumurta ve baharatlar karıştırılır.
  2. Ekmek dilimlerine, ince ince tereyağ sürülür.
  3. Üzerine hazırladığımız peynirli dereotlu karışım sürülür.
  4. En son üzerine kaşar rendesi serpilerek, orta ısıda fırınlanır. Üzeri kızarıncaya kadar kızartılır. Afiyet Olsun...

           



6 Eylül 2013 Cuma

Vişneli-Limonlu Muffin



            Bol gezmeli, güzel ve sıcak sofralı, bol sohbetli günler yaşıyorum. Okula başlamanın bu kadar az kaldığı şu günlerde, "_Bu gün nereye gitsek?" der olduk adeta.
           Pazartesi küçük kızım Bengisu okula başlayacak. Birinci sınıflı olan kuzumla birlikte üçüncü kez birinci sınıfı okumak  üzere hazırlandık :) Malum, çocuklar kadar anneler de birinci sınıfta zorlanıyor, hatta belki de öğrencilerden daha fazla...

           

          Bu Muffinlere gelince, perşembe günü arkadaşım Serpil, bizi kahvaltıya çağırdı. Ben de elim boş gitmemek için bu muffinleri yaptım. Daha doğrusu mutfaktaki küçük yardımcım İzgim ile birlikte yaptık. 
          Kızımın eli değdi ya, daha bir güzel oldu sanki :)

              Vişneli-Limonlu Muffin İçin malzemeler:
(18-20 adet küçük kalıpta muffin çıkıyor)
  • 2 yumurta
  • 2 çay bardağı toz şeker
  • 1 çay bardağı sıvıyağ (Çay bardakları orta boy büyüklükte)
  • 1 çay bardağı süt
  • 1/2 çay bardağı limon suyu
  • 1 limonun kabuğunun rendesi
  • 9 tepeleme kaşık un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket şekerli vanilin
  • 1 küçük kase çekirdekleri çıkarılmış vişne

Yapılışı:
  1. Şekerle yumurtaları iyice çırpıyoruz.
  2. Süt, sıvıyağ,limon suyu ve limon kabuğu rendesini katıyoruz.
  3. Un eklemeye başlıyoruz. Unla birlikte vanilin ve kabartma tozunu da ilave ediyoruz. Karıştırıyoruz.
  4. Muffin kalıplarına döküyoruz.( Kalıplarda boşluk kalacak şekilde koyun)
  5. En son üzerlerine vişneleri ekliyoruz. Her bir muffin kalıbına 3-4 adet gelecek şekilde vişne ekliyoruz. (Kalıplara ve damak tadınıza göre azaltıp çoğaltabilirsiniz)
  6. Önceden ısıtılmış 180 derecede fırında hafif pembeleşinceye kadar pişiriyoruz. (Ben diziye dalıp biraz fazla bırakmışım :))
  7. İsteğe göre üzerine pudra şekeri serpebilirsiniz. Afiyet Olsun...






29 Ağustos 2013 Perşembe

Fırın Mücver


       Ta dibimizde yaşanan bir iç savaş, her an bizi de içine çekiyor. Bize uzak da olsa, müslüman bir halkın yaşadığı bir başka savaşan ülke, her gün arabalarda bombalar patlatılan Irak, ülkelerin kendi çıkarları ters düştüğü için kimsenin sesini çıkarmaması...
       Üzgünüm Bebeğim. Ablanlar gibi seni de bu kötü dünyaya getirme cesaretini gösterdiğim için. Hiçbirşey yokmuş, herşey güllük gülistanlıkmış gibi davranamasam da kendimi fazla da üzmeden, bazen gündemden uzak kalarak, seni korumaya çalışıyorum. Ne yazık ki sadece bu kadarı elimden geliyor.
       Ülkemi zor günler bekliyor. Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun.
 
 
    Söylenecek çok söz, edilecek çok dua var. Fakat bu tatsız konuyu burda bitirip, tüm sıradanlığıyla bildiğim iş olan, yemek yapmaya döneyim. Döneyim ki biraz rahatlıyayım istiyorum.
    Eşimin kabakla arası pek yoktur. Kabağın kızartmasını ve bir de mücverini sever. İlk kez denedim fırında, memnun da kaldım. Nitekim bu şekilde hem hazırlaması daha kolay hem de yağı daha az alıyor. Denemeniz dileğiyle...

Fırın Mücver İçin Malzemeler:

  • 2 adet küçük kabak
  • 1 adet küçük havuç
  • 1 adet küçük patates
  • 6 iri diş sarımsak
  • 2 yemek kaşığı galeta unu
  • 1 yemek kaşığı un
  • 1 kibrit kutusundan az büyük beyaz peynir
  • 1 tane yumurta
  • kimyon, karabiber tuz
  • tepsiyi yağlamak için sıvıyağ

Yapılışı:
  • Kabak,havuç,patates,sarımsak hepsinin kabukları soyulup rendelenir.
  • Beyaz peyniri de rendeler sebzelere ekleriz. Yumurta,baharatlar,tuz ve unları da ekleriz.
  • Elimizle yoğururuz. (Tuz oranına dikkat edin, peynirin de tuzunu hesaba katın)
  • Sıvıyağla yağladımız fırın tepsisine, kaşık yardımıyla koyduğumuz mücverleri paylaştırırız. Fazla kalın olmamasına dikkat ediniz. İçinin de iyi pişmesini isteriz.
  • Yoğurtlu servis yapabilirsiniz. Afiyet Olsun...

27 Ağustos 2013 Salı

Bergamut Aromalı Küp Kek Pastası

         Küp Kek pastasını, ilk kez 7-8 yıl evvel, arkadaşımda yemiştim. Ertesi gün ilk işim, eve gidip denemek olmuştu. Her daim yiyenler tarafından tam not alan bu tatlıyı, bergamutlu yapmak zorunda değilsiniz. Mantık diğer pastalardakiyle aynı, yani keki ister sütle, ister meyve suyuyla ıslatabilirsiniz. Bergamut kokusunu ben çok sevdiğimden, hep bu şekilde yaparım.
          Çocuklar tatlı isteyince, aklıma nerden geldiyse, yıllardır yapmadığımın farkına vardım. Tamam kabul ediyorum bu kez herşeyi hazır kullandım, nitekim mutfakta her daim işler planlı gitmiyor. Bazen çabukluk, ev yapımının önüne geçiyor. Siz de dar zamanlarınızda denemelisiniz. Hazır puding kullanmak yerine, kendi hazırladığınız muhallebi, kendi yapımınız çikolata sosu yada artan kekleri de kullanarak böyle bir tatlı yapabilirsiniz.

Bergamutlu Küpkek Pastası Malzemeleri:

  • 2 adet kakaolu baton kek
  • 1 paket hazır vanilyalı puding tozu
  • 1 paket vanilyalı kremşanti
  • 1/2 paket çikolata sosu 
  • 1 su bardağı fındık
  • 3 su bardağı süt
  • 1 tatlı kaşığı margarin
  • 1 çay bardağı bergamutlu 5 şekerli çay
  • çikolata sosunu hazırlamak için 1su bardağı su yada süt

Hazırlanışı:
  1. Baton keki, küp küp doğrayıp, orta boy yuvarlak borcamamın dibine diziyoruz.
  2. Bir tencerede, 1/2 paket çikolata sosunu, 1  su bardağı su ile hazırlıyoruz ve soğumaya alıyoruz.
  3. Başka bir tencerede, 3 su bardağı sütü koyup, vanilyalı pudingi pişiriyoruz.İndirince içine 1 tatlı kaşığı margarin katıp çırpıcının hızlı ayarında karıştırıyoruz.
  4. Küp doğradığımız kakaolu keklerin üzerine süzdürdüğümüz bergamut çayına 5 küp şeker katıp iyice karıştırıyoruz. Bu çayı, keklerin üzerine döküp, kekleri ıslatıyoruz.
  5. Hazırladığımız puding ılınınca üzerine vanilyalı kremşantiyi ekleyip yine hızlı ayarda iyice çırpıyoruz. Bu pudingi, keklerin üzerine döküyoruz.
  6. En üstüne hazırladığımız çikolata sosunu (Soğumuş olması gerekiyor) gezdirip, isteğe göre fındık ile süslüyoruz. Buzdolabında 2 saat dinlendikten sonra yemeye hazırdır. Afiyet Olsun...


26 Ağustos 2013 Pazartesi

Bamya Kızartması ve Buzlukta Pratik Olarak Bamya Saklama Yöntemi

            Gecenin 24'ünde, eşimin telefonu çaldı. Bu saatte pek de hayırlı telefonlar gelmez, malum. Arayan, eşimin iş arkadaşıydı. Eşim, yıllık iznini kullandığından epeydir yoktu iş yerinde. Arkadaşı ise Çorum/ Sungurlu civarında kaza yapmış, arabaları takla atmış. İki kişilermiş arabada...
            Eşim telefonda konuşurken, beni bir korku aldı. Teknik personel oldukları için işleri gereği, sürekli yoldalar malesef. Hep böyle telefonlardan korkuyorum zaten fakat bu sefer beni daha fazla etkiledi. Artık nasıl korktuysam, karnıma bir ağrı girdi ki sorma... Ağlamaya başladım, bilmiyorum belki korkudan belki de hamileliğe bağlı hormonlardan.
            Neyse ki cana gelmemiş. Kimsenin canı yanmamış. Tek tesellimiz bu. Yine de içim durmuyor, belki bir gün de bana böyle bir telefon gelir korkusuyla bekliyorum... Rabbim polis, asker, şoför vs ailelerine sabır versin. Gerçekten çok zor. Hepsi de Allah'a emanet olsun inşallah. Benim ki de onlarla beraber...
            Kötü başladığım pazar gününe, güzel pazartesiyle veda edip, iyi hafta diliyorum, bütün herkese ve aileme de tabi.
            Gelelim bamya kızartmasına. Teyzemin kızı Nilgün Ablam o kadar methetti ki denemeden edemedim. Ben taze bamyayı yukardaki gibi uzun ve çekirdekli seviyorum. Kuru olursa, çiçek bamya denen o küçücük şekliyle seviyorum. Tam da aldığım bamyalar kızartmalıkmış. Bakmayın böyle iri durduklarına, o kadar tazecikler ki...
            Bamyanın100-150 gram kadarını ayırdım. Bunlardan bamya kızartması yaptım. Domates sosla iyi gider diye çok az da olsa domates sos kullandım. Bence sosa bile gerek yok. Değişik, ve hoş bir deneyim oldu. Zaten bana bamya olsun da, ha çorbası olmuş, ha yemeği yada böyle kızartması...

Bamya Kızartması için malzemeler:

  • 100-150 gram kadar bamya
  • 1 tane yumurta
  • 1/2 su bardağı un
  • 1/2 su bardağı galeta unu
  • tuz
  • kızartmak için sıvıyağ
Yapılışı:
  1. Bamyalar yıkanır, ayıklanır, kurulanır.
  2. Tavaya biraz sıvıyağ konulur.
  3. Bir kaseye, un, birine çırpılmış yumurta, diğerine ise galeta unu konulur. Unun içine biraz tuz ilavesi yapılır.
  4. Bamyalar sırasıyla önce una sonra yumurtaya en son galeta ununa bulanıp, yağda kızartılır. Kızartılan bamyalar, havlu kağıta çıkartılır. Domates sosu ile tüketilir. Afiyet Olsun...

         
           Her sene bamyayı dolaba kaldırırken, domates de ekler biraz kavururduk. Üzerine de bolca sıktığımız limon suyu, o bamyada istenmeyen, salyalanmasını engeller, difrizde saklardık.
            Bu sene arkadaşım Halime'den öğrendiğim bu yöntemi kullandım. Zaten, salçasını, soğanını kavurup koyuyoruz. Ben her sene bu şekilde saklıyorum hiçbirşey olmuyor deyince, bu sene de bu şekilde saklamayı uygun gördüm. Sonuç ne olur, deneyip göreceğiz dostlarım. Gerçi Halime'ye güvenim tamdır.Yoksa bu şekilde saklamazdım.

Buzlukta Pratik Bamya Saklama Yöntemi

Bamyaları önce yıkıyoruz. Sonra süzgece alıp suyunu süzdürüyoruz. Daha sonra ise, kağıt havlu ile iyice kurumasını sağlıyoruz.
Bamyalarımızın sap kısımlarını ayıklıyoruz. Sizinkiler küçükse kesmenize gerek yok. Benimkiler büyük olduğu için, kesmeyi tercih ettim. 2'ye yada 3'e ayırdım bamyaları. Buzdolabı poşetine koyup, buzluğa kaldırdım. Rabbim ağız tadıyla yemeyi nasip etsin inşallah...    

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Kızılcık Şerbeti ve Kızılcık Marmelatı

              Kızılcık yada bilinen diğer adıyla kiren meyvesinin yararları o kadar çok ki... Bunlardan birkaçını söylemeden geçemeyeceğim dostlarım.

  • Mideyi güçlendirir
  • Vücut direncini artırır
  • Bağırsak yaralarına iyi gelir
  • Ateş düşürücü etkisiyle özellikle menepoza iyi gelir
  • Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur
  • Gazı önler
  • Ağız yaralarını giderir
  • Mikrop öldürücüdür.
  • İltihaplanmayı önler ve alerjileri azaltır.   

              Kızılcık şerbetine bayıldım ben doğrusu. 1 kg kızılcıktan hem şerbet, hem de küçük bir kavanoz marmelat yaptım. Hem de ayrı ayrı değil, şerbet yapımında kullandığım kızılcık taneleriyle... İçim elvermedi o güzelim taneleri atmaya. Siz de bir taşla iki kuş tutabilirsiniz. Önce suyunu içer sonra, marmelatını yersiniz. Şiddetle öneririm.

Kızılcık şerbeti için malzemeler:

  • 1 kg kızılcık
  • 3-4 su bardağı toz şeker (damak tadınıza göre)
  • 3 litre su
  • 1 adet kabuk tarçın
  • birkaç damla limon suyu
Yapılışı:
  1. Kızılcıkları ayıklayıp yıkıyoruz. Tencerede suyunu koyup, tarçını da ekleyip,  kaynamaya alıyoruz.
  2. 15 dakika kaynayınca, içine şeker ve limon suyunu ilave ediyoruz. Biraz da bu şekilde kaynatıyoruz. Soğumaya bırakıyoruz. Afiyet Olsun...
             
               Kızılcık şerbeti bitmeden önce 2 su bardağı kadar şerbetten ayırın, bunu marmelat için kullanacağız. 
Kızılcık marmelatının yapılışı:

  •               Kızılcık şerbeti için suyunu süzünce, geriye kalan tanelerini bir süzgece alın. Elinizle bastırarak püresinin alta geçmesini sağlayın. (Bu kısım biraz zor olacaktır.)
  • Bu pürenin üzerine 1 su bardağı toz şeker ve 2 su bardağı kızılcık şerbetinden ekleyin. Kaynamaya bırakın. Kıvam alınca ocaktan alıp sıcak sıcak kavanoza alın. Afiyet Olsun...

23 Ağustos 2013 Cuma

Çerkeş Görüntüleri


      Çerkeş'in Kadıköy Köyünde, Ramazan bayramı sabahında, erkekler bayram namazından çıkınca, köyde ceviz toplama adeti var. Ben bu sene buna katılmak istemedim, hamile halimle... Benim ufaklıkların ısrarına dayanamadım katıldım sonunda. Bengi'nin eline bir poşet aldık, sıraya girdik, bütün evleri dolaştık, herkes kapısının önüne çıkmış, bizlere ceviz veriyordu. Biz de payımıza düşen cevizleri aldık.
     Yukardaki fotoğrafta, ceviz toplamaya giderken, yolumuzun üzerinde gördüğümüz eşekle, kızımın bir görüntüsü olsun istedik. Kızımın üzerindeki hırkaya gelince yanlış görmüyorsunuz evet, bayram namazından çıkan babamızın yanına giderken, soğuktu, hırkasız çıkamadık.

              Köyün içinde, bir biz değildik, ceviz toplamaya giden kuyruğun sadece bir kısmı bu  :)


             Yukarıda elimizde tuttuğumuz mantarın adı kanlıca imiş. Hafif bir kokusu aroması var. Önce haşlanıyor sonra yeniliyor. Fakat çook lezzetli...


Dağdan görüntüler...


          Dağda mantar aramaya çıkarken, 4 grup olduk. Sonradan 3 kişi daha eklendi.  Yolda yorulup mola verdiğimiz bir zamanda çekildi fotoğraf... İzgi'nin elinde olan poşette topladığımız mantarlar var. Dağdan inerken bu poşete biraz daha mantar eklense de, gruplar içinde mantar toplamada en başarısızı biz olduk malesef... Ne yapsın kocacığım, terlikli, iki küçük kız çocuğu ve bir hamile eş ile anca bu kadarı oluyor...


Böyle birçok görüntü var. Bol oksijenli bir gündü kabul. Fakat ertesi günü, çoluk çocuk hastanelik olduk. Serinlikten mi, yorgunluktan mı yoksa buz gibi akan dağ çeşmesinin suyundan mı bilemedik...


Kızların çayırda çimende yaptıkları gezintiler...


Burada, baraj gölünün yanında, eşim balık tutarken, biz mangal işiyle meşguldük. Bize güneşten gölge yapan bu ağacın dibinde. Ağaç ahlat ağacı imiş. Küçük yabani armut gibime geldi benim, yine de emin değilim.Henüz olmadıkları için çook fena idi tadı :(


           Yukardaki balıkların üzerinde yara izleri var. "Yaralı balıklar" yada "Asker Balıklar" deniliyormuş. Yanda gördüğünüz mescidin önündeki bu havuzda yer alıyorlar. Hikayeye göre, savaşlarda bu balıklar gidiyor ve asker oluyorlarmış. Savaştan dönüşte, bu şekilde yaraları oluyormuş. Ben her ne kadar genetik bir bozukluk olduğunu iddia etsem de, böyle olmadığına kat-i şekilde inananlar mevcuttu.
            Buradan çıktıktan sonra, bir Hoşlamlar Türbesi ziyareti yaptık. Resimleri almadım malesef. Çünkü hoşuma gitmeyen görüntüler mevcuttu. Fatih Sultan Mehmet zamanında yaşayan kıymetli zatın, kabrinin bulunduğu yerde, çocuklar uyutuluyordu, malesef içeriye girmek nasip olmuyordu bu yüzden, ayrıca burada adak adanırmış, mangal yakılırmış. Türbeye girişte, mangal kokusundan nefes olmak mümkün olmuyor. Bu şekildeki inanışlarımızı artık bir tarafa bıraksak. Mangal yakmaktan öte başka ibadetlerle meşgul olup,  türbeleri rahat bıraksak...



Son görüntüler ise köyden. Buradaki taşı bilmeyeniniz yoktur herhalde. İlk gördüğümde bana ilginç gelmişti. Bizim oralarda bu taşlar, caminin avlusunda olur. Kadıköy'ünde ise geniş ve boş bir alanda öylece duruyor...


Bu görüntü ise "atbastı" diye anılıyor. Büyük ihtimal, jeolojik zamanlardan kalan, kayalar yumuşakken oluşmuş bir hayvanın ayak izi...

Şimdilik Benden Bu Kadar Dostlarım. En kısa sürede görüşmek üzere...Hayırlı Cumalar...


13 Ağustos 2013 Salı

Mayalı Pişi ( Hamur Kızartması)


           Bir fırsatını bulup bloğa birşeyler eklemek istedim. Ama nerdee... Önce kızlar, aralarında tartışmaya başladılar yine... Bu sırada karnımdaki, deli gibi tekmeler savuruyordu. Bense, bayramda köyde çektiğim fotoları yüklemek yerine, bilgisayara önceden attıklarıma göz atıyorum çünkü fotoğraf makinemi köyde unutmuşum :(
          Bir günlüğüne, Ankara'ya döndük, benim kontrolüm olduğu için.Yarın Allah nasip ederse, 10 günlüğüne, tekrar yolcuyuz. Dönüşte, topladığımız mantarları, gezdiğimiz yerleri paylaşırım sizlerle inşallah.

         İşte böyle sevgili dostlar... İki çocuklu hamile bir kadının bütün bunlara yetişmesi, her geçen gün zorlaşıyor. Rabbim yine de onları eksik etmesin. 

         
 
           Pişiye gelince,  yapımı çok kolay bir hamur kızartması. Daha önce kolayına kaçıp, Mayasız pişi yapmıştım. Şimdi ise mayalısını paylaşıyorum sizinle. Bizim evde kızartılmış hamurlar çok seviliyor. Pişi yaparken, bazıları daha yumuşak bir hamur elde ediyor, bazıları ise daha sert. Ben sert sevenlerdenim. Çünkü şekilleri böylece daha belirgin oluyor. İsterseniz değişik kalıplarla kesip, öyle de kızartabilirsiniz. Ben karelere ayırmayı yeterli gördüm. Yapmak isterseniz buyurun ölçülere...

Mayalı Pişi İçin Malzemeler:
  • 3 su bardağı un
  • 1/2 paket yaşmaya
  • 1 tatlı kaşığı şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • aldığı kadar ılık su
  • kızartmak için sıvıyağ

Yapılışı:
  1. Bir kaseye, 1 tatlı kaşığı tuz ve unu karıştırıp, ortasını açıyoruz.
  2. Maya ve şekeri buraya koyup, ılık sudan azar azar koyarak, mayayı ve şekeri eziyoruz.
  3. İstediğimiz kıvama gelen hamuru, üzerine temiz bir bez örtüp, ılık bir yere çekiyoruz. Hamur 2 katına gelinceye kadar mayalanıyor.
  4. Derince bir tencereye yeteri kadar sıvıyağ koyup, ocağa alıyoruz.
  5. Hamurdan istediğimiz büyüklükte parçalar alıp, merdane ile 1/2 cm kalınlığında açıyoruz. İster karelere kesin, ister kurabiye kalıbı ile... Kestiğiniz parçaları iyice kızmış yağa atın, ters yüz edip, havlu kağıda çıkartın. Afiyet Olsun...

Not: Pişilerinizin puf puf olmasını istiyorsanız, tek püf noktası, yağın iyice kızgın olması, aksi taktirde böyle kabarmayacaktır.

4 Ağustos 2013 Pazar

Bayram Tatlıları İçin Öneriler

Bu bayram için tatlınızı kendiniz yapmak istiyorsanız, sizlere birkaç fikir vermek istiyorum. Bunlardan ilki, klasik tatları seviyorsanız Portakallı Revani ' yi deneyin.
Hem şerbetli, hem farklı birşey olsun istiyorsanız Bumbada Tatlısı 'nı denemelisiniz. 

Hem göze hem gönüle hitap etsin istiyorsanız, işte size Çiçek Tatlısı.

Kırmızı güller sofranızda yer alsın istiyorsanız, Fındıklı Gül Tatlısıının tarifini burada bulabilirsiniz.

Hem cevizli, hem çook leziz. Cevizli Tatlı'yı denemelisiniz.Kesinlikle pişman olmazsınız.

Amaan ben meyveden vazgeçmem diyorsanız, pembe armutlar yetişsin imdadınıza. Vişneli Armut Tatlısı tam size göre.
Her daim gözde olan tatlılarımız arasında olan Etimek Tatlısı tarifiyle, misafirleriniz mutlu anlar yaşayacaktır.

İçeceğimi kendim yapayım diyorsanız, gül kokulu Gül Şerbeti tam size göre...

Ramazandan çıktık ama havalar hala sıcak, Sütlü olsun Güllaç olsun diyorsanız, buyurun tarife...


Reyhan Şerbeti ile misafirlerinizi serinletebilirsiniz. Bırakın artık şu kolaları, asitli meşrubatları...



Hem göze hem gönüle hitap eden Sadrazam Lokumu, hem de bayramın şerefine kaymaklı. Denemenize değecektir.
Midye Tatlısı, Fındıklı Şekerpare haşhaşlı revani gibi tarifler için ise Şerbetli Tatlılar bölümüne bakabilirsiniz.
Bunlar benim sizler için seçtiklerim. Bayram tadında ikramlar dilerim...