..

17 Mart 2013 Pazar

Lahana Salatası Eşliğinde Mim

       
        Merhabalar Sevgili Dostlar...
        Yeni bir haftaya başladık, karla kışla :)
         Bu beklediğim birşey değildi kabul etmeliyim. Ne de güzel bahar moduna girmiştik. Sadece bizler mi, tabiat bile çiçeklenmişti. Yazık oldu güzelim çiçeklere...
         Her kötü şeyde bir hayrın olduğu düşüncesiyle, lahanalı tariflerim yayınlanacak ortamı bulmuş oldu. Lahana kış sebzesidir ya, bu yüzden bahar havalarına pek yakıştıramıyordum kendilerini. Bu zavallıcıklar ise öylece kalakalmışlardı. Neyse ki bir fırsat doğdu, sizlerle buluştu.
         Lahana salatasını bilmeyen yok tabii. Her ne kadar biraz gecikmiş olsam da, eklemeden edemeyeceğim bir salata bu. Malzeme ekleyip çıkarmaya da elverişli. Yeşil elmayı özellikle öneririm, elmanın ekşiliği salataya çok yakışıyor. Denemeniz dileğiyle...


Malzemeler:

  • Küçük bir lahananın 1/4 ' ü
  • 1 adet yeşil ekşi elma
  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 diş sarımsak
  • 1 kaşık mayonez (isteğe göre)
  • tuz
Yapılışı:
  1. Lahanayı yıkayıp doğruyoruz.
  2. Elmayı yıkayıp, rendeliyoruz.
  3. Bir kaseye aldığımız malzemelerin üzerine yoğurt, mayonez ve ezilmiş sarımsak ekliyor ve karıştırıyoruz. Afiyet Olsun...

 Bu kısacık salatamızın tarifini verdikten sonra sıra gelsin mim sorularına :)
 Uzun bir aradan sonra, çok sevdiğim ablacığım Emine Kaya beni mimlemiş. Bayağı da enterasan ve zorlu sorular sormuş kendisi.

1) En son kime yalan söyledin, neden?
 - Hatırlamıyorum gerçekten ama beni bilen bilir, yalanla işim olmaz. Sözümde, özümde doğru olmaya, olağan gücümle gayret ederim.
2) Biz okumuyoruz farzet, kendine bir itirafta bulun.
   Ne kadar çabuk geçiyor yıllar, daha yapmak istediğim ne çok şey vardı geçen sene için, bu sene için bile mart yarıyı geçti, ben planlarımın hiçbirini gerçekleştiremedim. Yetişemiyorummm...
3) Şu an istediğin işi mi yapıyorsun?
  Ev hanımıyım, istediğim hatta hayal bile etmediğim birşeydi bu.
4) Mutlu musun?
Elhamdülillah. Evet mutluyum çok şükür.
5) Keşke?
Keşke demek dilime bir yapıştı ki. Özellikle de kızlarım "_Anne keşke demek günahmış deme " dedikleri halde. Ufaklık ne zaman keşke desem. "_Anne yine dedin o kelimeyiiii" diye uyarıyor. Gerçekten de öyle olması gerekiyor Dün bitti, yarın da gelecek, o halde bugünü yaşa felsefesi. Bir de Keşke deyip geçmişe takılıp kalmaktansa, inşallah deyip geleceğe bakmalı  diye düşünüyorum.
6) Sence ideal eş nasıl olmalı?
Bunu yıllar önce sormalıydınız bana. Hatta ben o zamanlar ciddi ciddi düşünmeliydim. Zıtlıkları çekicilik gibi görmezdim belki. Neyse cevaptan da anlaşılacağı gibi, ideal eş kişiliğimize en yakın eş olmalı bence. Çok farklı insanların ortak bir nokta bulması yıllar geçtikçe çok zorlaşıyor çünkü :(
7)Nerede yaşıyorsun ve ömrünü nerede geçirmek istiyorsun?
Ankara ' da yaşıyorum. Seçme şansım olsa, ömrümü deniz kıyısında küçük sessiz bir kasabada geçirmek isterim. Hep bunun hayalini kurarım.
8) Korkuların neler?
Bu aralar, hayatımın muhasebesini bol bol yapar oldum. Geçmişe dönüp baktığımda, çok hatalar ve verimsiz geçirdiğim yıllar görüyorum. Bundan sonraki hayatımı da aynı şekilde, boş şeylerle geçirmek en büyük korkum şu aralar.
9)Seni en çok ne mutlu eder?
Kızlarımın büyüyüp iyi insanlar olarak yetişmeleri.
10) Hayatında en çok utandığın an/anı...
O kadar çok ki... Ben yaratılış itibari ile biraz utangaç bir yapıdayım zaten.
11) Kendinde en çok sevmediğin özellik.
Maymun iştahlıyım, bir gaza gelirim, şöyle yapacağım böyle yapacağım. Maalesef bu kalkışların çoğu boşa çıkar. En sevmediğim özelliğim bu sanırım.

Malum mim soruları cevaplanınca sıra gelir başkalarına sormaya. Fakat ben bu kez herkese sormak istiyorum. Yani  cevaplamak isteyen bütün arkadaşlara gönderiyorum. Cevaplamak isteyenlere şimdiden kolay gelsin... Kalın Sağlıcakla...

15 Mart 2013 Cuma

Kolay İçli Köfte



          Hayırlı Cumalar Sevgili Dostlar. Bu aralar çok yoğun günler yaşıyorum. Bir taraftan hastalık diğer taraftan, öbür evin hazırlıkları, bütün haftamı dolduruyor. Bu yüzden sizlerle sık sık görüşemiyorum. Merak eden dostlara durumum hakkında da böyle bilgi vermiş olayım. Gelelim harika tarifimiz içli köfteye...
          İçli köfteyi sömestr tatilinde, arkadaşım Meral' de yedim. Bayıldım tabi, hemen ölçüleri alıp ben de denedim. Meral'den o kadar çok şey öğrendim ki, o da benim gibi değişik tarifler denemeye açık bir arkadaşım. O deniyor ben de ondan alıyorum, böyle arkadaşları Allah herkese nasip etsin inşallah...
          Eğer içli köfte yapmanın zor olduğunu düşünüyorsanız bir de bu ölçülerde deneyin derim. Kesinlikle pişman olmayacaksınız. Ayrıca hem pratik hem de çoook lezizzzz...
       Siz, kızartılmış yerine haşlanan içli köfteyi tercih ediyorsanız, arkadaşım Melike'nin yaptığı Elazığ usulü içli köfteye de bir göz atın derim. Tarife buradan bakabilirsiniz.
          Kalın Sağlıcakla....

          İçli Köfte için malzemeler:
  • 2  su bardağı bulgur
  • 4 adet yumurta
  • üzerini geçecek kadar kaynamış su
  • 1 tatlı kaşığı pul biber (dolu olmasın)
  • 1 tatlı kaşığı toz biber (dolu olmasın)
  • 1 tatlı  kaşığı karabiber (dolu olmasın)
  • tuz
İç Harcı:
  • 200 - 250 gram kıyma
  • 1 orta boy soğan
  • 3-5 dal maydanoz
  • 1 küçük domates (kabukları soyulmuş)
  • yenibahar,kimyon,tuz
  • 3 yemek kaşığı irice çekilmiş ceviz

Yapılışı:

  1. İnce bulgurun derince bir kaseye alıp, üzerine sıcak suyu ve tuzu ekliyoruz.
  2. Karıştırıp üzerini sıkıca kapatıyoruz (yada streçle kaplıyoruz)
  3. Kuru soğanı ince doğrayıp, az sıvıyağda kavuruyoruz. Domatesin kabuğunu soyup küçük küpler halinde doğrayıp soğana ekliyoruz. Kıymayı ekleyip, çok az soteleyip, tuz ve baharatlarını katıyoruz. Soğumaya bırakıyoruz. 
  4. Soğuyunca cevizleri ekliyoruz. Karıştırıyoruz.
  5. Bulgura 4 tane yumurta tuz ve baharatlar ekliyoruz. Elimizde iyice yoğuruyoruz. 
  6. Cevizden büyük parçalar alıp, resimdeki gibi içini dolduruyoruz. (Şekil verirken, yanınıza bir kase su koyun ve gerektikçe elinizi bu suyla ıslatın böylece içli köfteye şeklini vermek kolaylaşacaktır.)
  7. Kızgın yağda, çevirerek kızartıyoruz. Sıcak tüketiniz. Afiyet Olsun...


8 Mart 2013 Cuma

Keten Tohumlu Çıtır Rulo Çörek


            Merhabalar Sevgili Dostlar...
Bugün 8 mart. Dünya Kadınlar günü. Bütün kadınlarımızın bu özel gününü kutluyorum.
Hastayım bugünlerde. Hava değişimleri beni de etkiledi. Bir bakıyorsun günlük güneşlik, sanırsın bahar gelmiş ,nisan mayıs sanki... Bir bakıyorsun Ankara'nın o müthiş ayazı, dışarıya çıkınca yakıyor elini yüzünü...
Sonunda benim de otuzlu yaşlardaki vücudum dayanamadı ve rahatsızlandım. Çok şükür şimdi iyi gibiyim.
           Keten tohumlu çörekleri, yine ablamın günü için yapmıştık. Benim hoşuma gidince, ilk fırsatta ben de denedim. İçleri yağlandığı için çıtır oluyorlar. Böyle çıtır çörekleri seviyorsanız, haşhaşa alternatif olacaktır. Denemeniz dileğiyle...


Malzemeler:

  • 1 su bardağı ılık su
  • 1/2 su bardağı ılık süt
  • 1/4 su bardağı sıvıyağ
  • 2 tatlı kaşığı şeker
  • 2 tatlı kaşığı tuz
  • 1/2 paket yaşmaya
  • aldığı kadar un
İç harcı için:
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı çekilmiş keten tohumu
  • 1 tatlı kaşığı tuz
Üzeri için:
  •  1 yumurta

Yapılışı:
  1. Su ile süt karıştırılıp, içine şekeri atıyoruz ve mayayı eritiyoruz. Daha sonra yağ ve tuz ekleyip, azar azar un ekleyerek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde ediyoruz.
  2. Hamuru mayalandırmak için üzerini temiz bir bezle örtüp, sıcak bir yere kaldırıyoruz.
  3. İç harcını hazırlayabiliriz. Keten tohumunu bir kaseye alıp, içine tuz ekliyoruz. Bir taraftan azar azar sıvıyağ eklerken bir taraftan da karıştırıp, kıvam bulmasını sağlıyoruz. (Bundaki kasıt, sürülebilir hale gelmesi)
  4. Mayalanan hamuru, önce açabileceğimiz büyüklükte bezelere ayırıyoruz. Çok ince olmadan şekildeki gibi açıyoruz. İç malzememizi içine güzelce sürüyoruz. Rulo yapıyoruz. 
  5. 1-2 santim kalınlığında kesiyoruz ve yağlanmış tepsiye diziyoruz. Biraz da bu şekilde mayalandırıp, üzerine çırpılmış yumurtayı sürüp 200 derecede pişiriyoruz. Afiyet Olsun...

6 Mart 2013 Çarşamba

Lahana Çorbası


    Bu çorba için söyleyebileceğim şey, kesinlikle sindirime çok iyi geldiği ve dolaşım sistemini iyi çalıştırdığı.
Zaten lahananın diyetlerde suyunun içilmesi ve salatalarda bolca kullanılmasındaki sebep de bu olmalı sanırım.
    Lahana bizim buralarda, bolca satılmaya başladı. Tamam hep satılıyordu zaten, fakat demek istediğim şey, küçük küçük olanları arabalarla satılıyor, dayanamıyor alıyorum. Bazen bir salata, bazen bir çorba çıkıyor bunlardan.
     Hasadın son lahanalarıdır bunlar muhtemelen. Hasadın sonuna doğru, nasıl sebzelerin boyutları küçülüyor, sanırım lahanalarda da durum böyle.
     Velhasıl, bu blokta birkaç lahanalı tarif görmemiz kuvvetli muhtemeldir. Bilginize...

Malzemeler:

  • 1 kase doğranmış lahana
  • 1 büyük soğan
  • 1 orta boy patates
  • 2 su bardağı süt
  • 2 su bardağı etsuyu yada su
  • 1 kaşık tereyağ
  • 2 kaşık zeytinyağı
  • 1 tatlı kaşığı tepeleme un
  • 6 bardak su

Yapılışı:
  1. Soğanları küp küp doğrayıp, hafifçe kavuruyoruz. Soğanlar kavrulurken, patatesleri ve lahanaları da ekleyip birlikte kavurmaya devam ediyoruz.
  2. Sebzeler kavrulunca, üzerine 2 bardak süt ve 2 bardak etsuyu (yada normal su) ekliyoruz. Birlikte iyice yumuşayıncaya kadar haşlıyoruz.
  3. Robotta iyice püre haline gelinceye kadar, pişirdiğimiz sebzeleri çekiyoruz.
  4. Tencereye, tereyağ ve zeytinyağı karışımını koyup, un ekliyoruz. Unun kokusu çıkana kadar kavuruyoruz.
  5. Daha sonra püre haline getirdiğimiz sebzeleri ekleyip, 6 su bardağı da su ilavesi yapıyoruz. (Siz su miktarını kendi damak tadınıza göre de belirleyebilirsiniz)
  6. Tuzunu ekleyip, karıştırıp, kaynatıyoruz. Afiyet Olsun...

3 Mart 2013 Pazar

Çiçek Tatlısı Eşliğinde, İç Hesaplaşmalarım...

                        

            Bir gün Hz. Ömer, peygamberimizin odasına girmiş. Peygamberimiz uyuyormuş, Ömer gelince uyanmış. Yattığı yer hasırmış, ve hasırın, o mübareğin yüzüne izi çıkmış. Bunu gören Ömer'in gözleri yaşla dolmuş. Ve "_ Kisre ve Kayser saraylarında bazıları debdebe ile yaşasınlar, iki cihan serveri kuru bir hasırın üzerinde yatsın, bu nasıl iştir? " demiş.
            Peygamberimiz, hafifçe gülümseyerek "_ Dünya onların olsun ya Ömer, cennet bizim olsun istemez misin? " buyurmuş.
           Ne zaman peygamberimizin yattığı yerin resmini koysalar (bilmiyorum gerçek midir) içim cız eder, elimde bulundurduğum imkanlardan utanır olurum. Bu dünyanın onun yüzü suyu hürmetine kurulduğunu bildiğim, Rabbimden her istediği misli ile verileceğini bildiğim, onun mütevazilik ve dünyalık şeylere karşılık ahireti istediğini bildiğim halde, yine beni şaşırtan ve aklımın idrak bile edemediği  bu hikaye karşısında hep gözlerim yaşarır Ömer gibi...
           Güzel sofralar kurmayı, değişik tatlar denemeyi, güzel eşyalar alıp, güzel kıyafetler giyinmeyi düşünüyorum da... Bunların hesabını, bunların sorumluluğunu nerde vereceğim Rabbim. Hele de böyle bir peygamberim varken, bana böyle bir yol göstermişken.
            Hiçbirşey ve hiçbir bahane, o mübareğin yüzündeki hasır izinin, beni etkilediği kadar etkilemiyor. Bu dünya üzerinde, açlıktan ölen insanlar var, bu dünyada, ikinci el kıyafet almayı bile lüks sayan insanlar var ve bizim hayran olduğumuz, kurban olacağımız, örnek aldığımız Muhammed Mustafa var...
            Şimdi bazılarınız diyecekler ki "_Peki neden sen o kadar yiyecekle meşgul olup, zengin sofralar kuruyorsun, bunlar da bir yerde mütevazilikten, peygamberimizin izinden gitmekten uzak değil mi?"
_Evet yüzbin kere evet. Sık sık düşünüyorum, peygamberimizin ve ailesinin üst üste karnını doyurarak yemek yediği zamanlar olmuyormuş. Bırakırsam bu işi sırf bunun yüzünden bırakacağım arkadaşlar... Tabi bırakmakla da kalmaması gerekiyor. Burda resimlemeyi bıraksam bile, sonuçta evimde de aynı mütevaziliği yaşatabilecek miyim?
           Şimdilik tek elimden gelen şey, evimde mümkün olduğunca israf etmemeye çalışmak. Bir parça ekmekten, birkaç pirinç tanesinden dolayı sorumluluk duymak ve çöpe gitmemesini sağlamak. Rabbim bizi korktuğumuz şeylerden korusun. Amin...
     Gelelim çiçek tatlısına... Sizlere, buruk bir hüzünle birlikte, vermek istedim bu tatlıyı. Çiçek tatlısı çok nefis bir tatlı. Sırf böyle olduğu için, içimizde, yiyemeyen insanlar adına bir burukluk hissetmek gerektiğine inanıyorum. Şöyle yapın böyle yapından ziyade, bu güzel nimetleri yerken, yiyemeyenleri ve peygamberimizi düşünüp yememizi sizden istiyorum naçizane...  
    Halihazırda bekleyen, mevsim sebzeleriyle yapılmış başka tarifler varken, istek üzerine çiçek tatlısını paylaşmak zorunda kaldım.
    Bu tatlıyı iki kez yaptım. İlkinde ev halkına, ikincisinde ise, ablamın gününde misafirlerine yaptık. Orada yiyenler tarafından çok beğenilince, "_Bloğa koy, biz ordan tarifi alırız." dediler ve böylece ben de tarifi fazla geciktirmeden yayınlamak istedim.
     Bu tarifi yeşil kivi den aldım. İyiki de almışım, gerçekten nefis birşey oldu. Baklava tadında, ama hamur değil, hem de baklavaya yada diğer şerbetli tatlılara göre ne bir ağırlığı var, nede yapılışında bir zorluğu.
 Kesinlikle sizi misafirleriniz önünde mahçup etmeyecek bir tatlı olacaktır. Denemeniz dileğiyle...


Tatlı İçin Malzemeler:

  • 250 gram oda sıcaklığında margarin
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 2 yumurta
  • 1,5 yemek kaşığı yoğurt
  • 1,5 tatlı kaşığı elma sirkesi
  • 1 paket kabartma tozu
  • 4 su bardağı + 2 kaşık un
Şerbeti İçin:
  • 5 su bardağı şeker
  • 5 su bardağı su
  • 5-6 damla limon suyu
  • 1 su bardağı irice çekilmiş ceviz
Üzeri için ve arasını yapıştırmak için 
  •  1 adet yumurta (sarısını üzerine süreceğiz- beyazıyla iki hamuru birleştireceğiz)
Yapılışı:
  1. Şerbeti hazırlamakla işe başlıyoruz. Şeker ve suyu katıp, bir taşım kaynattıktan sonra, limon damlatıyoruz ve bir iki fokurdatıp indiriyoruz.
  2. Hamuru için un hariç, bütün malzemeleri bir kapta birleştiriyoruz. Azar azar unu ilave edip, kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde ediyoruz.
  3. Bu hamuru resimdeki gibi iki parçaya ayırıyoruz. Çiçek kalıbımızla, (yada yıldızlı kapli siz nasıl isterseniz) hamuru kesiyoruz. Kestiğimiz parçaların içine bir de küçük bir kapak yardımıyla tam ortasından bir yuvarlak daha kesiyoruz. (Marmelatlı kurabiyede olduğu gibi)
  4. Bir bütün bir de ortasından yuvarlak delik açılmış ikinci parçayı, yumurta akı yardımıyla yapıştırıyoruz.
  5. Şeklini verdiğimiz çiçeği tepsiye yerleştiriyoruz. (yağlamaya gerek yok zaten içinde yağ var)
  6. Üzerine yumurta sarısı sürüyoruz, en son ceviz ile ortasını dolduruyoruz ve 200 dereceli fırında kızarana kadar pişiriyoruz. 
  7. Tepsideki çiçekleri başka bir kaba alarak (şerbetleyeceğimiz tepsiye) üzerine ılık şerbet döküyoruz. Hem hamurlar hem de şerbet ılık olmalı. Hamurlar ılık olmalı çünkü içinde margarin olduğu için donmadan şerbetini alması gerekiyor. Afiyet Olsun...

2 Mart 2013 Cumartesi

Haşhaşlı Rulo Çörek


            Merhabalar, mutlu cumartesiler dostlar...
Bugün sizlere, haşhaşlı çöreğin en kolay halini sunacağım. En tembel ve en üşengeç anlarınızda, açın hamuru, içini yağlayıp, haşhaşı sürün ve öylece tepsiye koyun. Pişirin gitsin. Hem bu şekilde daha sonra sunacağımız zamanlar, ısıtması ve kesmesi kolay oluyor. Ayrıca puf puf yumuşacık olan bu çörekler, hane halkı tarafından çok beğenildi. Umarım sizler de denemeye değer bulursunuz. Kalın sağlıcakla...

Not: Ben bu ölçünün iki katını yapmıştım, 6 rulo çıktı, 3'ünü poşetleyip, buzluğa kaldırdım. Kahvaltıda yada ihtiyacım olduğunda rulo halinde fırınlayıp sonra keserek servis ettim, hem taze hem de pratik oldu öneririm.


Malzemeler:

  • 1 su bardağı ılık su
  • 1/2 su bardağı ılık süt
  • 1/4 su bardağı sıvıyağ
  • 2 tatlı kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1/2 yaşmaya 
  • aldığı kadar un
İçi İçin:
  • 100 gram haşhaş ezmesi
  • 2 çay kaşığı tuz
  • ılık su
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ
  • üzeri için yumurta ve mavi haşhaş
Yapılışı:
  1. Su, ve sütü bir derince kaseye alıp, içine şekeri katıp eritiyoruz. Sonra bu karışıma mayayı ekleyip onu da eritiyoruz. 
  2. Tuz, sıvıyağ ilavesi ile azar azar un ilavesine başlıyoruz. Bir taraftan un eklerken bir taraftan yoğuruyoruz. Kulak memesi kıvamında bir hamur yoğuruyoruz.
  3. Hamurun üzerini nemli bezle örtüp, iki katı kadar kabarması için ılık bir yere alıyoruz.
  4. Haşhaşı derin bir kaseye alıp, 2 çay kaşığı tuz ve 1/2 çay bardağı sıvıyağ katıyoruz. Azar azar ılık su ekliyor, bir taraftan haşhaş ezmesini, hamura sürülecek kıvama gelene kadar, suyla açıyoruz.
  5. Hamur mayalanınca, hamurumuzu 3'e bölüyoruz. Her bir parçasını resimdeki gibi açıyor, içini hafifçe yağlayıp, haşhaş ezmesini sürüyoruz.
  6. Rulo yapıp, yağlı kağıt serili tepsiye uzunlamasına yerleştiriyoruz. Bir süre de tepside mayalanmasını bekliyoruz. Hamurumuz tepside de mayalanınca, üzerine yumurta sarısını sürüp, haşhaş serpiyoruz. 200 dereceli fırında kızarıncaya kadar pişiriyoruz. Afiyet Olsun...

1 Mart 2013 Cuma

Zeytinyağlı Kök Sebze Yemeği (Portakallı)

         
         Merhabalar Sevgili Dostlar...
        Zeytinyağının gerçek olup olmadığını anlamak için evde küçük bir test yapıldığını televizyonda gördüğümde ben de ilk fırsatta denemek istiyordum. Eğer dolapta zeytinyağı donarsa, katkısız olduğuna işaretmiş bu. Bir kısmı donarsa, katkılı hiç donmazsa artık siz düşünün gerisini. Zeytinyağı arayışına girdiğimde faceden Tarık bey imdadıma yetişti.  Ben de sipariş verdim  Arılı Zeytinyağları 'na. Manisa'nın Akhisar ilçesinin Muştular köyünde üretilen zeytinlerden yapılan bu yağlara güvendim ve 5 kg aldım. Kargo ile elime ulaştı, sağ olsun Tarık bey bize yardımcı olarak zeytinyağımıza kavuşturdu.
    Tabi hemen televizyonda duyduğum bu testi yaptım. Havalar epey soğuktu, tenekeyi balkona kaldırmıştım. Bir bardağını ise buzdolabına aldım, hemen donmadı zeytinyağı, meğerse donması için su gibi belli bir ısıya düşmesi gerekiyormuş. Neyse onu da sağladıktan sonra, baktım bardaktaki zeytinyağı tamamen dondu. Tarafımca denenen bu zeytinyağlarına sizlerde güvenebilirsiniz. Hatta yukardaki linkle sipariş verebilirsiniz.
İyi bir alışveriş yapmanın mutluluğuyla, evde zeytinyağlı yemekler yarışı başladı. Bir dönem bizim evin ahalisini, şu kereviz denemelerimden ne çekti anlatamam. Bugüne kadar evimize salatanın dışında girmeyen bu sebze, artık haftada bir pişmeye başlamıştı. Çünkü ben, bir türlü istediğim gibi pişirememiştim. Bazen tadı çok güzel olsa da görüntü güzel çıkmadı (hoş bu görüntü de iyi değil ama ne yapalım :)) Bazen marketlerde, güzel ve taze kerevizler bulamıyordum. Aldığım kerevizlerin için boş ve renkleri kara oluyordu. Malesef tam istediğim kerevizi bulamasamda, büyük kızımı kerevizsever biri yapmayı başardım. Kerevizli günlerimizin en güzel sonucu da bu oldu zaten :)
  Kereviz önyargıların aksine,  güzel bir sebze imiş. İçine patates katarsanız, istemediğiniz tadı almamanızı sağlıyor, içine portakal suyu katarsanız hoş bir koku ve aroma veriyor, içine karamalize edilmiş soğan ve sarımsaklar eklerseniz ise yemeğin tadı daha bir güzel oluyor. Ben kendi sevdiğim kereviz yemeğini bu şekilde oluşturmuş bulunuyorum, içine şeker katılarak fazla tatlı olan zeytinyağlılardan hoşlanmıyorum, bu yüzden portakal daha güzel sonuç veriyor, tavsiyemdir...
  Kök sebze yemeğini, Gisi ' de görmüştüm. Tam olarak onun tarifini uygulamasam da onun yemeğinden esinlenek hazırladım  yemeğimi. Şimdilik kereviz ve zeytinyağı için söyleyeceklerim bunlar ama bitti sanmayın, arkası gelecek inşallah. Kalın sağlıcakla...

Malzemeler:
  • 1 adet büyükçe kuru soğan
  • 3 adet küçük kereviz
  • 1 orta boy havuç
  • 2 adet patates
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 6-7 diş sarımsak
  • 1 adet portakalın suyu
Yapılışı:
  1. Soğanı zeytinyağında kavur, ölmesine yakın havuçları,sarımsağı ekle.
  2. Kereviz ve patatesi ekle, tuzunu kat,  biraz kavur.
  3. Daha sonra portakal suyunu ekle ve  kısık ateşte pişir. 
Not: Yemeğinizin suyu bitip eğer hâlâ sebzeler pişmedi ise, biraz sıcak su ekleyebilirsiniz. 

27 Şubat 2013 Çarşamba

Pancar Turşusu

    
    Bir yerlerde koca bir ağaç varmış. O kadar güzel bir yerde bulunuyormuş ki, yakın çevrede oturanlara yüksekten bakıyor heryeri ayakları altına alıyormuş. İnsanlar da bu ağaca hayranmış ve hatta o ağaca bez bağlıyarak dileklerde bulunurlar, böylece dileklerinin yerine geleceğine inanırlarmış.
   Orada bulunan, inançlı bir kimse eline bir balta almış ve o ağacı kesmeye karar vermiş. Böylece o ağaçtan istenen dilekler yok olacak ve istenilecek tek zat olan Allah ü Teala'dan istenilecekmiş. Baltayı almış eline, ağacı kesmeye gidiyormuş. Durumu farkeden şeytan, adama yaklaşmış, her türlü vesvese ile ağacı kesmesine engel olmaya çalışmış. Başarılı olamıyormuş ki son defa şöyle demiş : " _ Eğer sen bu ağacı bugün kesmezsen, ben sana yarın bu dünyanın bütün altınları getirir, ayağına sererim. Hem de bunun üzerine yemin ederim. Ne kaybedersin ki sözümü tutmayacağımı düşünüyorsan en fazla bir gün bekleyip, ertesi güne yine ağacı kesersin. Ya sözümü tutarsam, o zaman sen düşün o parayla nice hayırlar işler, şu ağacı keserek alacağın sevaptan kat kat mislisini yapar hatta rahat içinde yaşarsın.
    Adam diğer dediklerine değil de bu son dediğine takılmış. Durumu farkeden şeytan, biraz daha üsteleyince, ağacı kesme fikrinden vazgeçirmiş sonunda.
    Ertesi gün olunca, adam evde şeytanı bekliyor fakat bir türlü gelmiyormuş şeytan. "_ Beni kandırdı, bu gelmeyecek ben ağacı keseyim." diyerek çıkmış evinden elinde baltası ile. Bakmış şeytan ağacın orda adamı bekliyor. Ama elinde ne altın var ve başka birşey.
    Adam anlamış durumu, şeytanın kendini kandırdığını. "_Zaten senden de bu beklenirdi, sözünde durmadın her zamanki gibi, bak ben de günaha girmeye vesile olan bu ağacı, keseceğim işte." demiş.
     Şeytan kıs kıs gülmüş ve "_ Keees. " demiş. "_ Ama kesmeden önce şunu da bil ki artık sen de aynı kişi değilsin. Eğer bu ağacı dün kesseydin, o zaman gerçekten hakkı yerine getirmiş olacaktın, fakat bugün aynı düşünce ile kesmiyorsun, bana kızdığın için kesiyorsun, dün halbuki sadece Allah inancından kesecektin. Artık kessen de bir, kesmesende... "
    
    
    Merhabalar Sevgili Dostlarım. Bugün sizlere çok sevdiğim bu hikaye ile merhaba diyeyim istedim. Pancar turşusuna gelince; Pancar turşusunun yapımı çok kolay. Olmaması durumu söz konusu değil. Miktarları kendi elimde bulunduğu şekilde vermiş olsam da aslında tamamen size bağlı. Pancar turşusunun mutfağımızda kullanım alanı çok geniş. Her türlü salataya girebildiği gibi, yoğurtlaması da çok güzel oluyor. Denemeniz dileğiyle...
Pancar Turşusu İçin Malzemeler:

  • 2 kg kırmızı pancar
  • 8-9 tatlı kaşığı tuz
  • istediğiniz kadar sarımsak (ben bir baş kullandım)
  • 1,5 su bardağı sirke
  • üzerine kereviz yaprakları


Pancar Turşusunun Yapılışı:
  1. Pancarların kabukları soyulur, irice doğranır, büyükçe bir tencereye alınıp, üzerini bir parmak geçecek kadar su konulur.
  2. Ocakta pancarlar hafifçe yumuşayana kadar haşlanır. ( Bu esnada çatal testi yapılıyor, çatal kolayca batıyorsa olmuş demektir)
  3. Sarımsakların kabukları soyulup, bütün halde üzerine bastırılarak ezilir. Kereviz yaprakları yıkanır.
  4. Pancarlar ılık hale gelince, pancarlar sudan ayrılır. Turşu kabımızın dibine pancarların bir kısmı konur, üzerine birkaç tane sarımsak atılır, bu işlem pancarlar bitene kadar devam eder.
  5. Üzerine 1,5 su bardağı sirke eklenir. Tuz eklenir, en üstüne kereviz yaprakları konulur.
  6. Pancarın kendi suyu turşunun üzerine yavaşça konulur. Ağzı sıkıca kapatılarak 5-6 gün içinde turşunun olması beklenir. (Turşunun olduğuna tadarak karar verebilirsiniz, bu süre turşunun kışın yada yazın yapılışında uzayıp kısalabilmektedir, zira pancar turşusu her daim yapılabilmektedir.)

Gisi'den Hediye Varr...


     
   Sevgili arkdaşımız Gisi  Muhteşem bir runner hediye ediyor. Bu hediye ve daha fazlası için kendisini ziyaret edin.
         Masanızda çok şık duracak bu takımı bende istiyorum diyorsanız yada hadi çıkmadı bari satın alayım diyorsanız, Gisi burada...

26 Şubat 2013 Salı

Un Kurabiyesi ile Merhabalar...

   
       Uzun aradan sonra işte yine sizlerle beraberim. Merhabalar Dostlarım...
       Zorunlu ayrılığım, sonunda nihayete erdi çok şükür. Bu ayrılığın ardından, tatlı başlayalım istedim, o muhteşem lezzet, "un kurabiyesi"  ile açılışı yapıyorum inşallah.
       Hem ağızda dağılıyor, hem de biraz sert olduğu için ufalanıp gitmeden o bilindik un kurabiyesi tadını alıyoruz.
 
       İtiraf etmeliyim, un kurabiyesi çocukluğumun unutulmaz lezzetindendir. Kesinlikle bir tane ile yetinemem doğrusu. Arkadaşım Meral'de yedikten sonra ne kadar özlediğimin farkına vardım.
       Un kurabiyelerini iki kez yaptım. Meral'den aldığım ölçüler farklı idi. İlkini onun verdiği aynı ölçüde yaptım, fakat ben evde uyguladığımda, bir takım farklılıklar oldu. Sanırım, margarinin markası ve suyunu alırken, birkaç kez suyunu almam un miktarının artıp azalmasına sebep oldu. İşte bu nedenden dolayı, sizler denemek isterseniz, un miktarını kaşık ile teker teker eklerken, bir taraftan yoğurup ölçüyü belirlemenizi öneririm. Bu şekilde en doğru ölçüyü bulabilirsiniz.
       Bana gelince, ben iki kez margarini eritip iki kez suyunu aldıktan sonra 10 tepeleme kaşık un eklemem yeterli oldu. Yeterli olmaktaki kasıt, elimizle şekil verebilmektir.
      Sevgili arkadaşım Paşasofram'ın düzenlemiş olduğu Yumurtasız ve Sütsüz Tarifler etkinliği için hazırlamıştım bu kurabiyeleri. Fakat malesef bilgisayarın bozulması ile, ancak bugüne nasip oldu.
   
   
Un Kurabiyesi İçin Malzemeler:

  • 1 paket margarin
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 10-11 kaşık un tepeleme
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
Yapılışı:
  1. Margarini küçük bir tencerede, ocakta eritiyoruz. Sonra soğuk bir yere koyuyoruz. En son buzdolabının buzluğuna atıp, iyice donmasını sağlıyoruz. Çıkartınca, birkaç dakika bekliyor ve tencenin dibinde suyu birikiyor. Bu suyu döküyoruz. 
  2. Margarinin suyunu bu şekilde alınca, tekrar ocağa alıyoruz ve eritiyoruz.
  3. Margarin tekrar ılınıyor. Bu kez içine pudra şekeri, 10 kaşık un ve kabartma tozunu ekliyoruz. Yoğuruyoruz.
  4. Yoğurduğumuz hamurdan parçalar alıp, uzun bir şekilde yuvarlıyoruz.
  5. Üzerinden çatalla iz yapıp, istediğimiz uzunlukta kesiyoruz.
  6. Yağlı kağıt üzerine, önceden ısıtılmış 100 dereceli fırında 40-45 dakika pişiriyoruz. (Kurabiyeler fırından çıkarmadan önce elinizle alın, kolayca geliyorsa olmuş demektir.)
  7. İsteğe göre pudra şekeri serperek tüketebilirsiniz. Afiyet Olsun...

4 Şubat 2013 Pazartesi

bu aralar yokum

 
Merhabalar sevgili dostlar...
Bilgisayarım bozuldu. Bu nedenle, bir süre daha sizinle olamayacağım.
Beni merak edenler sağolsunlar, ben iyiyim.
Bir seda vermek istedim sadece,
Kalın sağlıcakla...












21 Ocak 2013 Pazartesi

Balkabaklı İrmik Tatlısı


       Hayırlı haftalar Sevgili Dostlar...
       Bildiğiniz gibi bu hafta çarşamba günü, iki cihan güneşi sevgili peygamberimizin doğduğu gün olan Mevlit Kandili. Lütfen es geçmeyelim. En azından, peygamberimize getirdiğimiz selavatlarımız olsun. Umulur ki  O da bizden şefaatçi olsun.
      Yeni bir haftaya, tatlı tatlı başlıyalım istedim. Papatya Şef 'te gördüğüm bu irmikli tatlıyı denedim. Hazır balkabağı zamanıyken...
      Bence tatlının adı, "kendini cheesecake zanneden irmik tatlısı" vs. olmalıydı. Şekil itibariyle cheesecake e benziyor fakat bildiğin irmik tatlısı. Ben içine aroma vermesi için muzlu puding kullandım. Tarifin orijinali için  Papatya Şef 'e bakınız.
      Balkabağı tatlısının yapılışı ve diğer balkabağı tatlısı çeşitleri için tıklayın.

Malzemeler:
Alt Tabanı İçin:
  • 2 paket yulaflı bisküvi
  • 3 kaşık yumuşak tereyağ
İrmik Tatlısı İçin:
  • 1 kg süt
  • 15 tatlı kaşığı irmik
  • 13 tatlı kaşığı şeker
  • 3 tatlı kaşığı muzlu puding tozu
  • 1 tatlı kaşığı tereyağ yada margarin
Üzeri İçin:
  • 2 su bardağı balkabağı tatlısı
  • 1 su bardağı irice çekilmiş ceviz içi

Yapılışı:
  1. Balkabağı tatlısı robotta püre haline getirilir.
  2. Yulaflı bisküvi, robatta çekilir. Yumuşak tereyağ ekleyerek iyice karıştırılır. Sonra en küçük kelepçeli kalıbın tabanına yulaflı harç düzgün bir şekilde bastırarak yerleştirilir. Buzdolabına alınıp, 30 dakika bekletilir.
  3. İrmik tatlısı için bir tencereye süt, şeker, irmik, puding tozu eklenir ve ocakta kıvama gelinceye kadar pişirilir. İndirilince sıcakken içine tereyağ katılıp iyice karıştırılır.
  4. İrmikli tatlı, yulaflı alt tabanın üzerine yayılır. Ilınınca tekrar buzdolabına kaldırılır. Tekrar 30 dakika kadar tutulur. 
  5. Püre haline getirilmiş balkabağı tatlısı, irmikli tatlının üzerine yayılır. Bu şekilde bir gece buzdolabında bekletilmesi gerekiyor.
  6. Servis etmeden önce irice çekilmiş ceviz içi dökerek servis ederiz. İsteğe göre üzerine tahin de ekleyebilirsiniz. Afiyet Olsun...

17 Ocak 2013 Perşembe

Kesme Aşı (Kars Yöresi) - Yada Erişteli Yeşil Mercimek Yemeği

                 Mehmet Ali Birand'ı kaybettik. Allah'tan rahmet diliyorum, ailesine de sabır. Bugün sabahtan beri, facede "öldü" haberleri yayınlanıyor. Ben hiç ummuyordum. O kadar sağlıklı, o kadar neşeli duruyordu ki, sanki yakıştıramıyordum. (Hoş ölüm kime yakışmış ki!) Daha geçenlerde, bir programda, türban konusunu paylaşmıştı. Ben de o programı büyük keyifle izlemiştim. Her gün gördüğümüz bu insanlar, sanki yakından tanıdığımız kişiler kadar tanıdık, bildik oluveriyor. Ani ölümüyle de beni  sarstı. Yani demek istediğim, "Ölüm bize o kadar yakın ki, bugün var dediğimiz, yarın toprak oluyor. "  Ve yine düşünüyor insan, bu dünyanın geçiciliğini, aslında gerçek olmayan, güzel bir gölgeden ibaret olduğunu...
               Bu yemeği yayına hazırlarken hiç aklımda bu konulara girmek yoktu. Ama burası benim bloğum. Ne düşünüyorsam, ne hissediyorsam onları da paylaşmalıyım. Yoksa tek derdimiz, yemek yapmak ve yemek olsaydı, Elif bunun neresinde olabilirdi ki?
Yeşil Mercimek 
               
                Kesme Aşı, komşum Naringül Abla'dan öğrendiğim bir yemek (yada çorba ). Her ne kadar kış çorbası olarak söz ediyor olsak da aynı zamanda içindeki malzemelere bakınca başlı başına bir ana yemek bile oluyor bence.
               Yeşil mercimeği bizim evin ahalisi pek sevmez. Ben ise ısrarla yedirmeye çalışırım. Hele de içine erişteler girince başka güzel oluyor.
                Naringül abla, Kars- Sarıkamışlı. Onlar çok severek yapıyorlar, bir gün bana da bir tabak almış gelmişti. Çok beğenince yapılışını sordum. Bildiğimiz yeşil mercimek çorbasına bildiğimiz erişte katılıyor, tek farkı hamurun bir kısmı ile kıtır hamurlar da ilave ediliyor yemeğe.
               Bol naneli, bu yemeği özellikle şu kış aylarında yapmanızı öneririm. İki gündür üst üste çorba vermiş olsam da, farklı zamanlarda yapılıp yenildi. Arayı soğutmadan vermek istedim. Hayırlı cumalar...

Kesme Aşı İçin Malzemeler:

  • 1 su bardağı yeşil mercimek
  • haşlamak için 3 su bardağı su
  • 1 orta boy kuru soğan
  • 1/2 kaşık domates salçası
  • 1/2 kaşık biber salçası
  • pişirirken ilave edilmek için 7 su bardağı su
  • 1 tatlı kaşığı kuru nane
Hamuru İçin:
  • 1 yumurta
  • 8 kaşık un
  • 4 kaşık su
  • 1/2 tatlı kaşığı tuz

Yapılışı:
  1.  1 su bardağı yeşil mercimeği, 3 su bardağı su bardağı suda (az tuz ilavesi ile) haşlıyoruz. (Dağılmadan, hafif diri olsun)
  2. Bir kaseye, yumurta kırıp, tuz ve suyu ekliyoruz. 8 kaşık un ilavesi ile biraz katı bir hamur yoğuruyoruz.
  3. Bu hamurun birini büyük birini daha küçük 2 bezeye ayırıyoruz. Bezeleri un yardımıyla açıp, birini şeritler halinde erişte şeklinde  kesiyoruz. ( 3 nolu foto)
  4. Tencereye, çok az yağ koyarak, küp küp doğradığımız kuru soğanı, ölünceye kadar kavuruyoruz. Üzerine salçaları ilave edip, bir iki çevirdikten sonra, haşladığımız mercimeği ilave ederek, 7 su bardağı su ekliyoruz. Tuzunu da damak tadımıza göre belirleyip, kaynamaya bırakıyoruz.
  5. Bu arada, diğer bezeyi,  büyükçe parçalara ayırıp, elimizde oklava gibi uzun yuvarlıyoruz. Bunları una bulayıp, küçük küpler halinde kesiyoruz. (2 nolu foto)
  6. Yemeği kısık ateşe alıp, erişteleri ilave ediyoruz.(Erişte miktarını kendiniz belirleyebilirsiniz, hepsini katmak zorunda değilsiniz)
  7. Bir tavaya, biraz sıvıyağ katıyoruz (Çok az da salça katabilirsiniz). Bu küp şeklinde kestiğimiz hamurları bu yağda kızartıyoruz. Yemeğin altını kapatmadan önce, bu kızarmış hamurları ilave ediyoruz. Çok az daha ocakta tutuyoruz. Afiyet Olsun...

16 Ocak 2013 Çarşamba

Karnıbahar Çorbası



         Karnıbaharın sevmeyeni çoktur, malum. Fakat bugünkü çorbamızda, karnıbaharın o istenilmeyen kokusu yok oluyor. Bambaşka bir çorba içiyorsunuz.
         Karnıbaharın  kokusunu ortadan kaldırmak ve sasiliğini yok etmek için, patates ekliyoruz. Kavrulmuş un ilavesi ise bütün çorbalarda olduğu gibi, hem kıvam oluşturmak hem tadını kuvvetlendirmek için kullanılıyor. Bazıları, içine süt yada yoğurt ilavesi yapıyor. Ben et suları ile zenginleştirmeyi tercih ediyorum. Yine isteğe göre karnıbahar ve patatesi haşlarken kuru soğan ilavesi de yapılabilir, hatta sarımsak rendesi de konulabilir. Bu şekilde tadı, işkembeye de benziyor.
          Benim evde haşlanmış patatesim vardı, bu şekilde yaptım çorbayı. Fakat siz karnıbahar, patatesi birlikte haşlayarak, kısa sürede yemeği ortaya koymuş olursunuz. Ve son bir not, üzerine yakılan yağ ve eklenen krutonlar sayesinde, çorba bambaşka bir boyuta taşınıyor.Tavsiyemdir...

Karnıbahar Çorbası İçin Malzemeler:

  • 1/2 küçük karnıbahar
  • 2 su bardağı et yada tavuk suyu
  • 1 adet haşlanmış patates
  • 2 kaşık un (silme)
  • 5-6 su bardağı su
  • isteğe göre köri,karabiber vs baharat

Üzeri İçin:
1/2 kaşık tereyağ, 1/2 kaşık sıvıyağ, 1 tatlı kaşığı toz kırmızı biber.



Yapılışı:
  1. Karnıbaharı yıkayıp, irice parçalara böldükten sonra, tencereye biraz tuz ve 2 su bardağı etsuyu + 2 su bardağı su ile haşla.
  2. Haşlanan karnıbaharı ve haşlanmış patatesleri robotta  pürüzsüz olana dek çek.
  3. Bir tencereye biraz sıvıyağ koy,  un kat ve kokusu çıkana kadar kavur.
  4. Tencereyi kenara çek ve üzerine robotta çektiğin sebze pürelerini kat hızlı bir şekilde karıştır. Daha sonra ocağa koymadan önce, 3 su bardağı su daha ekle ve iyice karıştır. Ocağa al.
  5. Bir taraftan karıştırarak, çorbanın pişmesini sağla. Kaynayınca kıvamına bak. (gerekirse biraz daha su ekleyebilirsin). Baharatları ekleyip, kısık ateşte bir süre daha pişir. 
  6. Servis etmeden önce, üzerine 1/2 kaşık tereyağ ve 1/2 kaşık sıvıyağı biraz kızdırıp, toz biber ekleyerek, çorbaya ilave edebilirsin. Afiyet Olsun...
Not: Çorbalar kaynadıktan sonra, kısık ateşte bir süre bekletilirse lezzeti çoğalır. Koyu kıvamlı çorbalar içinse durum farklı tabi...

Eserini Koru


           
     Merhabalar Sevgili Dostlar. Bir süredir ilginizi çekmiştir "Eserini Koru " başlıklı yazılar. Biz bloggarların başına sık sık gelen bir konudan bahsedeceğim sizlere. Malum herkes tarafından bilinen bu olay, izinsiz resim ve tariflerin kullanılması olayıdır. Sevgili Allah Ne Verdiyse bloğunun sahibesi tarafından düşünülmüş ve "Birlikten kuvvet doğar" felsefesiyle güçleneceğini düşündüğümüz emeğimize sahip çıkmanın sesi aslında.
     Blokcu olmayı bazıları küçümsüyor, bazıları "E ne oluyor, para kazandırıyormu bari" diye kendince dalga geçiyor olsa da, bilen bilir bu iş öyle göründüğü kadar kolay bir iş değildir. Sadece tarif vermekle olmuyor malesef. Bazen defalarca denemeniz gerekiyor bu tariflerinizi. Bazen bir kare resim bile alamıyorsunuz. Yada ne bileyim, onca hayat koşuşturmacasının arasında, sanki bir işte çalışır gibi, düzgün düzenli birşeyler yapmaya çalışıyor, bazen herkesten 1 saat önce kalkıyor, bazen gece yarılarını çook geçerek uyumak zorunda kalıyorsunuz.
      Saysam saymakla bitmez inanın. Bu kadar emeğin sonunda sizin resminiz, başka birinin sayfasında sizin adınız bile geçmeden kullanıldığı oluyor. İşte buna karşı çıkmanın sesi bu.
      Şimdi sizleri, bu ablamızın sözleriyle başbaşa bırakıyorum ve diyorum ki "_Ben de varım."


Sevgili dostlarim hayirli bir gün diliyorum herkeze 
helalinden kazanc nasip eylesin yaradan .
İslamiyet açık ve gizli hırsızlığın her türlüsünü şiddetle menetmiştir. Hırsız, “çalışmadan zengin olmak” isteyen, “korkak” kişidir. Hırsızlık alçaklıktır. Başkasının emeğine göz dikmektir. Çalışıp – çabalayıp, bin bir türlü meşakkatle  zorlukla ürettigini çalmaktan daha kötü ne olabilir?.. Halbuki İslamiyet, “çalışın, emeğinizle geçinin, kendi nefisleriniz için mal yığmayın! Buyuruyor.
Fikir işçisi de emekçidir onunda hakki vardir emeginde .
lakin gelin görün ki hazira konmak herseyden daha kolay geliyor bu tür kopyalayip calan insana .
Ne kadar ruhu rahat edebilir bu tarz insanlarin .
Sosyal paylasim sitelerinde görmüs oldugum paylasimlarda kendi emegimden ziyade bircok blogspot ailesindeki kardeslerimin de emegi kopyalandigini görüyorum ruhum huzursuz ,gönlüm kirik  .
güzel bir dil ile uyarilmalarina ragmen benim sahsiyetime beni tanimadigi halde yargilamaya kadar giden insanlar var
Evet atomu parcalamadim, dünyayi kurtarmadim.
 alti üstü bir yemek yapmisim yada baska birsey ne önemi olabilir ki nedir ki deyip, kopyalamaya hakki oldugunu düsünmüyorum...
Allahu teala herkeze bir seyi kolaylastirmistir. 
Benimde nasibime bu düsmüs.
Hamd olsun Alemlerin Rabbine
 Ben bunu kendime saklamayip, insanlara faydali olmak icin kullaniyorsam ve maddi hicbirsey talep etmiyorsam, düsünmelidir bu emegi calan kisi 
 nedir bu kisinin istedigi ?!.diye hicmi akletmez sormaz kendine

benim istedigim kolayliklara vesile olup dualara talip olup dualarda yer almaktir ahiret azimgimi toplamaktir,baskaca bir gayem yoktur amac bu ise.zira 
evimden ailemeden zamanimdan ayirip bunu yapiyorsam ugras veriyorsam  bunu calan kisiyede hakkimi helal etmeme gibi bir hakkim var .
cünki emegi o yapmis gibi gösterip sonucta hakkim olan duaya o talip olmaktadir bu kul hakkidir !!
emek sarf eden kardesleriminde  ayni seye maruz kalmasina gönlüm razi gelmiyor
Bunu bir sekilde toplu olarak dur dememiz gerekiyor
toplu olarak kampanya baslatip boykot etmeliyiz.bizleri ayni cati altinda toplayan blogspot mercilerine bir sekilde sesimizi duyurmaliyiz .bugün benim yarin senin emegin kopyalamaya emek hirsizligina hayir diyorum.
Buraya gelip emegimizi calan insan elbet bu yaziyi görecek
Onlara elbet birsey yapamam ama caldigi emegimse ona hakkimi helal etmedigimi belirtmeliyim  .
birlikten kuvvet dogar 

Ne yapabilirim .ne yapabiliriz ?? fikirleriniz dogrultusunda bir kampanya baslatmak istiyorum  ve emegimize saygi diyorum

Varmisiniz ???

****


15 Ocak 2013 Salı

Köfteli Patates Yemeği

      Köfteli patatesi biliyorum hepiniz yapıyorsunuz. Ben de değişik şekillerde yapıyorum. Fırında Patatesli Köfte tarifi için buraya  bakabilirsiniz. Bu kez tencerede yaptım ve sizler için görüntüledim. Küçük bir ayrıntı var sadece, o da köfteyi yoğururken içini kısırlık bulgurla yoğurdum. Böylece köfteler lezzetlendi tadı gerçekten harika oldu. Daha önce de köfteyi irmikle denemiştim onun tarifi için tıklayın.
     Bu yemeğe, patatesli köfte mi desem, köfteli patatesmi desem, yoksa bulgurlu köfteli patates yemeği mi desem bilemedim. Sonunda " En basit olanı, en iyisidir."  felsefesiyle  ismini koydum. Zira içindeki patateslerle köfteler yarışır durumdaydı. Ben patates yemeği demeyi tercih ettim.
    Kalın Sağlıcakla...
Köfteli Patates Yemeği İçin Malzemeler:

  • 2 kumpirlik patates (büyük olacaklar)
  • 1 orta boy soğan
  • 1 kaşık domates salçası (isteğe göre acılı severseniz biber salçası)
  • Yeteri kadar su
Köftesi için malzemeler:

  • 200 gram dana kıyma
  • 1 adet yumurta
  • 1 kaşık un
  • 1 orta boy soğan
  • bir tutam maydanoz
  • 1 küçük çay bardağı kısırlık bulgur
  • 1/2 tatlı kaşığı salça
  • kimyon, yenibahar, kişniş, tuz 
Yapılışı:
  1. Yemeği yapmaya, köfte yoğurmakla başlıyoruz. Kıymayı bir derince kaseye alınca üzerine soğan rendeliyoruz. İnce doğranmış maydanozları da ekleyip, bütün malzemeleri katarak iyice yoğuruyoruz. (Yoğurdukça bulgur soğanın ve diğer malzemelerin suyunu çekip, iyice özleşecektir) Kıymayı dinlenmesi için bir kenara alıyoruz. (30 dakika falan)
  2. Dinlenen harçtan istediğimiz büyüklükte köfteler yapıyoruz. (Ben patatesleri de büyük doğrayıp, onlara uygun olarak büyüklükte hazırladım)
  3. Bir tane soğanı küp küp doğrayıp, çok az yağda, ölünceye kadar kavuruyoruz. Salçasını da ekleyip, şöyle bir kavurduktan sonra, patatesi ekliyoruz ve yemeğe 7 su bardağı su ekliyoruz. 
  4. Suyumuz kaynayınca, üzerine içine köfteleri de ekleyip, karıştırmadan, kısık ateşte, her ikisi de pişene kadar ocakta tutuyoruz. Afiyet Olsun... 

14 Ocak 2013 Pazartesi

Galetalı Karnıbahar Köftesi


           Merhabalar Sevgili Dostlar. Mevsim sebzelerini ve meyvelerini bol bol kullanmaya çalıştığım şu sıralarda, karnıbahar ile devam edelim istedim. Bir küçük karnıbahar aldım. Yarısını, bu köfteler için kullandım, diğer yarısı da çorba oldu. Onu da kısa sürede vereceğim inşallah.
           Karnıbahar köftesi tarifini Cahide'den aldım. Küçük bir değişiklikle, ben içinde un miktarını azaltıp, galeta ekledim. Böylece köftenin zaten yumuşak olan iç kısmı, hamur kıvamında olmaktan kurtuldu. Dış kısmında ise tam da istediğim çıtırlığı yakalamış oldum. Siz isterseniz, un miktarını tamamen yok edip, sadece galeta kullanabilirsiniz. Ben ilk kez denediğimden, köftelerin kızarırken, dağılmaması için içine girecek olan 5-6 kaşık unu, iki kaşığa indirdim.
         Daha önce de Fırında Karnıbahar yaparken, aynı şekilde galeta ununu tercih etmiştim. Yine galeta unuyla, içinde karnıbahar da bulunan Galeta Unlu Sebzeli Kek' de aynı şekilde galeta ununu kullandım. Karnıbaharın kendine has bir yumuşaklığı oluyor, içine un eklenince iyice hamur oluyor. Galeta unu bu durumu biraz olsun azaltıyor.  Şimdilik Kalın Sağlıcakla...

Karnıbahar Köftesi İçin Malzemeler:

  • 1/2 küçük karnıbahar
  • 1 çay bardağı pirinç
  • 2 çay bardağı su
  • 1 küçük yumurta
  • 2 kaşık un
  • 2 kaşık galeta unu
  • 1 adet kuru soğan
  • bir tutam dereotu
  • bir tutam maydanoz
  • kimyon,yenibahar,karabiber,tuz
  • bir küçük kase galeta unu (bulamak için)
  • kızartmak için sıvıyağ
Yapılışı:
  1. Karnıbaharı yıkayıp, parçalara ayırıyoruz, üzerini geçecek kadar su koyup, kaynatıyoruz. Yumuşayınca kapatıp süzgece alıyoruz.
  2. Pirinci yıkayıp, üzerine 2 çay bardağı su ekleyip suyunu çekene kadar kaynatıyoruz. (suyu biter ve pirinçler hâlâ sertse, biraz daha su ekleyip kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirin)
  3. Karnıbaharı ve soğanı robotta iyice çekiyoruz. Temiz bir tülbente alıp, iyice suyunu süzüyoruz. (yoksa köfteler birleşmeyecekmiş)
  4. Dereotu ve maydanozları ince ince kıyıyoruz. Bir kaseye aldığımız karnıbaharın üzerine yumurta kırıyoruz, unları ve baharatları kattıktan sonra, susuz olan pirinci ekliyoruz ve yeşillikleri de ekleyip yoğuruyoruz.
  5. Köfte şekli veriyoruz. En son köfteleri, galeta ununa bulayıp , sıvıyağ koyulmuş tavada arkalı önlü kızartıyoruz. Afiyet Olsun... 

10 Ocak 2013 Perşembe

Balkabaklı-Pekmezli Muffin

         Bu muffinler için söyleyebileceğim şey,(içinde süt olmamasının dışında) hafif ıslaksı kek severlere göre olduğudur. Şahsen benim damak tadıma hitap etti, hatta eşim ve büyük kızım da yediler afiyetle. Fakat küçük kızım ve kayınvalidem beğenmedi. Onlara göre çikolatalı olan kek güzel oluyor. Yani demek istediğim şey, belki size de hitap etmeyebilir. Hafif ıslak kekler hoşunuza gidiyorsa, bu kek tam da size göre olabilir. Üzeri de hafif kıtırlık oluyor ki bu da benim ayrıca hoşuma giden noktalardan biri oldu.
        Tarif sevgili Sibel'e ait. Tarifin orijinali için tıklayın.
Malzemeler:

  • 130 gram tereyağ (oda sıcaklığında)
  • 1/3  su bardağı keçiboynuzu pekmezi(ben üzüm pekmezi kullandım)
  • 1(+ 2 kaşık ) su bardağı esmer şeker
  • 1 yumurta
  • 1 su bardağı balkabağı püresi
  • 1 su bardağı un
  • 1 adet portakal kabuğu rendesi
  • 1/2 su bardağı kuru üzüm (ben kullanmadım)
  • 1 paket kabartma tozu
  • bir tutam muskat
  • bir çimdik tuz
Ön Hazırlık
Balkabağı Püresi : Ayıklanıp, doğranmış balkabağını, bir metal süzgece koyup, az su koyduğumuz tencerenin üzerine oturtuyoruz. Kapak kapatıp, buharda pişmesini sağlıyoruz. İyice pişince robotta püre haline gelinceye kadar çekiyoruz. Böylece muffin için kullanacağımız balkabağı püremiz hazır oluyor.

Yapılışı:
  1. Yumurta ile şekeri çırpıyoruz. İçine tereyağı ekleyip biraz daha çırpıyoruz.
  2. Pekmez, balkabağı püresi, portakal kabuğu, muskat,tuz  hepsini katıyoruz, karıştırıyoruz.
  3. Un ve kabartma tozunu da ekleyip yine karıştırıyoruz.
  4. Son olarak üzümü ekleyip,  karıştırıyoruz. (benim ufaklıklar üzümlü keki sevmediklerinden ben tercih etmedim)
  5. Muffin kalıplarının içine kağıt koyup, bir parmak kalacak şekilde kek hamurundan koyuyoruz. Önceden ısıttığımız 180 derecedeki fırında pişiriyoruz. Kürdan testiyle piştiğine karar verdikten sonra biraz ılınınca yiyoruz. (çünkü balkabağından dolayı biraz ıslaksı olacaktır, kendini birkaç dakika sonra çekecektir) Afiyet Olsun...

9 Ocak 2013 Çarşamba

Terbiyeli Tavuk Çorbası



       Merhabalar Sevgili Dostlar. Nihayet, ocak ayında özlediğimiz kara ve soğuğa kavuşmuş durumdayız. Gerçi benim soğukla aram oldum olası hiç iyi olmamıştır ama, gel gör ki mevsimleri zamanında yaşama konusunda, kar yağışlarının önemi aşikar. Hal böyle olunca, bol bol yağsın demekten başka birşey geçmiyor aklımızdan.
       Kış gelince çorbalar pişmeli mutfakta bolca. Hele de etli, tavuklu çorbalar... Malum kış aylarında yakalandığımız hastalıklardan kurtulmanın en iyi yolu bu bol limonlu, tavuklu, etli çorbalar oluyor... Sebzeleri es geçtim sanmayın sakın. Ben her çeşit çorbayı severek tüketirim. Onların yeri de bir başka ayrıca.
        Pek çoğumuz, terbiyeyi yaparken limon kullanır. Ben limonun sütü kesme özelliğinden dolayı, çok sık kullanmıyorum. Bunun yerine limonu, kendi tabağıma alınca, sonradan eklemeyi tercih ediyorum ki böylece kesilme durumlarıyla da karşılaşmamış oluyorum. Bu tarif de bu alışkanlıktan dolayı bu şekilde terbiyelendi.
Kalın sağlıcakla...


Terbiyeli Tavuk Çorbası İçin Malzemeler:

  • 3 su bardağı tavuk suyu
  • 4 su bardağı su
  • 4 adet tavuk but
  • 3 kaşık un(biraz tepeleme olsun)
  • 1 yumurta
  • 1 kase sulu yoğurt
  • tuz, karabiber


Yapılışı:
  1. 4 adet tavuk but yada iki adet tavuk kalçayı 4 su bardağı su ve biraz tuz ile kaynatıyoruz.
  2. Haşladığımız tavuk butlarını küçük parçalar halinde didikliyoruz.
  3. Tavuk suyunu süzüp, 3 bardak ayırıyoruz.
  4. Tavuk parçalarını ve suyunu bir tencereye koyup ocağa alıyoruz.
  5. Bir taraftan da 1 yumurta, bir kase yoğurt, 3 kaşık un katıp, iyice karıştırıyoruz.(Bazıları terbiyede limon suyu da kullanır, ben ise kesilmemesi için servis sırasında herkes kendi tabağına koyacak şekilde limon suyu kullanırım)
  6. Tenceredeki sudan birkaç kaşık alarak terbiyeye ekler, terbiyeyi de tencereye azar azar koyarken bir taraftan da tencereyi karıştırarak terbiyeyi çorbaya yediririz.
  7. Karabiber ekleriz, tuzuna da bakar gerekirse biraz daha ekleriz. Birkaç taşım kaynattıktan sonra, çorbamız hazırdır. Servis esnasında, tabağımıza limon suyu ilavesi yaparız. Afiyet Olsun...

7 Ocak 2013 Pazartesi

Sıvıyağlı Un Helvası (Sütsüz)


 Merhabalar Sevgili Dostlar. Un helvasını sevmeyen var mıdır? Bizim evde sevilerek tüketilir. Ben genelde, biraz margarin ve sıvıyağ karışımı ile sütlü yapardım. Bir akrabamızda, bu şekilde gördükten sonra, helvanın yumuşaklığına ve lezzetine bayıldım. Bu helvalar, arkadaşıma giderken yapılıp götürüldü. Yiyenler beğendi, zaten beğenilmeyecek gibi de değildi. Oldu ki helvayı sevmiyorsanız, yada pek meraklısı değilseniz bu tarifle bir daha deneyin derim. Sizler bizim gibi müptelası olacaksınız buna eminim. Kalın sağlıcakla...

Malzemeler:

  • 2 su bardağı şeker
  • 3 su bardağı su
  • 1,5 su bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı fındık
  • 12 kaşık tepeleme un (gerekirse ekleyiniz)


Yapılışı:
  1. Su ve şekeri bir küçük tencereye alıp, bir iki fokurdatıp kapatıyoruz.
  2. Teflon tencereye, sıvıyağ katıp, 12 kaşık tepeleme un ekliyoruz. Kokusu çıkana kadar kavuruyoruz.(hafif rengi sararsın, fakat fazla da kahverengimsi olmasın)
  3. İsteğe göre kavurma işleminin bitmesine yakın, isterseniz daha önce fındıkları da ekliyoruz. (Ben kavrulmuş hallerini daha çok sevdiğimden unu katıp karıştırınca çok geçmeden fındıkları da ekliyorum)
  4. Un resimdeki gibi hal alınca, tencereyi kenara çekiyoruz. İçine azar azar sıcak şekerli sudan ekleyerek, bir taraftan da hızlı hızlı karıştırarak, şekerli su ile unu birleştiriyoruz.(azar azar ekliyoruz çünkü topaklanmadan yapmak gerekiyor)
  5. Sonra tekrar ocağın üzerine getiriyoruz, biraz kısık ateşte karıştıra karıştıra pişmesini sağlıyoruz.
  6. Kenara aldığımız helvayı, biraz ılınınca istediğimiz şekli verip, servise sunuyoruz.
Not: Tereyağsız, margarinsiz yaptığımızda helvayı, daha yumuşak oluyor ve ayrıca soğuyunca da sertleşme olmuyor, ertesi günde bile yumuşacık haliyle tüketebiliyoruz.