..

3 Kasım 2012 Cumartesi

Kahvaltılık Sos (Lutenitsa ) Tarifi ve Migrenik Durumlarım




             Küçük küçük, tombul tombul elleriyle, iki avucunun ortasında getirmiş bana iğdeleri.
             _Anne ben iğde yedim, iyi oldum, sen de ye. " diyor.
             Başım bana ağır, ben başıma mecbur... Canımdan bezdiğim andır yine,  yaşadığım o tarifsiz ağrılar. Küçük kızım, " _Anne sana iğde getirdim, yersen iyi olursun." diyor.
             O zaman ağrıdan ağladım kabul.
             Ama şimdi farklı bir duygu şu an beni ağlatan. Yavrum benim. Küçük kuzum.
             İğdeyi de o pamuk eller kadar seviyorum artık. İkisi bir noktada birleşti beynimin bir yerlerinde. İğdeler de pamuk pamuk, küçük kuzumun küçük parmakları da...
            Bilenler bilir, migren ne meder birşeydir. İnsanı hayattan da bezdirir, hayatı zehir de eder. Bazen yorgunluk, yada uykusuzluk, bazen üzüntü bazen yediğimiz birşey... Uzar gider bu liste böyle. Sebebi tam olarak bilinemiyor, tedavisi de. İlaçları günlük kullanmam gerekiyor bunu istemediğim için de böyle haftada iki güne kadar artabiliyor.
             Her zaman güzel şeyler konuşamıyoruz doğal olarak, her zaman mutlu olamadığımız gibi... Hayat tam da böyle olması gerekmez mi sizce de? Karanlık olmadan aydınlığın ne kıymeti var öyle değil mi?
             Ben bir başladım mı, akıyor kelimeler. Meğer ne çok anlatacak şeyim varmış, neyse ki tariflerin arasına sıkıştırıyorum da döküyorum içimi. "Çok iş az laf " diyemiyeceğim, muhabbetsiz yemek de olmaz nitekim.
             Yine haftalarca öncesinden kalan bir tarif doğal olarak. Baktım zamanı geçiyor, nihayet görüntüleyebildim sonunda. Herhalde yapmayan kalmamıştır kahvaltılık sosu. Ben bu sene turşu ve soslardan yana bereketli bir yıl geçirdim. Dolabım kışlıklarla dolu. Kış gelsin isterse, hazırım ben evvelallah. Migrene de razıyım aslında, hayatta illaki birşeyler olacak. Benim sepetime de bu düştü ne yapalım.
               Ve işte karşısınızda benim lutenitsam. Elimdeki malzemelerle yaptım bu sosu. Kanımca herkesin damak tadına göre ayarlayabildiği bir lezzet bu. Bazısı domatesi çok kullanıyor. Ben bu sene için yeterince domates sosu yaptığını düşündüğümden bu tarifte domateste biraz cimriliğe gittim doğrusu. Patlıcan, kırmızı biber ve havuç kendini gösterdi böylece.  Kışın kar dışarda lapa lapa yağarken,  sıcacık çayınızın yanında, kızarmış ekmeğinize sürmek isterseniz şayet, deneyin derim. Zira içinde yok yok... Bu iyi birşey yani :))



Malzemeler:

  • 2 kg kırmızı biber
  • 2 kg patlıcan
  • 2 büyük havuç
  • 4 orta boy domates
  • 1/2 demet maydanoz (bunu ben kattım)
  • 1/2 baş sarımsak
  • 1 tane kuru soğan
  • 3 yemek kaşığı sirke
  • 1/3  su bardağı zeytinyağı
  • tuz
  • isteğe göre karabiber

Yapılışı:
  1. Kırmızı biber ve patlıcanları fırında közleyin.
  2. Biberler közlenirken, biz bir tarafta domates ve havuçları rendeleyelim. Biraz tuz ve zeytinyağı ile ikisini  kısık ateşte kavurmaya başlayalım.
  3. Közlenen biber ve patlıcanları soyup, robota atalım. Robotun üstüne, kuru soğan, sarımsak, maydanoz  da atıp iyice çekelim.
  4. Pişmekte olan domatesli havuçlu karışıma ekleyip, birlikte pişirmeye devam edelim. Koyulaşınca indirip, robota tekrar atıyoruz. Bu arada içine baharatlar ve zeytinyağını ve sirkeyi ekliyoruz. Karışımı tekrar ocağa alıyoruz. 
  5. Koyulaşınca ocaktan alıp, temiz ve kuru kavanozlara alıyoruz. Kavanozun kapağını sıcakken kapatıp ters çeviriyoruz. Böylece 12 saat kadar bekliyor. Afiyet olsun...

       

1 Kasım 2012 Perşembe

Osmanlı Tiridi ve Heyecanım




               "_ Aman Allah'ım ! Ben ne yaptım ?" demek oldu ilk tepkim. Korktum evet. Her zamanki gibi, pc 'nin başına geçince, biraz orayı biraz burayı kurcalarken, Bumerang Blok Ödülleri Yarışmasını gördüm. Var mıdır benim gibi internetin içinde bir görünüp bir kaybolan, bilmiyorum. Az zamanım, çok yapılacak işim, ilgilenecek iki haylaz kızım varken, bir de yarışma karıştırıverdim araya.
                Yıllarca okulu tamamlamaya uğraştım (3 yıl). Bu arada, anne olma denemelerim (Nitekim oldum da hem de iki kız annesi). Sonrasında yine internette gezinirken kendi kendime kurduğum bloğum ve onu kaybedip bir ay bulamayışım :) Ah ben neler yapıyorum bir bilseniz. Yapıp bozup, sonra düzeltmeye çalışmakla geçiyor bütün zamanım. Şimdi bunu kim düzeltecek ?
               Bu senenin başlarında, yine 2012 de katiplik sınavına girmiştim. Yine 3 dakikada 90 kelimeyi geçip yine mülakata kalmıştım. Yine çalışmış çabalamış, yine sınavı geçmiştim. Ama kaldım mülakatta, malesef büyük adamları tanımadığım için :(  İşte o mülakatta jürinin karşısına geçtiğim an kadar heyacanlandım. "_Aman Allah'ım Ben ne yaptım?"
               Üstelik, en tarz blok alanına aday oldum. Baktım rakipler dişli. Ooh pek çoğu bu işin kurdu. Kelimelerle iyi oynuyorlar, web işinden iyi anlıyorlar falan falan... Ne yapalım ben de güzel yemek yapıyorum. Benim tarzım da bu olsun bundan böyle.
             Umarım bu yarışma, bana panikatağımı yeniden kazandırmaz. Fazla heyecan bana göre değil vesselam...
             Neyse gelelim Muhteşem Tarifimize. Bu yemek tiritin aslıdır. Babaannemden öğrendiğim şekilde yaptım tiriti. Kabul ediyorum, epey ağır bir yemek oluyor, malum hem yufka, hem de et. Fakat arada yapmadan duramıyacağınız bir yemek bu. Osmanlı tiridi yada Saray tiridi de diyebiliriz. Evet adı böyle olsun :) Koydum gitti...

Malzemeler:

  • 1 kg dana eti  (büyük parçalar halinde) yada kemikli et
  • (isteğe göre kemikli et de kullanabilirsiniz. biz genelde o şekilde yaparız)
  • 2 orta boy soğan
  • 3 diş sarımsak
  • 2 kaşık salça
  • isteğe göre tane karabiber
  • defne yaprağı
  • tuz
Yufkası için Malzemeler:
  • 3 su bardağı un
  • 1 su bardağı ılık su
  • 1 tatlı kaşığı tuz


Yapılışı:
  1. Öncelikle işe yahniyi pişirmekle başlıyoruz. Siz ister parça et isterseniz benim gibi kemikli et tercih edin, düdüklü tencereye bütün malzemeyi katıp etin yada kemiğin yapısına göre yeteri kadar pişirin. Etler yada kemikler tabiri caizse, lime lime olsun.(Soğanları ben küp şeklinde doğrayarak ekliyorum yemeğe, siz isterseniz, arpacık soğanla da yapabilirsiniz tabi.)
  2. Yahnimiz hazır olunca yufkayı hazırlamaya başlayabiliriz. Yahninin pişmesi uzun süreceğinden, yufkanın da soğumaması için, etler piştikten sonra yufka yapımına başlamak en uygunu olacaktır.
  3. Yufka hazırlamak için bir derince kaseye un, tuz koyup ılık suyu azar eklemek kaydıyla, pek de yumuşak olmayan bir hamur elde ediyoruz. Bu hamuru 10 dakika dinlendirip, 9 bezeye ayırıyoruz. Her bir bezeyi çok ince olmayacak şekilde açıp,(büyükçe tabak kadar) yanmaz tavada, yağsız olarak alt üst değiştirerek pişiriyoruz.
  4. Pişirdiğimiz yufkaları üst üste koyup, her bir yufkanın eklenmesinden sonra üzerini ve heryerini sıkıca örtüyoruz. Bu işlemi yufkaların kurumaması ve sıcaklığını muhafaza etmesi için yapıyoruz.
  5. Yahniyi iyice ısıtırken, biz yufkaları rulo yapıp tepsinin boyunda kesiyoruz. Diklemesine sıralıyoruz. Yufkaların üzerine hazırladığımız yahninin suyundan koyarak ıslatıyoruz. Servis tabağının en üstüne ise yahninin etlerini döküyoruz. (kemikli yapmışsanız kemikleri etlerden ayırarak üzerine ekleyin). Sıcak servis yapıyoruz. Afiyet Olsun...

         

31 Ekim 2012 Çarşamba

Susamlı Nohut Salatası


               Merhabalar Sevgili Dostlar... Geçen süre zarfında, bir Kurban bayramı, bir de Cumhuriyet bayramını geride bıraktık. Her ikisini de büyük bir coşkuyla kutladık. Bayramlarla dolu tatilimiz oldu :)
               Tatil uzun olunca, tekrar bloğa dönüp tarifler paylaşmak da zor oldu haliyle. Epeydir bekleyen nohut salatam da böylece araya sıkışıverdi.
                Nohut salatası, hem besleyici, hem de hane halkına bakliyat yedirmenin başka yolu olduğu  için, favori salatalarım arasında. Ah bir de kabuklarını soyma kısmı olmasa :(
                Tavsiyemdir.

Malzemeler:

  • 1 büyükçe kase nohut (haşlanıp kabukları soyulmuş)
  • birkaç dal taze soğan
  • 2 adet salatalık (ben birini kullanmadım)
  • bir tutam maydanoz
  • küçük bir parça kırmızı lahana
  • 1 adet küçük kırmızı biber 
  • (maraş biberi)
  • üzeri için susam
  • sıvıyağ ve limon


Yapılışı:
  1. Nohutları derince bir kaseye alıyoruz.
  2. Soğan, lahana, maydanoz, kırmızı biber, salatalık hepsini küçük küçük doğruyoruz. Nohutların üzerine ekliyoruz. Tuzunu da ekliyoruz bu esnada.
  3. Bir küçük bardak yada kasede, limon suyu ve sıvıyağı karıştırıp kaseye ekliyoruz. Salatayı servis kaselerine alıp, üzerine susam serperek servis yapıyoruz. Afiyet Olsun...

30 Ekim 2012 Salı

Bumerang Blok Ödüllerinde Desteklerinizi Bekliyorum



 Bumeranga girmiştim ki 2012 blok ödülleri için oylamanın başladığını gördüm. Epeyce geçmiş aradan aslına bakarsanız, benim haberim olana kadar... Neyse ben de aday oldum. İddialı değilim ama yanımda olur, beni desteklerseniz sevinirim.
Ayrıca şunu söylemeliyim ki oy vermek tamamen ücretsiz. Yani sadece yapmanız gereken şey, sağ üst köşedeki yeri tıklayıp, oraya tlf. numaranızla onay almak ve böylece bana oy vermiş oluyorsunuz :) Oylarınızı bekliyorum arkadaşlar, bana destek olun lütfen.
Ben En Tarz Blok kategorisinde adayım. Yani eğer başka bir arkadaşa da oy vermişseniz, kategoriler farklı olduğunda birden fazla kişiye oy verebileceğinizi de belirtmek isterim.
Linki tıklayarak da bana oy verebilirsiniz. http://bumerang.hurriyet.com.tr/bumerang-odulleri/37814.htm
Veren de vermeyen de sağ olsun. Kalın sağlıcakla...

22 Ekim 2012 Pazartesi

Gülmeye Doyamayacağınız Leziz Bir Video



Dünürlerin birbirini çekememesini konu alan Vanish’in yeni videosunda, eğlenceli atışmalara yer veriliyor. İğneleyici laflarla birbirlerine göndermeler yapan, kıskanç mimikleri ve oyunculuğuyla beni hayrete düşüren bu iki dünürü, yukarıdaki videoda izlemenizi tavsiye ediyorum. Gününüze biraz lezzet katmak istiyorsanız, bence siz de mutlaka görmelisiniz.

Üstelik Vanish’in Facebook hayran sayfasında, bu video ile bağlantılı bir aplikasyon da yer alıyor. http://bit.ly/omurbiterdunurgitmez adresine giderek ileride nasıl bir dünür olacağınızı öğrenebilir, pespembe bir çamaşır makinesi kazanma şansı yakalayabilirsiniz!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

21 Ekim 2012 Pazar

Salatalık Turşusu Nasıl Yapılır?





         Turşu tariflerimi paylaşmakta biraz geç kaldım, biliyorum. Biraz geç kurduğum için anca oldu, turşularım. Bayram öncesi , bir bayram temizliği yapayım dedim bloğumda. Bu yüzden bugün yayınlanıyorlar.
        Aslında turşunun hasını annem yapar. Ondan öğrendiğim şekilde yapıyorum turşularımı. Hele de salatalık turşusu, kesinlikle salataların, pizzaların vazgeçilmezi. Yapmasak olmazdı değil mi?



           Malzemeler:

  • 1 kg küçük kornişon salatalık
  • 2 -3 yemek kaşığı kayatuzu
  • 1 su bardağı sirke
  • 1 baş sarımsak (büyükçe)
  • 1 limon (dilimlenmiş)
  • bir avuç nohut
  • 1 tatlı kaşığı limon tuzu
  • Üzeri için maydanoz yada kereviz yaprakları

Yapılışı:
  1. Kornişon salatalıkların varsa sapları kesilir. Üzerine hafifçe küçük kesikler atılır ki sirke içeri girebilsin.
  2. Tuz, sirke,limon tuzu ve kaynayıp soğutulmuş su karıştırılır.(Su ılık olursa iyi olur)
  3. Kavanoza salatalıklar dizilir. Aralarına sarımsaklar ve nohutlar atılır. Limon yuvarlak dilimler halinde doğranır. Aralarına konur. 
  4. Üzerine hazırladığımız suyu dökeriz. Salatalıkların üzerini geçecek kadar, bu su ile doldururuz. Kapağı ile arasında 1-2 santim kadar boşluk kalsın.
Not: Limon tuzunu, salatalıkların sert kütür kütür olması için, nohutu mayalanmayı artırmak için, limon,maydanoz yada kereviz yapraklarını ise aromayı kuvvetlendirmek için kullanıyoruz.

Küçük Acı Biber Turşusu



     
        Bu sene yaptığım üçüncü biber turşusu olur kendileri. Bundan 15 gün kadar önce turşuluk almak için pazara gittiğimde, dayanamadım ne kadar turşuluk malzeme varsa aldım. Bu biberler hane halkı tarafından en sevilen turşulardandır bizim evde. Eminim sizlerden de müptelası olanlar boldur. Öyleyse buyurun birlikte yapalım...



Malzemeler:

  • 1 kg küçük acı biber
  • 1 su bardağı üzüm sirkesi
  • 1 baş sarımsak (irice olandan)
  •  2-3 yemek kaşığı kaya tuzu
  • 1 domates rendesi
  • 1 avuç nohut taneleri
  • 1 adet limon
  • 1 kaşık limon tuzu
  • aldığı kadar su
  • üzeri için kereviz sapı yada maydanoz

Yapılışı:
  1. Biberleri yıkayıp kavanoza yerleştirin. Sarımsakları soyup aralarına sıkıştırın. Limonu dilimleyip aralarına koyun. Üzerine rendelediğiniz domatesi dökün.
  2. Sirke, tuz, limon tuzu ve suyu katıp tuzu eriyene kadar karıştırın.
  3. Bu karışımı turşunun üzerine dökün. Suyu biberlerin üzerini geçsin ve 1 parmak kadar kavanozun kapağı arasında boşluk kalsın.
  4. İki haftada turşu hazır olacaktır. 
Not: Karanlık ve serin bir yerde saklayın. Arada kontrol edin. Bu ölçülerde kavanozunuz almaz ise havuç, yeşil domates gibi turşuluklarla birlikte doldurabilirsiniz. Ben şahsen yeşil domates kullandım, hem de tat verdi.

19 Ekim 2012 Cuma

Yeşil (Gök) Domates Yemeği ve Tohum Üzerine



                     Bugün, buradan, uzun zamandır düşündüğüm ve benim hassas noktam olan, bir konuyu açmak istiyorum. Biraz çenem düşecek, kusura bakmayınız. Bu tür yazıların devamı da gelecek baştan söyliyeyim. Lütfen okuyarak destek olunuz ve yorum bırakarak da düşüncelerinizi paylaşınız.
                     Şu sıralar markette, pazarda bolca gördüğümüz yeşil domatesler, bana yıllar önceki bir anımı hatırlatıyor. Benim yaşadığım yerde insanlar geçimini (özellikle o zamanlar) meyvecilikle karşılıyorlar. Sakarya nehrinin kenarında, bize çok yakın köylerin çoğunda geçim kaynağı ise sebzecilik. Domates tarlaları boy boy yer alıyor, büyük-uzun-beyaz seralar... O zamanlar, şimdi çok iyi bildiğimiz çim(hibrit) domatesler yeni yeni yaygınlaşıyor. Halk yerli tohumdan vazgeçiyor çünkü daha bol ürün, daha fazla para kazandırıyor. Neyse uzatmıyayım, o köylerden birindeki bir tanıdığımız bize de çim getiriyor, bu domateslerden. Biz dikiyoruz, domatesini yiyoruz ve annem hep yaptığı gibi, beğendiği sebzelerin tohumunu alıyor. Kurutup saklıyor ki bir sonraki senede biz de yetiştirebilelim diye.
                   Biz, bir sonraki sene bu domateslerden aldığımız tohumları ekiyoruz. Yine aynı boyda (upuzun) küçük bir ağaç kadar nerdeyse, domateslerimiz oluyor. Bir çok domates veriyor. Fakat ne hikmetse bu domatesler bir türlü kızarmıyor, öylece yeşil kalıyor. Mevsimi geliyor, geçiyor, fidesi ölüyor domatesler hâlâ yeşil. Biz böyle tanışıyoruz, İsrail'in tohum koruma yöntemiyle. Sonraki yıllarda karpuz ve kavun tohumlarında da alışıyoruz artık böyle tekrarı mümkün olmayan sebze tohumlarına.
                  Buradan bu işin uzmanlarına ve bütün bloggerlara sesleniyorum : Tohumlarımıza sahip çıkalım. Bu topraklarda yetişen sebzelerin tohumları çok kıymetli.   Bizim de var domates tohumlarımız, tamam altları kararıyor çoğu zaman ama ıslahlaştırılabilir pekâlâ.Farkında değiliz belki ama, bunlar bizim zenginliğimiz.
                   Örneğin yine bizim oralardan çok iyi bildiğim kahverengi mercimek vardır. Şu yeşil ve kırmızı mercimek gibi olmaz, daha yuvarlak daha küçük olur. Rengi pek bir koyu olur pişirince. Ama itiraf edeyim lezzeti diğerlerini bastırır.
                  Geçenlerde bilindik büyük marketlerin birinde, siyah mercimekle karşılaştım. Bilmem nerenin malıymış. Nelere yararlıymış falan. Şuranın pirinci şöyle yararlı, buraya özgü tropikal meyveler, Himalaya tuzu... uzayıp gider bu liste. Halbuki var mı bizim Çankırı kaya tuzu gibisi. Bir jeoloji mühendisinin dediğini hatırlıyorum da, Bizim Çankırı'daki kaya tuzu da Himalayalar'a yakın bir geçmişe dayanıyormuş. Vallahi ben onun yalancısıyım. Yine kaçırdım laf lafı açtı, yeşil domates yemeği kaldı sanmayın.
                 Bu yemek üzerine son bir söz. Kendi bahçemde, yılın son hasadının henüz kızaramamış domateslerinden pişirmeyi gerçekten çok isterdim. Fakat ben bir köylü kadının, pazar tezgahına kadar inebildim sadece. Ekşimsi bir yemek bu evet. Fakat bizim insanımızın bir yemeği, sadece bunun için bile senede bir yapılmaya değer bence. Sevgiyle kalın...

Yeşil Domates Yemeğinin Malzemeleri:

  • 5-6 adet yeşil domates
  • 2 adet kuru soğan
  • 1 adet kırmızı biber
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası (tatlı)
  • 1 tatlı kaşığı kuru reyhan
  • 1/2 çay bardağı yıkanmış bulgur
  • tuz
  • 2 çay bardağı ılık su


Yapılışı:
  1. Domatesler yıkanıp büyükçe doğranır.Bulgur yıkanır.
  2. Soğan küp küp doğranır. Biraz sıvıyağda kavrulur.
  3. Bu arada kırmızı biber küçük küçük doğranıp o da kavrulmaya başlanır.
  4. Salçası eklenip hep birlikte biraz kavurduktan sonra domatesler eklenir. Tuz eklenir ve ağzı kapalı olarak kısık ateşte suyunu salana kadar pişirilir. 
  5. Domatesler suyunu salınca bulgurlar eklenir. Su ilavesi yapılır.Yine pişirme işlemine devam edilir.
  6. Bulgurlar yeterince yumuşayınca yemeğimiz pişmiş demektir. Afiyet Olsun...

18 Ekim 2012 Perşembe

İçli Köfte (Elâzığ Usulü)


                 Ben ne bilirim Elazığ usulü içli köfteyi. Tamam içli köfte yaptım tabii ki daha önce. Fakat bu yediğim diğerleri gibi değildi. Arkadaşım Melike bizim için kendi yöresinin içli köftesini yaparken ben de ölçüleri aldım görüntüledim. (Ben bu işe iyi alıştım bugünlerde) Kendi yaptığım şekliyle değil de asıl tariflerle sizleri buluşturmak istediğimde, o işin erbabını bulmaya çalışıyorum. Bu şekilde niyetim, sizlere en iyi tarifleri verebilmek. Bu tarifle mutlaka deneyin derim, kesinlikle pişman olmazsınız.
                Bu tarifimi Yemek Gurmesi Tencere Yemekleri Yarışması ' na gönderiyorum. Buradan bütün bloggar arkadaşları da yarışmaya katılmaya davet ediyorum. Tencere yemekleri kategorisinde, "Tencerede yapılan yemekler" konulu yarışmanın ödülü de süper bir Döküm Tencere. Döküm tencerenin sağlığı ve kullanışlılığı konusuna ise hiç değinmiyorum bile. Bekliyoruz bayanlar...

İçli Köfte İçin Malzemeler:
  • 500 gram dana kıyma
  • 5 adet orta boy soğan
  • 3 su bardağı köftelik bulgur
  • 1 tatlı kaşığı kuru nane
  • 1 tatlı kaşığı kuru reyhan
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 1 adet yeşil biber
  • 1 yumurta
  • 1 çorba kaşığı un
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 2 kaseye yakın su 
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
  • 1/2 kaşık domates salçası



Yapılışı:
  1. Kıymanın yarısını ve ince doğranmış yarım soğanı,bulgur, nane, reyhan,karabiber,yumurta,un,tuz ve salçaları teker teker ekleyerek, yoğuruyoruz.Bu yoğurma işlemi 45 dakika ile 1 saate yakın sürüyor. Yoğururken, yanımıza bir kase soğuk su koyuyoruz. Bu sudan azar azar ekleyerek bulgura katıyoruz.(Sakın ha hepsini birden boşaltmayın) Bu ölçülerde 2 kaseye yakın su çekiyor. Yoğurduğumuz köftelik bulgurumuz sakız gibi olmalı, yapışkan olmalı.
  2.  3 tane soğanı  doğrayıp, yumuşayana kadar kavuruyoruz. İçine biberi ekliyoruz. kıymayı en son ekliyoruz ki kurumasın. Yine biraz salça da buraya koyup aynı baharatlardan ekleyip soğumaya alıyoruz.
  3. Yoğurduğumuz hamurdan, cevizden biraz büyükçe parçalar koparıp, içine hazırladığımız bu iç harçtan koyuyoruz. Resimdeki gibi kapatıyoruz.
  4. Bir tencereye 1-2 adet soğan doğrayıp, biraz biber salçası ve domates salçası ilavesi ile kavurup su ekliyoruz. Suyumuz kaynayınca içine hazırladığımız köftenin bir tanesini atıyoruz. Eğer çatlamadan, dağılmadan pişiyorsa hamurumuz kıvamında olmuş demektir.
  5. Bu suda haşladıımız köfteleri bir tabağa alıp üzerine kendi suyundan bir kaşık ekliyoruz böyle servis yapıyoruz. Afiyet Olsun.

         

17 Ekim 2012 Çarşamba

Patlıcanlı Bükme



         Ara verdim dostlarım zoraki sebeplerden dolayı. Bu süre zarfında bir sürü tarifim birikmedi, kimselere uğrayamadım, hatta bloğuma bile giremedim. 2012'nin son ayları bende bu şekilde gider sanırım.
       Gelelim tarifimize. Bükme pide tarzı bir hamurişi.Hamuru, en bilindik haliyle yoğurup, içine hazırladığınız patlıcanlı harcı katıyorsunuz. Sonra da yağsız olarak tavada pişiriyorsunuz. Çankırılılar bükme diyor, Bilecikliler yan pidesi diyor,  her yörede adı başka olsada tadı hep aynı...
Malzemeler:
  • 1/2 yaşmaya
  • 6 su bardağı un
  • 1,5 tatlı kaşığı tuz
  • 4 patlıcan
  • 3 kuru soğan
  • 4 domates
  • 3 sivri biber

Yapılışı:
  1. Yaşmayı ve tuzu bir kaba alıp, ılık su ile mayayı iyice çözüyoruz. Üzerine 6 bardak un ekleyip, karıştırıyoruz. Bir taraftan da azar azar su ekliyoruz. Böylece ele yapışmayan bir hamur elde ediyoruz.
  2. Hamur kulak memesi yumakşaklığında olmalı. 2 saat mayalanması için beklemeye başlıyoruz.
  3. Bu arada kullanacağımız iç harcımızı hazırlıyoruz. Ben patlıcan ve madımak kullandım. Patlıcanları alaca soydum. Küçük küçük küp küp doğradım. Tavaya biraz yağ koyup önce soğanları sonra biber ve patlıcanları en son kabukları soyulmuş domatesleri küp küp doğrayıp ekledim. Tuzu ekleyip yeteri kadar pişince altını kapattım soğumaya bıraktım.Siz isterseniz aynı şekilde kıymayı da hazırlayabilirsiniz, hatta bükmenin madımaklısı da meşhurdur, benim memleketim Bilecek'te de ıspanaklısını yaparlar.
  4. Hamurum mayalanınca, cevizden az daha büyük bezeler yaptım ve başladım açmaya. Açılan hamurun yarısına bu iç harcı koydum diğer yarısını üstüne kapattım kenarlarını kapatıp kızgın ama yağsız teflon tavaya aldım. İki tarafını da pişirip kenara aldım.
Püf Noktaları:
Hamur elimize yapışmayan kıvamda olmalı, fazla büyük bezeler olmamalı, iç harcı çok yağlı olursa hamur da ince açılırsa yağı hamurdan dışarı çıkar ki bu istenen bir durum değildir, en son olarak da hamuru tavada pişirirken bir tarafı pişince tam pişmesine bakmadan diğer tarafını çevirirseniz ve en son olarak iki tarafının eşit pişmesini sağlarsanız istenen olmuş demektir.

İsteğe göre sıcakken tereyağıyla yağlanarak servis edilebilir. Ben tereyağı kullanmamayı tercih ettim.
                                                              AFİYET OLSUN

16 Ekim 2012 Salı

Yemekleriniz Sağlıklı, Peki ya Yemek Takımınız?







Sağlıklı yemekler pişirmek için malzemeleri özenle seçiyor, pişirme tekniğinize dikkat ediyor ve sevdiklerinize en iyisini sunmaya çalışıyorsunuz. Peki yemek takımınız ne kadar sağlıklı?

Günümüzde pek çok marka, üretim maliyetlerini azaltmak için insan sağlığını tehdit eden ham madde kullanımına başvuruyor. Normal şartlarda 1200 derecede sabitlenen desen ve sırlar, içerisine ağır metaller karıştırılarak 800 derecede sabitlenebiliyor. Bu şekilde enerjiden tasarruf edilirken, insan sağlığı ikinci plana atılıyor. Üretimde kullanılan ağır metaller zamanla eriyerek yemeklere karışıyor ve vücutta birikerek damar tıkanıklığından kalp krizine kadar ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Bernardo’da ise yemek takımları kesinlikle insan sağlığına zararlı ham maddeler içermiyor. Tüm üretim süreçlerinde insan sağlığına asla zarar vermeyen, güvenlik sertifikalı ham maddeler kullanıyor. Avrupa standartlarına uygun ve Tarım Bakanlığı’ndan onaylı ürünler ile Bernardo ailenizin sağlığını önemsiyor.

Kırılırsa üzülmeyin, hemen Bernardo’ya gelin!

Çok sevdiğiniz yemek takımınızın bir parçasını kırdınız ya da misafirinizin yaramaz oğlu tabağını yanlışlıkla yere düşürdü. Üzülmenize gerek yok. Çünkü Bernardo’da 12 kişilik yemek takımları 5 yıl, 6 kişilik yemek takımları 2 yıl parça tedariği garantisiyle satılıyor. Yemek takımınızın kırılan parçaları Bernardo tarafından tedarik ediliyor.

Üstelik yemek takımınızın parça sayısını artırmak için daha fazla kullandığınız kayık tabak, servis ya da tatlı tabağı gibi parçaları da Bernardo’dan istediğiniz adette ek olarak satın alabilirsiniz.

Fikrinizi değiştirirseniz yemek takımınızı da değiştirebilirsiniz!

Bernardo’dan satın aldığınız yemek takımını, ambalajını açmadığınız sürece 5 yıl içerisinde başka bir model ile değiştirebilirsiniz. Böylece değişen trendler ya da zevklerinize uygun şık sofralar yaratabilirsiniz.

Sigortalı kargo servisi!

Bernardo.com.tr’den ya da Bernardo mağazalarından satın aldığınız yemek takımı kargo ile adresinize teslim edilirken hasar görürse, Bernardo ürününüzü hemen yenisi ile değiştiriyor.

Siz de gönül rahatlığı ile bernardo.com.tr’den alışveriş yapabilir veya mağazalarımızdan satın aldığınız ürünlerin evinize gönderilmesini talep edebilirsiniz.

Bernardo'yu Facebook'ta takip edin, yeniliklerden ilk siz haberdar olun : https://www.facebook.com/bernardosofratasarimuzmani

Bir bumads advertorial içeriğidir.

10 Ekim 2012 Çarşamba

Pratik Domatesli Acılı


             Yukardaki pratik domatesli acılı, biraz meze, biraz turşu kıvamında, pişirilmeden yenebilen bir meze. Kısa sürede tüketmenizi öneririm çünkü, pişirilmediği için kısa sürede bozulabilir. Son bir not daha, buzdolabında muhafazası önerilir. Yapımından itibaren yenilmeye başlanabilir. İster çorbaların yanında, isterseniz başka bir şeyin yanına iyi gidiyor. Benden söylemesi...

Malzemeler:
  • 1 kg domates
  • 1/2 kg maraş biberi
  • 250gr acı sivri biber
  • 1 demet maydanoz
  • 1 baş sarımsak
  • 1/2 su bardağı sirke
  • 2 tatlı kaşığı tuz
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ

Yapılışı:
  1.  Biberlerin çekirdeklerini temizleyin ve domatesleri yıkayıp hazırlayın.
  2. Domatesleri, biberleri, ayıklanmış maydanozları, hatta kabuğu soyulmuş sarımsakları birlikte robottan çekin.
  3. Bir derince kabın içinde, içine tuz, sirke, sıvıyağ koyup iyice karıştırın. Kavanoza doldurup, buzdolabına kaldırın. Kısa sürede tüketmenizi öneririm.
     
Not: İçine közlenmiş patlıcan da ekleyebilirsiniz.

5 Ekim 2012 Cuma

Cevizli Tatlı


              Cevizin içine girdiği herşey güzel geliyor bana. Hele de böyle şerbetli tatlılar ile birleşirse...
              Bu tarif için fazla uzun bir malzeme listesi yapmanıza gerek yok. Yapımı için ise, hamurlar açıp, incecik yufkalara hiç gerek yok. Kurabiye yapması kadar kolay, fakat yine bir o kadar da garanti.
              Kesinlikle evde reçetesi bulunması gereken bir tarif. Fazla söylemiyeyim de siz deneyin...

Malzemeler:
  • 2 su bardağından 1 parmak eksik sıvıyağ
  • 1 su bardağı ılık su
  • 1 su bardağı irice çekilmiş ceviz içi
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilin
  • 19 kaşık un
Şerbeti İçin:
  • 3 su bardağı toz şeker
  • 3 su bardağı su
  • 1/2 limon suyu

Yapılışı:
  1. Tatlımıza şerbetimizi yapmakla başlıyoruz. Su ve şekeri bir taşım kaynatıp, içine limon suyunu sıkıyoruz. Az daha kaynattıktan sonra ılımaya bırakıyoruz.
  2. Sıvıyağ, su, vanilin, kabartma tozu, ceviz ve un bir kasede karıştırılır.
  3. Fazla sert olmayan bir hamur yoğurulur.
  4. Tepsiye köfte şeklinde şekil verilerek dizilir.
  5. 180 derecedeki fırında altı hafif kızarıncaya kadar pişirilir.
  6. Pişen hamurları bir tepsiye alıp ılıyan şerbeti üzerine dökeriz.
  7. İsteğe göre hindistancevizi ile süsleyip servis yaparız.
Not: Hamurlar sıcak, şerbet çok az ılık olacak.

4 Ekim 2012 Perşembe

Küçük Maraş Biberi Turşusu



            Yukardaki biberleri, geçen gün turşulukları almak için gittiğim pazarda buldum. Adını sorduğumda satıcının da bilmediğini öğrendim. Eminim sizlerin arasında bu biberlerin adını bilenler vardır. Fakat ben bu biberlere bir ad buluncaya kadar epeyce düşündüm. Lezzetli bir biber çeşidi olduğu kesin. Annemin bana yaptığı gül biber turşusu tarzında yaptım bu biberleri de. Biberler hafif acılı. Çok güzel oluyor böylesi acılar. Bulursanız şiddetle öneririm. Kesinlikle pişman olmazsınız.

Turşu İçin Malzemeler:
  • 1 kg kırmızı küçük biberlerden
  • 1 çay bardağı toz şeker
  • 3 tatlı kaşığı tuz
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 baş sarımsak
  • kavanozun üzerini geçecek kadar üzüm sirkesi

Yapılışı:
  1.  Öncelikle biberlerin saplarından biraz kesiyoruz.(Ben fazla kesmiyorum yerken böylesini seviyorum)
  2. Bir tencereye su koyup, kaynamaya bırakıyoruz. Biberleri yıkayıp  su kaynayınca, bu suda biberleri, 2 dakika  kadar hafifçe haşlıyoruz. Rengi biraz dönsün yeter, niyetimiz biber haşlaması yapmak değil :)
  3. Sarımsakları soyup, doğruyoruz. Turşuyu koyacağımız kavanozumuzun en dibini kapatacak şekilde biberlerden koyuyoruz. 
  4. Üzerine doğranmış sarımsaklardan bir kaşık serpiyoruz, biraz şeker, biraz yağ,biraz tuz... Bütün malzeme bitene kadar bu işlem devam ediyor.
  5. Biberler bitince sirkeyi alıp biberlerin üzerini geçene kadar kavanozumuzu dolduruyoruz.Bu şekilde 1 hafta kalması yetiyor. Sonra isterseniz çorbanıza eşlik etsin isterseniz, kahvaltıda bile yerini alsın. Gerisi size kalmış...

3 Ekim 2012 Çarşamba

Domates Çorbası


        Benim eşim, salça ve domates sosu yemez. Salçayı yemeklere az miktarda koyduğumda fazla ses çıkarmaz ama makarnada yada diğer yemeklerde domates sosu asla kullanmaz. Dolayısıyla bugüne kadar domates çorbası denemem olmamıştı, olamamıştı.
        Kayınvalidem ise eski aşçı, mutfakta onun verdiği püf noktaların faydasını çok görmüşümdür. Ben, domates çorbası yapmak istediğimi söyleyince o ; "_Gel ben sana yapayım, sen de ölçüleri not al" dedi. Böylece o çorbayı pişirdi, ben yazdım ve görüntüledim. Tadı mı nasıldı? Çok nefis olmuştu gerçekten. Ne ekşi, ne  çiğ domates kokusu vardı, hem de kıvamı güzeldi. Tavsiyemdir, hazır domatesler henüz rengini ve tadını vermemişken denemelisiniz.

Domates Çorbası İçin Malzemeler:
  • 6 adet domates
  • 3 kaşık un
  • 1 kaşık domates salçası
  • 5 su bardağı  su
  • 2 diş sarımsak
  • tuz
Sonradan eklemek için:
  • 1/4 çay bardağı süt
  • kaşar rendesi yada keçipeyniri rendesi

Yapılışı:
  1. Domatesleri soyup robotta 4 dakika çekiyoruz ki iyice püre haline gelsin.
  2. Tenceremize biraz sıvıyağ koyup un ekliyoruz. Unu bir iki kavurduktan sonra içine salçayı ekliyoruz. Biraz da böyle kavuruyoruz. 
  3. Daha sonra üzerine domates püresini katıyoruz.Birlikte 5 dakika kadar sürekli karıştırarak kavuruyoruz. (domatesin çiğ kokusu çıkana kadar) Bu arada, sarımsakları da üzerine incecik rendeliyoruz.
  4. Tencereye 5 su bardağı su ekliyoruz.Sürekli karıştırarak kaynamasını sağlıyoruz. Servis yapmadan önce üzerine süt ve isteğe göre peynir rendesi ekliyoruz. Afiyet Olsun...
Not: Sütün kesilmemesi için, çorbaya tuzun servisten hemen önce katılması gerekiyormuş bilginize...

2 Ekim 2012 Salı

Kabak Sıyırma + Kabak Yemeği



         Farkettim de zeytinyağlı tariflerim epey az. Bizim evde zeytinyağlılar bir türlü yeterli ilgiyi görmedi, görmüyor. Kabak sıyırma bilindiği üzre, bir Girit yemeği. pratik bir yemek, limonlu ve zeytinyağlı olması onu daha bir güzel yapıyor. Kabağı değişik şekillerde denemek istediğinizde başvurabileceğiniz bir yemek.

Malzemeler:
  • 7 adet küçük kabak
  • 2 kaşık pirinç
  • 1 orta boy soğan
  • 5 diş sarımsak
  • 1 adet limon suyu
  • 1 tatlı kaşığı şeker
  • tuz
  • zeytinyağı
  • Üzeri için deretotu

Yapılışı:
  1. Kabaklar yıkanıp temizlenir. Kabaklar soyma aparatı ile baştan aşağı soyulur, ta ki çekirdek bölümüne gelene kadar. Çekirdekli kısımları bu yemeğe konmaz, ayrılır.
  2. Kabakları soyma işlemi bitince üzerine bir tutam tuz serpip, bir kenarda beklemeye alırız.
  3. Soğan ve sarımsakları ince ince doğrar, bir tencerede biraz zeytinyağı ile kavurmaya başlarız. Soğanlar ölünce üzerine kabakları ilave ederiz. Hemen üzerine yıkanmış pirinci, limon suyunu, şekeri ve bir tutam tuz daha ekler tencerenin kapağını kapatırız.
  4. Kısık ateşte kabakların kendi suyunu salarak pişmesini sağlarız. (Bu aşamada gerekirse biraz ılık su ekleyebilirsiniz)
  5. Yemeğimiz pişince üzerine ince kıyılmış dereotu ile servis yaparız. Afiyet Olsun...


Kabak sıyırma yaptığım kabak içlerine kıyamadım. Bizim evde sevilerek yenilen basit bir kabak yemeği daha yapıverdim. Sıyırmayı o akşam yedik, bu yemek ise ertesi güne hazırlık oldu. Belki fikir verir diye sizlerle paylaşılmaya değer bulundu.


Malzemeler:
  1. Kabak sıyırmadan artan kabak içleri ve 2 küçük kabak daha. (Siz istediğiniz kadar kabak kullanabilirsiniz)
  2. 2 orta boy patates
  3. 1 orta boy soğan
  4. 1/2 kaşık salça
  5. 1 adet domatesin rendesi (püresi)
  6. 4 diş sarımsak
  7. Üzeri için; sarımsaklı yoğurt
Yapılışı:
  1. Kabaklar küp küp doğranır. Patatesler küp küp doğranır.
  2. Soğanlar ve sarımsak ince ince doğranır. Bir tencerede, biraz sıvıyağ katılır. Üzerine soğan ve sarımsaklar eklenir. Şöyle bir kavrulduktan sonra, üzerine salça eklenir. Çok geçmeden patatesler de eklenir. Kapağı kapatılır, 2-3 dakika bu şekilde kalır.
  3. Kabaklar da tencereye ilave edilir ve domates püresi eklenir üzerine, tuzu eklenip biraz ılık su ilavesi ile, yine kısık ateşte ağzı kapalı bir şekilde pişirilir.
  4. Patatesler yumuşayınca servis tabağına alınıp, üzerine sarımsaklı yoğurt ve dereotu ile servis yapılır. Afiyet Olsun...

29 Eylül 2012 Cumartesi

Safranlı Armut Tatlısı



          
   Armutu seviyorum,bazen marmelat , bazen salata , bazen tatlı, bazen tart yada bazen böyle sadesini yapmayı... Armut yerken aklıma hep,  "Melekler Şehri" filmindeki o sahne geliyor. Hani Meg Ryan'ın , meleğe armutun tadının nasıl birşey olduğunu anlattığı sahne...Rabbim her meyveye nasıl ayrı renk, ayrı koku ayrı tat vermiş. Sadece bu bile tefekkür sebebi olabiliyor bende.
   Armutu safrana eklemek uzun zamandır aklımdaydı. Zerdeçaldan sonra, armuta o bal rengini verecek şey olarak, safranı kullanmayı düşündüm. Şöyle bir baktığımda ise bunu ilk kez benim düşünmediğimi benden önce de pek çok kişinin bunu yaptığını gördüm. Tüh yine kaçırdım yine birileri benden önce davranmış :)

 Malzemeler:
  • 5 adet irice armut
  • 1 su bardağı + 2 yemek kaşığı şeker
  • 1 tatlı kaşığı safran
  • 1 kabuk tarçın
  • 1 limonun kabuğu (portakal da olabilir)
  • üzeri için nane yaprağı


Yapılışı:
  1. Armutlar soyulup, sapları çıkartılır. Üzerine 2 kaşık şeker serperiz ve böylece 1-2 saat dinlendiririz.
  2.  Safranı bir bardağı koyup üzerine ılık su koyarız. Böylece bekler.
  3. Armutları derince bir tencereye yatırarak koyarız. Üzerine 1 su bardağı şekeri dökeriz. Kabuk tarçını ve limon kabuğu rendesini de ekleriz.
  4. Safranı süzgeçten süzüp tenceremize suyunu da ekleriz. Üzerinden hafifçe armutlar görünecek kadar su koyup, küçük ocakta pişmeye bırakırız. Arada bir armutları ters yüz ederiz. Üzerine gelen köpüğü alırız.
  5. Armutlar yumuşayınca, şerbet de biraz koyulaşmış oluyor. Armutları servis kasesine alıp, üzerine nane yaprakları ile süsleriz. Servis yaparken özellikle bu şerbetini de üzerine dökeriz. Afiyet Olsun...

28 Eylül 2012 Cuma

Ekşili (Çerkeş Yöresi)

     
      Arayı epey açtım, farkındayım. Bu aralar hayatımda olan değişiklikler, şehir dışından misafirlerim, kızların ikisinin de okula giriş ve çıkış saatlerinin farklı olması, kış hazırlıkları ve rahatsızlanmam beni bloğumdan uzak tutmaya yetti. Beni merak eden tüm dostlarıma teşekkür ediyorum. Şükür artık iyiyim. Çok yoğun ve yorucu günler, güzel mutlulukları da beraberinde getirdi. Ev aldık.  Henüz yeni evimize geçecek olmasak da oranın da işleri karıştı doğal olarak.
       Bugünkü yemeğimize gelince; ekşili, kayınvalidemin bizlere öğle yemeklerinde yaptığı lezzetlerden. Başka yörede yapılıyor mu yada ismi başka şekilde anılıyor mu bilmiyorum. Tek bildiğim benim damak tadıma uyduğu. Hem yöresel olması açısından hem de pratik olması açısından paylaşılmaya değer bulundu. Siz de benim gibi düşünüyorsanız buyurun tarife:


Malzemeler:
  • 2 patates
  • 2 soğan
  • 1 tavuk kalçası (derisi alınmış)
  • 5 su bardağı su
  • 1,5 su bardağı un
  • üzerine koymak için limon suyu yada üzüm sirkesi

Yapılışı:
  1. Kalça etlerini küçük küçük doğra. Soğanları irice doğra. Biraz sıvıyağda birklikte kavur.
  2. Patatesleri ekle. Patatesler de kavrulunca 5 su bardağı su ekle. Su kaynasın (etler ve patates iyice pişsin)
  3. 1,5 su bardağı unu bir derince kaseye al biraz su ekleyerek özele. Biraz da yemeğin suyundan ekleyip azar azar yemeğe ekle.
  4. 10 dakika kadar bu şekilde başında karıştırarak pişir. Tabağa alıp üzerine üzüm sirkesi yada limon ile servis yapıyoruz. Afiyet Olsun...

18 Eylül 2012 Salı

Armutlu Kolay Tatlı


                             Hani bazen evde ne varsa onunla bir tatlı yapmak istersiniz, yada ev ahalisi sizden bu tür bir istekte bulunur ya... işte öyle anların kurtarcısı bir tatlı bu. Ne özellikle bir malzeme alınması gerekiyor ne de tadından feragat etmek gerekiyor.
                             Bakmayın bu kadar mütevazi durduğuna, gün sofrasından, iftar sofrasına, misafir tabağına kadar her yere de yakışıyor. Benden söylemesi...
                              Ve son bir dipnot; armut yerine, elma, fındık yerine ceviz, bisküvi yerine hindistan cevizi koyun değiştirin de değiştirin işte...

Malzemeler:

  • 1 kg süt
  • 1 su bardağı + 1/3  su bardağı toz şeker
  • 2 kaşık un (tepeleme olmasın)
  • 2 kaşık nişasta (tepeleme olmasın)
  • 1 paket vanilin
  • Üzeri için
  • 2 olgun armut
  • 1 çay bardağı irice kırılmış fındık
  • 1 tatlı kaşığı tarçın (silme)
  • 1 yemek kaşığı toz şeker 
  • Altı İçin 
  • 1 paket bisküvi (tatlı)




Yapılışı:
  1. Bisküvileri robotta çekip, tepsinin altına her yeri düzgün olacak şekilde seriyoruz.
  2. Armutları yıkadıktan sonra, kabuklarını soymadan,  küçük küçük küpler halinde doğruyoruz. İçine şeker,tarçın ve fındık ekleyip şöyle bir karıştırıyoruz.
  3. Sütü derince bir tencereye alıp, içine un ve nişastayı sulandırıp katıyoruz. Şekeri ekleyip kıvam alıncaya kadar karıştırıyoruz.
  4. Kıvamı gelince (dikkat edin çok katı olmasın) ocaktan alıp içine vanilin ekleyip yine karıştırıyoruz.
  5. Sütlü tatlıyı, kepçe yardımıyla her tarafına eşit olacak şekilde döküyor üzerini düzleştiriyoruz.
  6. 1-2 dakika sonra, üzerine armutlu karışımı döküp, ılımaya bırakıyoruz. Soğuması için dolaba kaldırıp, soğuyunca afiyetle tüketiyoruz...

16 Eylül 2012 Pazar

Sulu Köfte (Annem Usulü)

           Merhabalar Sevgili Dostlar. Yeni bir haftaya başlıyoruz inşallah. Okul hazırlıkları, okula uyum haftası derken geldi çattı okul maratonu. Hem çocuklar sevinsin, hem anneler biraz kolaya kaçsın istedim. Enerji de depolayalım bu hafta ; köfte yapalım.
           Yukarıdaki köfte, annem usulü. Annemin sulu köftesini hep çok sevmişimdir. Her ne kadar ben onun kadar lezzetli yapamasam da mümkün olduğunca onunkine benzetmeye çalıştım. Tadı tam istediğim gibi oldu. Ne fazla dağıldı ne sert bir top gibi oldu. Tam ideal ölçüyü yakalayınca sizlerle paylaşmak farz oldu.

Malzemeler:

  • 1 kg dana kıyma (orta yağlı)
  • 4  yemek kaşığı galeta unu
  • 1 kaşığı un
  • 1 yumurta
  • 1 orta boy soğan
  • 5 diş sarımsak
  • 1/2 tatlı kaşığı kimyon
  • 1/2 çay kaşığı beyaz biber (yada karabiber)
  • 1 kaşık salça
  • 2 kaşık un
  • 1,5 litre ılık su

Yapılışı:
  1. Kıyma derince bir kaseye alınır. Üzerine galeta unu, 1 kaşık un, 1 yumurta, baharatlar, 1 tatlı kaşığı kadar (dolu olmasın) tuz eklenir. Soğan ve sarımsaklar incecik rendelenir suyuyla birlikte kıymanın üzerine eklenir.Hepsi birden yoğurulur.
  2. Yoğurulan kıyma harcına yuvarlak şekil verilir. Çok küçük şekilde olmasın çünkü bu çorba değil, cevizden küçük misketten büyük olsun.
  3. Bir tavaya, biraz sıvıyağ ekler, köfteleri kızgın yağa atılır. Şöyle bir ters yüz eder, tabağa alınır.( Çok kızarmasın, rengi dönsün yeter)
  4. Yapışmaz bir tencereye, biraz sıvıyağ ekler, 2 kaşık un koyulur, biraz kavrulur, salçasını ekler, bir iki karıştırdıktan sonra, 1,5  litre kadar ılık su koyulur. Suyumuz kaynamaya ve biraz kıvam almaya başlayınca, içine köfteleri eklenir. Altını kısık ateşe alır, kısık ateşte pişmesini köftelerin lezzetini suyuna vermesini sağlanır. Fazla da kaynatmadan kapatılır. Afiyet Olsun...

15 Eylül 2012 Cumartesi

Tarhana Nasıl Yapılır



                Tarhana için söylenen bir söz vardır: " Üzük bağırsağı ekler" diye. Mayalanmış oluşu ve içinde barındırdığı besinlerdir buna sebep. Her toplumun bir beslenme şekli vardır. Bizim beslenmemizde tarhana çorbasının yeri de her daim bellidir. Yapımı epey meşakkatli, fakat özellikle çocuklu evlerin olmazsa olmazı.
                 Türkiye'nin her yöresinin bir peynir çeşidi, her yöreye ait ekmek çeşitleri nasıl varsa yine yöreden yöreye değişen tarhana yapılışı şekli vardır. Biz bu tarhanayı kayınvalidemle birlikte yaptık. Ölçüleri tam olarak almakla birlikte sadece un ölçüsünde bir problem oldu onun sebebi de 10 kg'lık un çuvalından sonra un oranını sayamamamdan kaynaklandı. Yani bu ölçülerle 10 kg'ın üzerinde una ihtiyacınız olacak.
                  Biz içine kuru bakliyat da eklemeyi uygun görüyoruz. Böylece çocuklara daha iyi olacağı düşüncesiyle. Tarhana yapmaya karar verirseniz tam zamanı olduğunu hatırlatırım. Ayrıca bolca sabrınızın olması gerekir çünkü epeyce uzun sürecek (takriben 15 gün kadar) bir süreye ihtiyacınız var. Pratik tarhana yapımı da mevcut pek çok yerde. Fırından alınan hamurla yapılıyor bunların çoğu. Biz ise mayalanmayı bu şekilde yapıyoruz eskiden beri yapılagelen şekliyle. Neneler bu şekilde yapmışsa vardır bir bildikleri deyip tarife geçiyorum. Kalın sağlıcakla...

Malzemeler:
Mayalanması İçin Gereken Malzemeler:
  • 2 kg süzme yoğurdu
  • 2 kg domates
  • 1/2 kg sivri yeşil biber (acı)
  • 1 kg kırmızı biber
  • 1 kg soğan
  • 1 baş sarımsak
  • 2 demet maydanoz
  • 2 demet dereotu
  • 2 demet nane
  • 1,5 su bardağı tuz
Mayanın Kurulması Aşaması:

  1. Öncelikle işe mayasını kurmakla başlıyoruz. Bunun için bütün malzemeleri yıkayıp ayıkladıktan sonra, mümkün oldukça ince bir şekilde robottan çekiyoruz.
  2.  Domatesi robotta çektikten sonra, suyunu süzgeçten geçirip püresini ekliyoruz. Böylece sadece koyu kıvamlı kısmını eklemiş oluyoruz. (Sulu kısmına da biraz biber ekleyip, kaynatarak, menemenlik yapabilirsiniz)
  3.  İçine kattığımız süzme yoğurdu, tuz, ekleyip ağzı kapalı bir kovada balkona kaldırıyoruz. Çünkü epeyce bir kokusu oluyor. 
  4. Her gün arada bir karıştırıyoruz bunu. Ekşimesi  gerekiyor. 4 gün bu şekilde kalıyor. 

Hamurunun malzemeleri:

  • 1 kase haşlanmış nohut
  • 1 kase haşlanmış kırmızı mercimek
  • 1 kg domates salçası
  • Aldığı kadar un


Tarhana bezlere dökülmeye hazır
Hamurunun Hazırlanışı:


  1. Haşlanmış nohut,, mercimekleri robotta çekip, salça  ekleyip aldığı kadar unla bu hazırladığımız mayayı yoğuruyoruz. Mümkün oldukça un alacaktır,  tam ölçüsünü veremiyorum. Yoğurdunuz hamur biraz katı olsun, sonra kendini bırakacaktır.
  2. Bu karışımı da yaklaşık 8 gün bekletiyoruz. Tabii ki her gün  sabah ve akşam yoğurmak kaydıyla. 
  3. Bu karışım gün geçtikçe daha sıvılaşacak, ekşiyecek 8. gününde artık ekşisi batacak ve beze dökülür hale gelecek.
Son aşama tarhanayı yapıyoruz...

  1. Biz bir gün önceden temiz bir muşamba aldık ve onu güzelce yıkayıp kuruttuk. Daha önceden beyaz örtülere dökerdik, daha büyük parçalar halinde dökerdik. Bu sefer bir yakınımızın tavsiyesi üzerine bu metodu denedik. Kurutma aşaması daha kolay oldu ve naylondan kaldırmak daha kolay oldu. Yukardaki resimde tarhanayı naylona serdiğimizi görüyorsunuz.Muşambanın altına temiz birkaç kat bez sererek üzerine döktüğümüz tarhanayı serdik.
El gözeri dediğimiz işlemi yapıyorum yani kuruyan tarhanayı elimle parçalıyorum






      2.   İkinci işlem, el gözeri dediğimiz işlem. Kurumaya başlayan tarhanayı kenarlarından sıyırarak kaldırıyoruz. Elimizle irice parçalar halinde ovalıyoruz.

      3. Üçüncü aşama ovaladığımız bu tarhanayı  süzgeçten geçirmeye geliyor. İlistir dediğimiz özellikle çelik yada alüminyumdan yapılan geniş süzgeçten geçiriyoruz.
Tarhanayı kurutmaya aldık

 4.  Tekrar kuruması için bezlere alıyoruz. Güneşin altında kurutmamanızı öneririm. Çünkü güneş gören tarhananın rengi ağaracaktır. İdeal tarhananın rengi biraz kırmızı olmalı. İki günde balkonda güneş görmeyen bir yerde kurutup tekrar süzgeçten geçiriyoruz(bunu içine yabancı maddeler karışıp karışmadığını daha yakından gözlemlemek için yapıyoruz)  bez torbaya alıp kışlıkların yanına kaldırıyoruz. Afiyet Olsun...

Not: Biz bu tarhanayı üç ailenin iki senelik tarhanası olarak yaptık. Bu yüzden miktarlar size çok gelebilir. Sizler tarhana yapmak isterseniz, tam oranlarına dikkat etmeden de yapabilirsiniz. Hatta içine katılan malzemeler (yoğurt,domates, yeşillik ve un hariç) kendi damak tadınıza göre değişebilir. Zor gibi görünse de robatta çektiğiniz yeşillik, biber ve suyu süzülmüş domates püresini, yoğurtla karıştırıp 4 gün bekletiyorsunuz. 4 günün sonunda bu karışıma, un,tuz  salça ekleyip tekrar yoğuruyorsunuz. Bunu her gün yapıyorsunuz. Böylece 8 gün bekliyor. Sonunda süzgeçten geçirip kurutuyorsunuz. Özetle ana hatları bunlar.



12 Eylül 2012 Çarşamba

Kuru Börülce Mantısı (Söğüt Yöresi)




          Kuru börülce mantısı,  bizim evde yapılan mantı çeşitlerinden sadece biriydi. Genel olarak bakıldığında, bizim yörede etli mantıdan çok patatesli, börülceli, nohutlu, mercimekli mantı çeşitlerinin yapıldığını görürüz. Burada diğer mantıları da görebilirsiniz. Savaştan nasibini bolca almış, yöre insanı, mantıyı, bakliyatlarla yapmayı denemiş. İyi ki de denemiş, bu güzel yemekleri kültürümüze  katmış böylece.
         Börülce mantısı denemeye değer bir lezzet kesinlikle. Hem farklı, hem de et yemeyenler için de bir alternatif, bir o kadar da besleyici tabii ki.  Deneyin,  bana kesinlikle teşekkür edeceksiniz.

Malzemeler:
Mantı hamuru için:

  • 2 küçük yumurta
  • 1/2 su bardağı ılık su
  • 11 kaşık tepeleme un
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 2 tatlı kaşığı sıvıyağ
İç harcı için;
  • 1 kase haşlanmış kuru börülce
  • 1 orta boy soğan
  • 1/2 demet maydanoz
  • karabiber,tuz
Haşlamak için:
  • İster tavuk suyu kullanın, isterseniz benim gibi,tavuk bulyonları suda eritip suyunu hazırlayın. Miktarı belli değil, mantının üzerini geçmesin yeter. 
Üzeri için;
yoğurt, sumak

Yapılışı:
  1. Yumurtaları kırıp, tuz, sıvıyağ ve un koymaya başlıyoruz. Suyu da ekleyip, mantı hamuru yoğuruyoruz. Hamurun üzerini örtüp iç harcını hazırlamaya başlıyoruz.
  2. Börülceleri, soğan ve maydanozu robata atıp, iyice kıyıyoruz. İçine tuz ve karabiber ekleyip, karıştırıyoruz.
  3. Mantı hamurundan, açabileceğiz büyüklükte bezeler yapıyoruz. Bunu mümkün olduğunca ince açıyoruz. Kareler halinde kesiyoruz.(Kayseri mantısı gibi çok küçük değil)
  4. İçine hazırladığımız iç harcından koyup, bilindik mantı şeklinde kapatıyoruz.
  5. Altı hafifçe sıvıyağ ile yağlanmış tepsiye teker teker diziyoruz. Fırına alıyoruz.
  6. Fırında altları hafifçe pembeleşince, tepsiyi fırından çıkartıyoruz.
  7. Ilık suyun içine, tavuksuyu tableti atıp eritiyoruz. Bu suyu azar azar mantıya ekliyoruz. Su mantının üzerini ha geçti ha geçecek olsun. Yani demek istediğim üzerini suyla doldurmayın mümkün oldukça. Niyetimiz mantıyı sulu şekilde yapmak değil çünkü.
  8. Bu şekilde de fırında suyu hafifçe fokurdamaya başlayınca derecesini düşürüp, biraz daha içini almasını sağlıyoruz.
  9. Üzerine yoğurt ve sumakla servis yapıyoruz. Afiyet Olsun...