..

24 Ağustos 2012 Cuma

İncir Uyutması Tatlısı




             İncir uyutması, bilindiği gibi, süte biraz şeker eklenip, içine kuru incir ilavesi ile yapılan bir tatlı. Ben bu şekilde sevmediğimden biraz farklılık kattım. Örneğin nişasta ekleyip, sütlü tatlı tarzını verdim ve içine eklediğim tereyağ hem kıvamını hem de lezzetini artırdı vanilin aroması da eklenince, yemesi hoş bir hal aldı. Böylece benim elimdeki incirler değerlendi. Daha da önemlisi, çocuklar tatlı bahanesine incir yediler. Rengi karamel rengi oldu çünkü ben biraz bu renk geçsin istedim. Yani tatlı kıvam alınca da en son ekleyebilirdim ama bence tatlıya özünü asıl yansıtan bu renk. İçindeki incir çekirdekleri çıtır çıtır bir hoşluk katıyor. Ben beğendim şahsen. Tabi her zamanki gibi tercih sizin...

İncir Uyutması Tatlısı için malzemeler:
  • 10-12 adet kuru incir (içlerine dikkat edin)
  • 1 litre süt
  • 1 su bardağı şeker 
  • 2 kaşık nişasta (tepeleme)
  • 2 paket şekerli vanilin
  • 1/2 yemek kaşığı tereyağ
  • üzeri için ceviz






Yapılışı:
  1. İncirleri yıkayıp, mümkün olduğunca küçük şekilde doğruyoruz. Üzerine sıcak su ekleyip yumuşaması için kenara alıyoruz. İncirler bu şekilde 10 dakika yumuşuyor. Süzgece alıp suyunu süzmesini sağlıyoruz.
  2. Süte nişasta ve  şekeri ekleyip iyice karıştırıyoruz ve ocağa alıyoruz.
  3. Sütün başında durarak sürekli karıştırıyoruz.
  4. Suyu süzülen incirleri süte ekliyoruz. Tereyağ ve vanilini de ekliyoruz. Karıştırmaya devam ediyoruz.Muhallebi kıvamını alınca ocaktan alıp kaselere boşaltıyoruz. Üzerini cevizle süsleyip buzdolabına kaldırıyoruz. 3 saat buzdolabında bekletip soğuk tüketiyoruz. Afiyet Olsun...

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Tas Kebabı


                  Merhabalar Sevgili Dostlar. Mübarek ramazan ayını da geride bıraktık. Bayramı hayırlısıyla geçirdik. Aslında bu tarif bayram tatiline çıkmadan öncesi için hazırlanmıştı, gidişimiz o kadar yoğun ve acele oldu ki yayınlamak bu güne nasip oldu. Bayramı Çerkeş'te geçirdik.  Eş, dost, akraba bu bayram hep köye gelmişler. Akşamları hatta bazı sabahlar orada soba yaktık. Evet yanlış duymadınız soba yaktık çünkü üşüdük. Ben buradan ince şeylerle gitmiştim, fakat epeyce soğuktu. İzgi ile ben sobanın yanına kediler gibi yanaştık, erkenden kış yaşadık. Köyde bayram eski adetlerle yaşandı. Mesela sabah erkekler bayram namazından çıktığında bizler de hazırda bekleyip, benim ufaklıklarla birlikte ceviz topladık. Hepimizin elinde birer poşet vardı. Hane sahipleri evin önüne çıkmış, ellerinde cevizlerle bizleri bekliyordu. Bizler onların yanına gidiyor, bayramını kutluyorduk, onlar da bizlere ceviz veriyordu.  Güzel ve değişik bir bayramdı bizler için, malesef kısa sürdü.
              Şimdi gelelim tarifimize. Et yemekleriyle her zaman aram iyi olmuştur, benim kızların aksine. Kime çektilerse artık. Tas kebabına patates yada bezelye koymayanlar da var biliyorum. Bu şekilde tas kebabını, biz düğünlerimizde yaparız. Biz tas kebabını bu şekilde severiz. Ben de alışkın olduğum şekilde yapıyorum. Denemek size kalmış...

5-6 kişilik
Malzemeler:

  • 600 gram dana eti (mümkünse yumuşak yerlerinden)
  • 1 çay bardağı haşlanmış yada konserve bezelye
  • 1 tane kırmızı biber
  • 1-2 tane sivri biber
  • 1 orta boy patates
  • 1 kaşık salça
  • sıvıyağ
  • isteğe göre tane karabiber yada toz karabiber
Marine etmek için:
  • Et kuşbaşı şeklinde doğruyoruz.
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 soğanın suyu
  • 2 kaşık sıvıyağ
  • 1/2 su bardağı süt

Yapılışı:
  1. Etleri bir gece önceden terbiyelemek en iyisi. Çünkü dana etini pişirmek için epeyce zaman gerebiliyor. Terbiyelediğimiz taktirde, etler daha lezzetli ve daha yumuşak oluyor. O zaman buyurun terbiyeleme kısmına.
    Etleri bir kaseye alıyoruz. İçine bir soğanı rendeleyip suyunu sıkarak, etlere bu suyu ekliyoruz. 1/2 su bardağı kadar sütü ekliyoruz. 2 kaşık sıvıyağ ekleyerek iyice karıştırıyoruz. Üzerini streç filmle kapatıp buzdolabında 1 gece dinlendiriyoruz. 
  2. Etleri marine ederken soğan suyu ile yumuşattığımız için isterseniz soğan eklemeyebilirsiniz. Fakat soğan Türk mutfağında bolca kullanılan ve bizim damak tadımıza uygun olduğu için ben yemeğin içine de soğan ekliyorum. Soğanı küp küp doğrayıp, bir teflon yada döküm tencereye alıyoruz. İçine Biraz sıvıyağ ekleyip, soğanları kavuruyoruz. Soğanlar kavrulmaya yakın içine salçayı ekliyor çok az da salça ile kavuruyoruz. 
  3. Sıra etleri eklemeye geldi. Etlerden sonra karabiber ve istediğiniz başka baharat varsa onları ekliyoruz. Kapağı kapalı ve kısık ateşte olarak etlerin suyunu çekmesini sağlıyoruz.
  4. İçine küp küp doğranmış (etlerin boyutuna göre) patatesleri ekliyoruz. Biraz su ekliyoruz. En son biberleri doğrayıp ekledikten sonra, patatesler yumuşayınca altını kapatıyoruz. Afiyet Olsun...

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Sebzeli Mercimek Çorbası


                        Merhabalar Sevgili Dostlar. Mercimek çorbası şüphesiz pek çoğumuzun severek yediği ender çorbalardan biridir. Bizim evin ahalisi tarafından da sorun çıkartılmadan içilir. Hal böyle olunca da evin annesi ve eşi ve aynı zamanda aşçıbaşı bendeniz bu masum çorbanın içine evde bulduğum sebzeleri katarak pek de masum olmayan bir hale sokuveriyorum. Çünkü bizim evde sebzeler mimlidir. Pek kolay kolay yenilmez ve sevilmezler. Hoş et türleri için de aynı rivayetler yapılıyor ya, artık bunlara kulak asmıyorum. Aşçıbaşı ben isem o zaman benim düdüğüm öter. O kadar...

Sebzeli Mercimek Çorbası İçin Malzemeler:
  • 1 su bardağı mercimek
  • 1 orta boy patates
  • 1 havuç
  • 1 büyükçe kırmızı biber
  • 1 orta boy kurusoğan
  • 3 dal taze soğan
  • 1 büyükçe domates
  • 1-2 kaşık kavrulmuş un
  • 1/2 kaşık salça (isteğe göre biber salçası)
  • 1-2 su bardağı etsuyu yada tavuk suyu
  • tuz


Yapılışı:
  1. Mercimekler yıkanarak, bir tencereye alınır. Üzerine patates, havuç, kırmızı biber,domates,  kuru soğan rendelenir. Biraz tuz ilavesi ile kaynamaya alınır.
  2. Biz bu arada taze soğanı ince ince kıyıp üzerine ekleriz. Kaynarken gerekirse biraz daha su ilave ederiz. Böylece sebzelerin ve mercimeği pişiririz.
  3. Şimdi sıra haşlanan bu sebzeleri blendırda çekeriz. İyice pürüzsüz olana kadar çekeriz.
  4. Başka bir tencereye biraz sıvıyağ koyarız ve salçayı biraz kavururuz. İçine sebzeli püreyi ve etsuyunu ekleriz. İçine 1 yada iki kaşık kavrulmuş un ekleriz. Suyuna bakarız. Gerekirse biraz daha su ilavesi yapılabilir. Böylece kaynayana kadar bekleriz. İsteğe göre baharat eklenebilir. Afiyet Olsun...

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Şakşuka


               Biliyorum hepiniz çok seviyorsunuz, hele de şu yaz aylarında. Yaz mevsimi bana kızartma mevsimi gibi gelir. Bizim ev ahalisi, akşamları iftar bile olsa, yemek yemek istemiyorlar. Durum böyle olunca da kızartmalara bolca yer veriyorum.
              Dolapta sebzelerimin hemen hepsinden azar azar kaldığında genelde tercihim şakşuka olur. Yukardaki görüntü de böylece ortaya çıkanlardan. Hadi o zaman buyurun şakşukanın tarifine;

Malzemeler:
  • 2 patates
  • 1 kabak
  • 2 küçük patlıcan
  • 3 tane çarliston biber
  • 2-3 domates
  • 3-4 diş sarımsak




Yapılışı:
  1. Patlıcanlar alaca soyulur,küp küp doğranarak tuzlu suda bekletilir.
  2. Domatesler rendelenerek, bir tavaya biraz sıvıyağ ve tuz eklenir. Üzerine sarımsaklar soyulup doğranarak kavrulur. Hafifçe suyunu çekince altı kapatılır.
  3. Kabaklar soyulup küp küp doğranır.Biberler ve patates küp küp doğranır. Tuzlanır.
  4. Kızartma tenceremiz ocağa alınır. Yağ hafifçe kızdırılır. İçine kabaklar atılır.
  5. Genişçe bir tabağın altına rulo havlu serilir, kızaran kabaklar bu havluya alınarak, fazla yağının alınması sağlanır.
  6. Biberler atıp kızartılır. Aynı şekilde havluya alınır. Patatesler de atılır kızartılır. En son patlıcanların suyu süzülüp temiz bir havlu ile fazla suyunu alırız ve onları da kızartarak tabağa alırız.
  7. Üzerine hazırladığımız domates sosunu ilave eder servis yaparız. Afiyet Olsun...
  

10 Ağustos 2012 Cuma

Arabaşı Çorbası



                        Küçük bir binada oturuyorum. Ramazanda bir gün iftar veriyoruz. Katılmak isteyen aileler, yapmak istedikleri yemeği yada tatlıyı seçiyor, akşam menünün bir yemeğini o aile yapıyor. Binamız bu yönden müsait. Masalar sandalyeler kuruluyor, büyükçe sofralar kuruluyor. Menüde böyle olunca epey zengin oluyor.
                       İşte böyle bir iftar yemeğinde tanıştım arabaşı çorbası ile. Bundan 3 yıl kadar önceydi. Binamızda Gürcü Abla yapmıştı bu çorbayı. Kendisi Yozgatlı olur. Onun çok güzel yaptığını bildikleri için özellikle istemişlerdi. Ben de bugün onun yaptığının aynı tekniği kullanarak yaptım, bizzat kendisinden öğrendim. Ben çok seviyorum hele de bol acılı ve limonlu olursa.
                      Arabaşı aslında ikili bir yemekmiş. Arabaşı olan kısmı ve arabaşı çorbası olan kısmı. Hamuru yapılıyormuş birinci kısmında fakat açıkçası onu yemeye cesaret edemediğim için ben sadece çorbasını tercih ediyorum. Denemeniz dileğiyle. Hayırlı cumalar...

Malzemeler:
  • 2 tavuk kalçası (yada bir küçük tavuk)
  • 2 litre tavuk suyu
  • 4 yemek kaşığı dolusu kavrulmuş un
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 yemek kaşığı biber salçası (acı seviyorsanız oranı artırabilirsiniz)
  • 2 çay kaşığı kırmızı toz biber
  • 1 tatlı kaşığı pul biber















Yapılışı:
  1. Tavuk bol suda biraz tuz ilavesi ile iyice haşlanır. Siz kişi sayısına göre tavuğun oranını artırabilirsiniz. İsterseniz tavuğun göğüs etini de kullanabilirsiniz. Ben kalçayı daha lezzetli bulduğum için burasını kullanıyorum.
  2. Eğer daha önceden bir kenarda kavrulmuş un bulundurmuyorsanız un kavurabilirsiniz. Kavrulmuş un bulundurmak bu tür şeylerde pratik oluyor. Unu kavurmak için sadece teflon bir tencereye ihtiyacınız var. Dilediğiniz kadar unu tencereye alıyor başında durup sürekli karıştırarak hafif kokusunun çıkmasını sağlıyorsunuz. İstediğiniz koyuluğa erişince de altını kapatıp soğumaya bırakıyorsunuz. Bu unu, ister kavala kurabiyesinde kullanın , isterseniz çorbalara kullanın. Hem pratik oluyor hem de değişik kokusu ile çeşni kazandırıyor.
  3. Tavuk haşlanınca suyunu süzüp, bir tencereye alıyoruz. Etleri istediğimiz küçüklükte parçalara ayırıyoruz.
  4. Tavuk suyuna 4 kaşık kavrulmuş un ekliyoruz. Hızlıca karıştırıyoruz. Bir taraftan tavaya, salçaları biraz sıvıyağ ile birlikte kavuruyoruz. İçine baharatları ekleyip, tavadaki salçalı karışımı da tavuksulu tencereye ekliyoruz.
  5. Tenceredeki karışım biraz kıvam alınca da etleri ekleyip bir taşım daha kaynatıyoruz.
  6. Servis ederken mutlaka limon tavsiye ederim. Siz de çocuklar yüzünden benim kadar acı kullanamıyorsanız, pul biber ile acısını artırabilirsiniz. Afiyet Olsun...

Ramazan Ayı'nda Bir Çocuğumuzu da SEN Güldürmek İster misin?

LÖSEV, Türkiye genelinde yaklaşık olarak 11.500 lösemili aileye mutluluk kolileri dağıtıyor.

Vakıf, zorlu tedavi sürecinden geçen lösemili ve kanserli çocukların moral kazanmaları için Türkiye’nin dört bir yanında Ramazan’da iftar yemekleri de düzenleyerek yüzlerce aileye ulaşıyor. Eğer sen de bir koli mutluluk armağan etmek istersen farklı paketlerdeki yardım seçeneklerinden en uygununu seçip bu kutsal ayda desteğini gösterebilirsin.

Detaylı bilgi için www.losev.org.tr sitesi veya www.facebook.com/losev0660 Lösev Facebook sayfasını ziyaret edebilirsin. Lösev’i Twitter’da da @losev1998 hesabından takip edebilir, #LosevHayatVerir hashtag’i ile paylaşımlarınla destekleyebilirsin.

Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.


9 Ağustos 2012 Perşembe

Panna Cotta




                      Bir İtalyan tatlısı olan panna cottayı biz çok sevdik. Değişik şekillerde, içine değişik aromalarla yapılabilecek bu tatlının içine nişasta koyanlar da var. Ben nişastasız yapıyorum ve buzlukta bekletiyorum. Servisten birkaç dakika önce tabağa alıp hafifçe erimesini sağlıyorum. Şu sıcak yaz günlerinde, tercihinizi sütlü tatlılardan yana kullanmayı isterseniz, panna cotta iyi bir tercih olacaktır. Dondurmayı seviyorsanız, buna da bayılacaksınız. Denemeniz dileğiyle...


Malzemeler:
  • 300 gram süt
  • 300 gram süt kreması
  • 5 yemek kaşığı pudra şekeri (dolu olsun)
  • 1 çay bardağının 3/4 kadarı sıcak su
  • 1,5 yemek kaşığı jelatin (ben limonlu jöle kullandım)
  • 4-5 damla vanilya aroması
  • Üzeri için : hazır çikolata yada meyveli sos




Yapılışı:
  1. Öncelikle tatlımızı koyacağımız silikon kaselerimiz hazırlıyoruz. Ben her ihtimale karşı silikon kalıpların içini de ıslatarak hazırlıyorum.
  2. Sütün içine birkaç damla limon sıkarak, biraz kesilmesini sağlıyoruz. Fakat bu kesilme peynir yapımı gibi suyu bir kenara ayrılacak şekilde olmamalı. Yani hafifçe pıhtıcıklar olmalı.
  3. Süt bir kasede kesilirken, biz diğer işlemlere geçelim. Sıcak suyun içine jelatini katalım o da bir kenarda biraz beklesin.
  4. Kremayı bir tencereye alıp, ocağa alalım. Ocağın altı kısıkta olsun. 1-2 dakika sonra içine pudra şekerini ilave edelim. Aman dikkat edin sütümüz kaynamasın. Bu tatlı için kaynamaması gerekiyor.
  5. Kesik sütün içine hazırladığımız biraz kıvam bulan jelatinli suyu ekle.
  6. Kesik sütlü karışımı, ocaktaki kremalı karışımın üzerine yavaşça bir taraftan karıştırarak ekle. Vanilin aromasını ekle. Bir taraftan da karıştırmalarımız devam etmeli.Sütü ilave ederken dikkat edilecek husus, ocakta fazla tutmadan almak olmalı. Yani süt kesik kesik çok olmadan almalıyız.
  7. Koyu kıvamlı olmayacak bu tatlı. Bebeklere biberon maması kıvamına yakın ( o kadar koyu olmayacak) olacak diyebilirim. Kesinlikle fokurdayıp kaynatmıyoruz.
  8. Tatlımızı ocaktan alıp, süt kesiklerinden arındırmak için,  kalıplara koymadan önce ince süzgeçten geçiriyoruz.
  9.  Ilınınca, buzluğa kaldırıyoruz. Birkaç saat beklemesi gerekiyor.
  10. Servis yaparken, kalıplardan kolayca çıkacaktır. Ters çevirip üzerine istediğimiz bir sos (çikolatalı yada meyveli) ile servis yapıyoruz. Panna cotta yanında meyvelerle yenilmesi tavsiye edilen ve böylece hoş olan bir tatlı olduğu için evimizdeki meyvelerden tabağın yanına  dilimler hazırlayabilirsiniz. Afiyet Olsun...

31 Temmuz 2012 Salı

Bir Değişik Kayısı Reçeli


                          Kayısı reçelinin tarifi arkadaşım Hicran'a ait. Yapım aşaması farklı geldiği için denemeye değer buldum. Denediğime de değdi doğrusu. Beklediğimden de güzel, kıvamlı ve bol kayısı aroması hissedilen reçelim oldu.
                         Kayısılar da özenle seçildi. Buralara yakın bir köyden sabahın serinliğinde toplayıp getirmiş bir amcadan aldım. Kayısıların yeşile yakın olanlarını, sert olanlarını istedim ondan. Kayısılar tam da istediğim gibiydi. Üzeri çilli, fazla düzgün şekli olmayan, çok albelini olmayan bu kayısı çeşidini aroması kuvvetli olduğu için tercih ediyorum. Kayısıları sert olanlarını seçmemdeki sebep ise bir gün boyunca balkonda güneşletecek olmamdı.
                          Yapım aşamasını kısaca özetleyecek olursak, kayısılar yıkanıp ayıklandıktan sonra, temiz bir bez üzerinde balkonda bir gün boyunca güneşletiliyor. Reçelin farkı da buradan geliyor. Ben şahsen çok beğendim, sizin de benim gibi tereddütleriniz varsa, verdiğim ölçülere ve kayısının özelliklerine dikkat ederek muhteşem bir kayısı reçeline sahip olabilirsiniz. Tabi ev ahalisine de bütün kış boyunca bu muhteşem lezzetten nasiplenmek kalır.
                           Malzemeleri vermeden önce, şunu söylemeliyim ki; kayısılar yıkanıp ayıklanacak ve bir gün boyunca güneşlenecek, daha sonra bu kayısılar tartılıp şeker ve su miktarı belirlenecek. Reçelin olmazsa olmaz aşaması tam olarak buradan kaynaklanıyor.Bu bilgiyi de verdikten sonra geçelim reçelimizin malzeme aşamasına:

Malzemeler:
  • 3 kg, ayıklanıp güneşte bekletilmiş kayısı
  • 3 kg şeker
  • 3 kg su
  • 1/2 limon suyu
Yapılışı:
  1. Kayısılar önce yıkanıp, sonra ikiye ayrılacak. Balkonda yada uygun bir yerde, bir gün boyunca güneşte tutulacak.
  2. Güneşlettiğimiz kayısıların miktarını tartıyoruz. Benim kayısılarım 7 kg falandı. Bu şekilde 3 kg geldi. Kayısılar 3 kg geldiğine göre şekerimizi de 3 kg yapıyoruz.
  3. Reçel yapmaya öncelikle, şerbeti kaynatmakla işe başlıyoruz. 3 kg suya, 3 kg şeker katarak, genişçe bir tencereye ( benim miktarım çok olduğu için iki tencere kullandım), bu ölçülerde şerbet kaynatıyoruz. Şerbeti kaynatırken, dikkat edin fazla koyulaşmadan alın. Çünkü daha kayısılarla da kaynayacak. Şerbetin kıvamı için, kaşığı şerbete daldırdığınızda, akan damlaların son damlası diğer damlarara göre biraz daha geç damlarsa kıvamı olmuş demektir.
  4. Şerbete kayısıları ekleyerek devam ediyoruz. Bir iki taşım kaynayınca, kendimiz kayısıların aldığı renkten ve yumuşamasından dolayı olup olmadığına karar veriyoruz.
  5. 1/2 limon suyunu sıkıp biraz daha kaynatıp, altını kapatıyoruz. İster sıcak kavanozlara doldurun, ister soğuyunca buzdolabına kaldırın, gerisi size kalmış. Afiyet Olsun...

Közlenmiş Patlıcandan Karnıyarık Yemeği


                    Bu karnıyarığı yapmak için bostan patlıcan kullanmalısınız ve mutlaka ocağın üzerinde közleyin derim (Tabi daha iyisi odun ateşiniz yoksa). Fırında közlenmiş sebzeleri sevmiyorum, çünkü o is kokusu sinmiyor sebzelere. Durum böyle olunca da közlenmiş tadı alamıyorum. Ama olur ya siz eğer bu isli kokuyu sevmiyorsanız, o zaman fırında közlediğiniz patlıcanla da yapabilirsiniz.
                   Karnıyarığı çok seven bir toplum olarak, hepimiz yağının fazlalığından dolayı şöyle bir çekinerek yiyoruz malesef. Fakat böyle közlendiğinde (tamam itiraf ediyorum kızarmış tadı tam olarak vermiyor) bir bakıma diyet olabiliyor. Tamam tamam tam diyet değilse de en azından daha hafif. Denemeniz dileğiyle...


Malzemeler:

  • 2 adet bostan patlıcan
  • 100 gram kıyma
  • 1 orta boy soğan
  • 1 çay kaşığı kimyon
  • 1 çay kaşığı toz kırmızı biber
  • 1 yemek kaşığı biber ve domates salçası karışımı
  • İsteğe göre yeşil biber ve maydanoz


Yapılışı:
  1. Patlıcanları yıkadıktan ve kuruladıktan sonra, üzerine birkaç küçük delik açıp, ocağa ateşin üzerine koyuyoruz.
  2. Diğer tarafını da közleyip, (dikkat edin fazla yumuşamasın) soğumaya bırakıyoruz.
  3. Soğanları ince doğrayıp, biraz sıvıyağda kısık ateşte kavuruyoruz. Soğanlar yumuşayınca üzerine kıymayı koyup bir iki döndürüp kapatıyoruz. Üzerine tuz, baharatlar ekleyip, iyice karıştırıyoruz.
  4. Patlıcanların kabuklarını soyup, ortalarından incecik uzunlamasına kesiyoruz. Elimize aldığımız biraz tuzla kenarlarını ve içini hafifçe ovuyoruz.  İçine hazırladığımız harçtan koyuyoruz.
  5. Patlıcanları bir küçük teflon yada döküm tencereye koyuyoruz. Salçaları 2 bardak su ekliyoruz. Tuz ve yağını ekledikten sonra, bu karışımı tencerenin kenarından yemeğe ekliyoruz.  Kısık ateşte pişiriyoruz, zaten patlıcanlar ve iç harcı pişmişti. Yanında isterseniz pilav, isterseniz yoğurt yada cacık ile iyi gidiyor. Afiyet Olsun...

29 Temmuz 2012 Pazar

Güllaç


                     Merhabalar Sevgili Dostlar. Ramazanın olmazsa olmazı güllaç yapmaya ne dersini?  Bu güllacı ramazanın ilk günlerinde yapmıştım, dolayısıyla çoktan bitti. Ben meyveli seviyorum, erik, şeftali, siyah üzüm kullandım bu defa. Ama siz istediğiniz başka meyvelerle de yapabilirsiniz pekala. Görüntü sizleri yanıltmasın, epey sulu oluyor. Fakat ben tabağı temizleyip görüntülemiştim ki şimdi yanlış yaptığımın farkına vardım. Biraz sütlü görünmesi en iyisi.
                     Eğer iftardan çok önce yani sabahtan yapacaksanız, süt oranını fazla tutabilirsiniz. Çünkü bekledikçe sütünü çekecektir.
                     Geçenlerde Oktay Usta'yı izlerken güllaca pudra şekeri ve hindistancevizi kattı. Ben de bu kez onu örnek alarak kendi yaptığım ölçülere bu malzemeleri de ekledim. Hele bir de fındık eklendi ki... Sormayın gitsin. Yapmak isteyenlere kolay gele...

Malzemeler:

  • 1 paket güllaç (11 adet çıkıyor)
  • 8 su bardağı süt
  • 3 su bardağı şeker
  • 1/2 çay bardağı gülsuyu
  • bir küçük kase pudra şekeri
  • bir su bardağı hindistan cevizi
  • 1 su bardağı fındık (kırılmış)
  • Üzeri için meyveler
  • vanilin


Yapılışı:
  1. İşe sütü şeker  ile karıştırıp hafif ılınacak şekilde ocağa almakla başlıyoruz. Süt elimizi yakmasın. Ocaktan alıp içine vanilin ve gülsuyunu  ekliyoruz.
  2. Genişçe bir tepsiye sütlü karışımı döküp, içine güllaç yapraklarından bir tanesini atıyoruz. Her tarafını ıslatıp, altına bir kepçe süt koyduğumuz tepsimizin tabanına buruşturarak yerleştiriyoruz. Bir tutam pudra şekeri serpiyoruz bir tutam da hindistancevizi serpiyoruz yufkanın üzerine.
  3. Bu işlem 6 yufka olana kadar bu şekilde devam ediyor. Yani bir yufka, üzerine pudra şekeri ve vanilin olarak.
  4. 6. yufkada üzerine pudra şekerini serpince, bu kata, fındıkları  hepsini yayıyoruz.
  5. Tekrar ilk altı yufkada yaptığımız işlemi yaparak bitiriyoruz.
  6. En üstünün iki katının arasına hindistancevizi koymuyoruz. Artan süt olursa hepsini güllacın üzerine döküyoruz. Buzdolabında soğutuyoruz. Servis yaparken, kareler halinde kesip,  üzerini incecik doğradığımız meyvelerle süslüyoruz. Afiyet Olsun...

28 Temmuz 2012 Cumartesi

MutluMutfaklar'da Ramazan Bir Başka!

Ramazan gelince sofralar şenleniyor, en zorlu yağlar Fairy ile kolayca temizleniyor. Siz de mutlumutfaklar.com’dan lezzetli tarifleri takip edin, bulaşıklarınızı Fairy ile temizleyin!

Mutfaktaki en büyük yardımcınız Fairy'nin hazırladığı mutlumutfaklar.com, ramazanda da işinizi kolaylaştırmaya devam ediyor. Birbirinden lezzetli iftar yemekleri ve sahur önerileri mutlumutfaklar.com’da bir ay boyunca en büyük yardımcınız oluyor. Siz hanımlar için birçok seçeneği bir arada sunan MutluMutfaklar, “İftara ne pişirsem?” sorunuzu cevaplıyor. Size de sadece damak tadınıza göre istediğinizi seçmek kalıyor.

Bu sene ramazan yine sıcak yaz aylarına geldiği için soğuk çorbalar adeta bir kurtarıcı gibi… İşte MutluMutfaklar’dan hem pratik hem de lezzetli bir tarif olan soğuk dırma çorbasının yapılışı:

Soğuk dırma çorbası

1/2 kg yoğurt
2 su bardağı buğday
1/2 demet maydanoz
2 çay kaşığı tuz

Buğdayı yarım saat haşlayın. Ocağın altını kapatıp soğumaya bırakın. Ardından yoğurdu ayran kıvamından koyuca sulandırıp buğdaya ekleyin. Tuzu katıp birkaç dakika karıştırdıktan sonra üzerini maydanozla süsleyerek servise hazır hale getirin.

Soğuk dırma çorbası ve lezzetli daha birçok tarife mutlumutfaklar.com’dan ulaşmak mümkün. Marifetli hanımlar tarifler sayesinde lezzetli yemekler yapıyor ve kalabalık iftar davetleri düzenleyerek sofraları şenlendiriyor. İş bulaşığa gelince de en zorlu yağlar Fairy ile temizleniyor. Fairy Platinum, özel formülü ve 3 bölmeli sıvı içeriği sayesinde hem bulaşıklardaki hem de makinenizdeki yağları temizleyip bulaşıklarınızı pırıl pırıl yaparken siz sadece sevdiklerinizle birlikte iftar sofranızın keyfini çıkarırsınız.

Ramazana özel sürprizlerinden faydalanmak için siz de Fairy’yi Facebook sayfasından ve mutlumutfaklar.com’dan takip edin, temizlik gücünü daha yakından tanırken aynı zamanda hediyeler kazanın!

Bir bumads advertorial içeriğidir.


Zeytinyağlı Taze Barbunya


          Merhabalar Sevgili Dostlar. Bugün sizlerle bizim evde sevilerek yenen bir barbunya yemeğini paylaşacağım. Barbunyaları haşlıyorum taze olmasına rağmen ben. Çünkü böylece hem daha beyaz oluyor, hem de yapımı kolay ve çok çabuk hazırlanan bir yemek oluveriyor. Özellikle çalışan bayanların da kolaylıkla yapabileceği bu yemek, çocuklar ve kendinimiz için de oldukça yararlı.
         Biz bol havuçlu ve az da olsa biber salçası ile  seviyoruz, ama her zamanki gibi içine katılan malzemeler tamamen sizin zevkinize kalmış. Denemeniz dileğiyle, mutlu haftasonları...




Taze barbunya yemeği için Malzemeler:
  • 1 kg kabuklu taze barbunya
  • 1 büyükçü soğan
  • 1 orta boy havuç
  • 1 orta boy domates
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası
  • 4-5 diş sarımsak
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 2 adet kesme şeker (ben kullanmıyorum)
  • Üzeri için doğranmış 1/4 demet maydanoz


 

Yapılışı:
  1. Barbunyalar ayıklandıktan sonra yıkanıp, bir tencede çok az tuzla haşlanır. Elimize alıp yumuşayıp yumuşamadığına karar verebilirz. Barbunyalar yumuşayınca, bu suyu dökülür.
  2. Bir tencereye, ince ince kıyılmış soğan, doğranmış sarımsak, ince ince kesilmiş havuç, şeker katılır, soğanlar yumuşayana kadar kavrulur. Sonra üzerine salça ve domates eklenir, bir iki kavrulur. 
  3. Barbunyalar eklenir, tuzu eklenir. Şöyle bir karıştırarak, ağzı kapalı bir vaziyette kısık ateşte, yavaş yavaş pişmesi sağlanır. (Bu arada gerekirse üzerine biraz su ekleyebilirsiniz). Suyu çekince pişdiğine bakılıp altı kapatılır. Üzerine doğranmış maydanoz eklenerek servis yapılır. Afiyet Olsun...
Not: Barbunyaları haşladığınız esnada, rengi morumsu bir hal alıyor, endişelenmeyin, bu hal, yemeği pişirdiğinizde son bulacaktır. Barbunyayı sulu yada susuz sevdiğinize göre su oranını ayarlayabilirsiniz. 

26 Temmuz 2012 Perşembe

Fellah Köftesi (Domatesli Bulgur Köftesi)


              Arkadaşım Serpil'in bizlere yaptığı bu köfteler, şimdiye kadar yediklerimin en iyisiydi. Arkadaşım, oranı bol tutmuş. Bizler çoluk çocuk 13 kişiydik. Durum böyle olunca bolca yapmış. İyi de olmuş. Ben şimdi o oranda vereceğim. Sizler isterseniz, bu oranı kişi sayısına göre yarıya indirebilirsiniz.
             Bir uyarıda bulunmak istiyorum. Burada dikkat etmemiz gereken, köfteleri nohut büyüklüğünde tutmak, böylece daha lezzetli oluyor. Siz isterseniz, ortalarına küçük parmağınızla bastırarak bilindik şeklini verebilirsiniz. Oran çok olunca bu şekilde yapmayı tercih etmiş Serpil.

Fellah köftesi için malzemeler:
  • 3 su bardağı kısırlık bulgur
  • 3,5 su bardağı ılık su
  • 1 su bardağı irmik
  • 1/2 su bardağı un
  • 1 yumurta
  • 1 çorba kaşığı biber salçası
  • 1 çorba kaşığı tuz (dolu olmasın)
  • 1/2 çay kaşığı karabiber
  • Sosu için: 5-6 adet domates (büyüklüğüne göre)
  • 5-6 diş sarımsak
  • Üzeri için maydanoz.

Yapılışı:
  1. Öncelikle ılık suyumuzu bulgurun üzerine döküp şöyle bir karıştırarak, ağzını kapatıyoruz ki bulgurumuz kısırda olduğu gibi kabarsın.
  2. Bulgur kabarınca, irmik, un, yumurta, salça, karabiber ekliyoruz, yoğurmaya başlıyoruz.
  3. Tuzunu en son katıyoruz ki (salçanın da tuzu olabiliyor) tadına bakabilirsiniz.
  4. Köftemizi yoğururken, suyu az gelirse, elimizle biraz ılık su alıp bulgurun üzerine sepeliyoruz ve yoğurmaya devam ediyoruz. (dikkat edin fazla kaçmasın, yoksa bulgur fazla sulu bir hal alabilir. eğer böyle bir durumla karşılaşırsanız, biraz da un ilavesi yapabilirsiniz)
  5. Köftelerimize nohut yada nohuttan az büyük yuvarlak misket şekli veriyoruz. İsterseniz, ortasını bastırarak da şekil verebilirsiniz.
  6. Domatesleri rendeliyoruz. Bir tencereye biraz sıvıyağ, biraz tuz, rendelediğimiz sarımsakları da ekliyoruz, pişmeye bırakıyoruz. Fakat burada da dikkat edilmesi gereken husus, domateslerin pembeliğinin gitmeden ocaktan alınması. Yoksa istediğimiz şey, menemenlik gibi yapmak değil.
  7. Bir genişçe tencereye su koyuyoruz. İçine biraz tuz atıyoruz, kaynayınca içine köfteleri atıyoruz. (biz bu oranda iki tenceye aldık) Ocağın altını yarıya indirip, pişmeye bırakıyoruz. Pişip pişmediğini anlamanın en iyi yolu, bir tane alıp içini keserek (hatta yiyerek) bakmak. Fazla pişirip de suyuna bulgurların karışmamasını sağlıyoruz. 
  8. Pişen köfteleri, bir süzgece alıyoruz. Suyunu 2 dakika süzdürüp, servis tabağına alıyoruz. Pişirdiğimiz domates sosunu üzerine döküyoruz. En üstüne, ince kıyılmış maydanoz serpip sıcak servis yapıyoruz. Afiyet Olsun...

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Bitter Çikolatalı Puding


              Büyük kızım İzgisu Kuran kursuna gidiyor ramazanda. Hem Kuran- ı okumayı öğreniyor, hem de dini bilgiler öğreniyor. Benim için sabah götür, öğlen getir biraz zor olsa da bunu aşıyoruz. Ben de üçüncü sınıfa geçtiğim yaz tatilinde gitmiştim ilk kez. Hazır kursa yazılan arkadaşları da varken onun için de iyi oldu. Tabi durum böyle olunca, kızımın istediği tatlıları yapmak bana farz oldu.
              Her zaman kolayca yapılabilecek bir tatlıdır puding. Ben hazır olanları sevmiyorum ve kendim yapıyorum. Bu ölçülerde siz de kolayca yapabilirsiniz. Çikolatalı olanlar kızların gözdesi oluyor. Onlar çikolata krizlerini geçiriyor, ben de sütlü tatlı yedirmenin huzurunu yaşıyorum.
              Fotoğrafların biraz özensiz oldu farkındayım. Birkaç tane fotoyu zor yakaladım çünkü makinenin şarjı bitti. Neyse ki bunlar da kafi. Bu defalık böyle olsun. Denemeniz dileğiyle...
              Malzemeler:
  • 1 litre süt
  • 1 su bardağından bir parmak eksik şeker
  • 1yemek kaşığı nişasta
  • 1 yemek kaşığı pirinç unu
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1/2  yemek kaşığı kakao
  • 1/2 yemek kaşığı margarin
  • 1 küçük paket bitter çikolata (80 gram)
  • 1 paket vanilin

Yapılışı:
  1. Sütü derince bir tenceye aldıktan sonra içinden bir kepçe alıp, derince bir kasede pirinç unu,nişasta, un ve kakaoyu karıştırıp, soğuk süte ekliyorum.
  2. Şekeri de tencereye alıp şöyle bir karıştırıyorum.
  3. Ocağa alıp başından ayrılmadan karıştırıyorum. Kaynamaya başlayınca içine margarin ve bitter çikolatayı ekliyorum. (Çok koyu olmasın, soğuyunca da koyulaşacaktır)
  4. Kıvamı gelince altını kapatıp, vanilini katıp karıştırıyorum.
  5. Servis kaselerine alıyorum. Sıcaklığı geçince, buzdolabına kaldırıyorum, 3 saat kadar dolapta soğutuyorum. Servis ederken isterseniz benim gibi fındık yada başka malzemeler de kullanabilirsiniz. Afiyet Olsun...

24 Temmuz 2012 Salı

Bir Ameliyat, Gençlik Parkı ve Bir Dost Sofrası...



Yine uzun zamandır yayınlanmayı bekleyen kareler gelsin. Bu sefer biraz benim ufaklıklara yer vereyim. Küçük bir albüm oluşsun bloğumda.
Kızım gözyaşı kanalı ameliyatına girmeden önce.
Ablası ile birlikte :

Ameliyathaneye alınmadan önceki resmi:
Yatağımıza geçtikten sonra:

Şimdi de biraz gezmelerimize bakalım. Gençlik Parkı'ndan görüntüler:
Bengisu yiğenim Halil ile birlikte atlıkarıncaya biniyor. Ama istemediği bir arabaya bindiği için somurtuyor.


Bu sefer kendisi biniyor bir ata. Ama bu defaki bayağı büyük bir at.
Aşağıda  karbuz yiyorlar.  Hakikaten  yedikleri şey buz.
Muhteşem üçlü, balona biniyorlar...

Bu görüntü de gençlik parkından son kare.

Bu kadar gezme görüntüsü yeter. Bu bloğun bir yemek bloğu olduğunu unutmayıp,  arkadaşım Serpil'in bizim için hazırladığı çay sofrasıyla son veriyorum. Arkadaşım bizlere, paşaböreği, ıslak kek, fındıklı irmik tatlısı ve fellah köftesi ve zeytinyağlı biber dolma  yapmış. Hepsi de çok nefisti. Eline sağlık Serpilciğim.
Bu sofradan en sonda görünen fellah köftesi tarifini Serpil 'in yaptığı şekliyle sizlerle paylaşacağım. Bizler şahsen yemelere doyamadık.

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Fındıklı Gül Tatlısı


               Ne kadar güzeller öyle değil mi? Gıda boyasına karşı önyargım ve çekincem, bu tarifle birlikte son buldu. Sofrayı renklendirdi, kızların gözbebeği oldu. İftar sofralarınızı bu güllerle renklendirmek isterseniz, buyurun tarife... Bence denemeye değer...

Malzemeler:
  •  125 gram tereyağ (oda sıcaklığında)
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 çay bardağı süt
  • 1 yumurta
  • 1/2 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilin
  • 2 kaşık irmik
  • 1 kaşık sirke
  • 2 kaşık çok ince çekilmiş fındık
  • aldığı kadar un

Şerbeti İçin:
  • 4 su bardağı şeker
  • 4 su bardağı su
  • 1/2 limon
  • Renklendirmek için: 1/2 çay kaşığı kırmızı gıda boyası






Yapılışı:
  1. Tereyağını derince kaseye alıyoruz. İçine diğer malzemeleri katıp iyice karıştırıyoruz. Unu eleyerek azar azar ekliyoruz. Kulak memesi sertliğinde bir hamur yoğuruyoruz.
  2. Hamura gıda boyasını katıyoruz iyice her yerine almasını sağlayarak tekrar yoğuruyoruz. (bu esnada isterseniz, hamurdan bir parça koparıp içine yeşil gıda boyası ile yaprak yapmak üzere ayırabilirsiniz)
  3. Şerbetimizi hazırlamaya başlayabiliriz. Şeker ve suyu bir tencereye alıyoruz. Şekeri erittikten sonra kaynamaya bırakıyoruz. Yeterince kaynayınca, bir kaşığı şerbete daldırıyoruz. En son akan damla biraz geç akarsa şerbet olmuş demektir. Limonu sıkıp, 1 dakika sonra altını kapatabiliriz. (Dikkat edin şerbet macun kıvamına gelmesin)
  4. Hamurdan büyükçe bezeler yapıp, her tarafı eşit olacak şekilde açıyoruz. 1/2 santim kalınlığında kadar anca olacak. İsterseniz bu aşamayı bir iki tane deneyerek yeterli kalınlığı bulabilirsiniz.
  5. Hamuru küçük çay bardağı ile kesiyoruz. 4 tanesini üst üste koyuyoruz. En üstünden başlayarak yuvarlıyoruz ve ortasından kesiyoruz.
  6. Tepsiye diziyoruz. Fırında 180 derecede pişiriyoruz.
  7.  Tepsiden çıkartılan tatlılar ve şerbet ılıkken şerbetini döküyoruz. Yani her ikisi de ılık olacak. Şerbetini alana kadar dinlendiriyoruz. Afiyet Olsun...
Ben bu tarifimi Porselen Demlik 'in düzenlediği Ramazan Bereketleri etkinliğine ev sahipliği yapan Gelibolu17'ye gönderiyorum. Bol katılımlar arkadaşım, kolay gelsin...