..

15 Nisan 2012 Pazar

Kavala Kurabiyesi


                           Kavala Kurabiyesi,  arkadaş günümüzde Hicran'a giderken yapıp götürdüğüm bir kurabiye idi. Acele ile yapılıp resimlendi. Yiyenler tarafından tam not alınca, sizlerin karşısına çıkmak için sebebi oldu.
                          Evde badem yoktu ben fındık ile yaptım. Yerken un helvası yiyormuş gibi hissediyorsunuz.Kurabiye biraz sert gibi görünse de yerken ağızda dağılan cinsten.  Değişik bir kurabiye tarifi arayanlara şiddetle önerilir. 

                         Tarifin orijinali burada. Ben iki ölçü kullandım. Biraz da eve kaldı.

Bu tarifimi her zamanki gibi Porselen Demlik Çay Saati etkinliği için PaSaSofraM' a ve Çay Kahve Bahane Etkinliği için Pastaeli'ye gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşlar...

Malzemeler: 1su bardağı un, 4 çorba kaşığı pudra şekeri, 1/2 su bardağı iri kırılmış fındık, 3 çorba kaşığı tereyağ ( 60 gram ), 1 çay kaşığı kabartma tozu, 1 yumurtanın beyazı, 2-3 damla vanilin aroması, 2 kaşık sıvıyağ, (gerekirse çok az daha un ilavesi olabilir)
Yapılışı:
   1.  Un, derince bir teflonda hafif kızarıncaya kadar kavrulur. Başka bir tavada fındıklar hafifçe kavrulur. Fındıklar robatta irice çekilir.
  1. İkisi de bir kaseye alınır, üzerine diğer malzemeler eklenir. Uzunca bir süre yoğrulur.
  2. Hamur çok ince olmayacak şekilde açılır ve istenilen kalıpla kesilerek yağlı kağıt serdiğimiz tepsiye alınır.
  3. Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede pişirilir. Soğuyunca pudra şekeri serpilip servis yapılır. Afiyet Olsun...

14 Nisan 2012 Cumartesi

Salatalı Günler ve Bir Armutun Hikayesi

                       Güzel ve taze ıspanaklara bayılıyorum. Böyle bebek ıspanaklar bulunca da pişirmek hiç işime gelmiyor. Hemencecik bir salata çıkartıyorum ortaya. Armutlu salata da böyle bir zamanda çıktı işte. Daha önce bahsettiğim gibi öğle yemeklerimde yediğim salatalardan biri, armutlu salata. Fazla karışık malzemeler içermiyor.Tazecik ıspanaklar, domates, Deveci Armutu (kesinlikle bu armuttan yapmalısınız, çünkü tadı ve sertliği salataya çok yakışıyor), balsamik sos ve fındık.
                     Fındığın, bir salataya, bu kadar yakışacağı aklıma gelmezdi. Bundan sonra, cevizden öncelikli tercihim olacak kesinlikle. Bu malzemelerle ve balsamik sosla bir yeyin, beğenmezseniz kendi salatanızı oluştun.Gerçekten denemeye değer. 
                                                                                            Resim buradan alınmıştır.
           Deveci Armutu demişken, biraz bundan söz etmek istiyorum sizlere. Eminim pek çoğunuz biliyordur ama ben de söylemeden edemiyeceğim. Söz konusu kişi Lütfi Deveci. Şu an bildiğim kadarıyla Alaçatı'nda oturan eski bir çınar. Kendisini, Türkiye tarımına adamış bir kişi. Bakın bu armutu bizlere nasıl kazandırmış. Kendi ağzıyla dinleyelim:                                                                   

          Deveci Armudunun Hikayesi:
1960 yılıydı. Ava meraklı bir insandım. Bir gün av dönüşü, yoldaki hayvan izine düşmüş armut dikkatimi çekti. Normalde o mevsime kadar, bu meyve yaşamaz. Bu sebeple, o tek meyve çok dikkatimi çekti ve çevrede araştırarak, armudun ağacını buldum. Ağaçtan aşı kalemleri aldım ve daha sonra bunları İtalyan ve Fransız armutları ile evlendirdim. Yaklaşık üç yıl sonra bu evlilikten, ağırlığı bir buçuk kiloyu bulan armutlar ortaya çıktı. Onlara Deveci armudu adını verdim.”
           Hayatı da bir o kadar ilginç olan bu kişiye ne kadar teşekkür ediyorum her armut yediğimde, bir bilseniz. Bir armut düşünün ki, hem sert olsun, hem sulu, bir o kadar da büyük ve dayanıklı. Ben bu aralar DeveciArmuduna takmış durumdayım. Bir bakıyorsunuz tart yapıyorum, bir salata. Hepsine de çok yakışıyor. Lütfi Deveci'ye şükranlarımı sunuyorum ve teşekkürler ediyorum en içten dileklerimle.      

  Şimdi gelelim Salatamızın tam ölçülerine: 1/2 demet bebek ıspanak,1/2 domates (kabukları soyulmuş ve küp küp doğranmış), 1/2 armut(büyüklüğüne göre), 2 yemek kaşığı balsamik sos( ben bol soslu seviyorum siz isterseniz az tutabilirsiniz), 1 kaşık zeytinyağı, 2 yemek kaşığı irice kırılmış fındık, biraz tuz.
 Yapılışı: Ispanaklar her zamanki gibi yıkanıp elimizle doğranır. Kabukları soyulmuş armutu istediğimiz büyüklükte doğrarız, hazırlanmış domatesi ile birlikte ıspanaklara ekleriz. Zeytinyağı, balsamik sos ve tuzu ekleyip üzerine gezdiririz. En son üzerine fındık koyarak afiyetle yeriz.          

11 Nisan 2012 Çarşamba

Patatesli Çiçek Ekmek

                 Ekmek, o ilahi tad. Un, su, tuz, maya işte bu kadarı yeter açıkmış bir karnı doyurmaya. Öyle mi sizce de? Bir de emek vermek gerek o ekmeği elde etmek için. Mayalamak, yoğurmak, pişirmek. En güzel sofraların bile ihtiyacıdır ekmek.
                Her yörenin kendine has bir ekmeği olduğu gibi, her insanın sevdiği bir ekmek çeşidi oluveriyor. Örneğin benim kızlarımın birisi ekmeğin içini yerken, diğeri çıtır kabuklarını seviyor ve kabukları çıtır olmayan ekmeleri yemiyor.

               Bizim oralarda ekmek, köy fırınlarında yapılır. Yuvarlak kocaman, kalın kabuklu ekmeklerdir bunlar. Aynı zamanda ekşi maya ile yapılırlar.
               Çerkeşlilerin ise pek çok ekmek çeşidi var. Bunlardan bazıları; cıvık çörek, el ekmeği, bazlama, simit çörek, yufka ekmek gibi... 
                Her yöre ayrı yapsa da sıcak fırından çıkmış taze ekmeğe karşı koymak imkansız bence. Hele bir de tereyağ koyarak yenilir ki ... Uzmanlara göre ekmeğin fırından çıktıktan 6 saat sonra yenilmesi gerekiyormuş. Bunu da belirteyim de tercih yine de size ait olsun...
   
                Gelelim Patatesli Ekmeğimizin Tarifine. Ben bu tarifi Oktay Usta'dan aldım. Hemen hemen aynısını uyguladım.  Hamur konusunda bir sorun yok yalnız bir dahaki sefere patatesi hamuru yoğururken katmayı düşünüyorum. Bu şekilde ortasından çıkan patatesler görsel açıdan iyi olsa da az tutmakta yarar var bence.

  Malzemeler: 4 su bardağı un, 1 paket instant maya, 1 su bardağı süt, 1 çay bardağı sıvıyağ, 1 yumurta akı( sarısı üzerine), 2 çorba kaşığı yoğurt, 1 çorba kaşığı toz şeker,  1 tatlı kaşığı tuz.

İç Harcı: 2 haşlanmış patates, 50 gram kadar beyaz peynir, bir tutam maydanoz
Üzeri için: Ayrılmış olan yumurta sarısı ve haşhaş, çörekotu, susam.




Yapılışı:
  1. Kuru malzemeleri bir kapta karıştırıyoruz. Ayrı bir kapta sıvıları çırpma teli ile çırpıyoruz.
  2. Unu ekleyerek yoğurmaya başlıyoruz. (Bu aşamayı elimizle yapıyoruz)
  3. İç harcı için malzemeleri hazırlıyoruz.(Patetesler ve peynir ezilir, maydanoz ince ince doğranır, biraz tuz ve karabiber eklenir)
  4. Hamuru 8 bezeye bölüyoruz. Her birini elimizle biraz açtıktan sonra ortasına iç harcımızdan biraz koyup yuvarlıyoruz.
  5. 24 cm kelepçeli kalıbı yağlayıp önce ortasına sonra kenarlarına hamurlarımızı dizmeye başlıyoruz.
  6. Bir kenara alıyoruz 1 saat mayalanmasını bekliyoruz. İyice kabarınca üzerine yumurta sarısı sürüp her bir parçasına ayrı bir malzemeyle süslüyoruz.
  7. 200 dereceye atıp önce kabarmasını 15-20 dakika sonra biraz daha azaltıp içini alarak pişmesini sağlıyoruz. Afiyet Olsun...
Ben bu tarifimi her zamanki gibi Çay Kahve Bahane Etkinliği ev sahibesi Marifetane 'ye  ve Porselen Demlik Çay Saati Etkinliği'nin ev sahibesi PaSaSofraM 'a gönderiyorum. Bol katılımlar arkadaşlar...

10 Nisan 2012 Salı

Etli Pazı Sarması


                  Pazı sarması, sanıldığının aksine çok kolay ve çok lezzetli bir yemek bence. Hatta tam anlamıyla bir ana yemek. En güzel davet sofralarınızda yer verdiğinize asla pişman etmez sizi.


                   Vereceğim ölçülerde ve malzemelerle tam da istenilen tadda oluyor inanın. Bir de küçük bir hatırlatma yapmamda yarar görüyorum o da her yemekte olduğu gibi kullandığımız malzemelere gösterdiğimiz özen olacaktır. Burdaki "özen" kelimesinden kastım etin yani kıymanın iyi bir etten oluşmuş olmasıdır. Lezzeti iyi olan bir kıyma kesinlikle pazı ile birleşince tam bir lezzet şöleni oluşacak ve sizin de sofranızın kıymetlileri arasında yerini alacaktır.


Malzemeler: 300 gram orta yağlı dana kıyma, 1 su bardağı pirinç, 1/2 demet kadar dereotu, tepeleme 1 çay kaşığı kişniş, 1 çay kaşığı tatlı kırmızı toz biber, 1/2 çay kaşığı toz karabiber, 1 yemek kaşığı domates salçası, 3 adet taze soğan, 1-1,5 demet kadar pazı( demetin büyüklüğüne göre)


Yapılışı:
  1. Öncelikle pirinçleri yıkayıp, ılık su koyduğumuz bir kaba alırız. Bu arada  yaygın bir tencereye biraz tuz ve çokça su koyarak kaynamaya alırız. (Tuzunu eklerken itinalı davranalım çünkü bu suyu pazının üzerine ekleyeceğimiz su olarak tekrar kullanıyoruz)
  2. Pazıları yıkayıp sap kısımlarını kestikten sonra kaynamış olan tenceremize 2'şer, 3'er (tencerenin büyüklüğüne göre) alt üst ederek haşlarız. Bu esnada dikkat edilmesi gereken husus pazıların çok fazla haşlanmaması. Tabiri caizse bir daldırıp çıkarmak yeterli olacaktır. Bu işlem bitene kadar tencerenin başından ayrılmamakta yarar var. Çıkardığımız pazıları bir süzgece alırız.
  3. Pirinci süzdürüp içine yukardaki gibi malzemeleri hazırlarız. Biraz da tuz ilavesi ile iç harcımız hazırlanmış olur.
  4. Pazıları uzunlamasına sererek sap taraflarını kendimize doğru getiririz ve damarlı tarafının iç tarafta olmasına dikkat ederiz. En uç kısmana hazırladığımız harçtan koyarak sarmaya başlarız. Sararken dikkat edilecek husus kenarlarını içe doğru almak olacaktır.
  5. Uygun bir tencerenin dibine, pazıların saplarını koyarız. Sardığımız pazıları bu sapların üzerine, yatay şekilde, sıkıca dizmeye başlarız. Sarma işlemi bittiğinde ise, tencerenin üzerine 2-3 kaşık kadar sıvıyağı gezdirerek ekleriz.
  6. En sonuncu işlem ise, pazıları haşladığımız suya salça eklemek ve  (haşlarken tuz da eklediğimiz için tuz ilavesi yapmıyoruz)  pazıların üzerini hafifçe geçecek kadar hazırladığımız sudan koymak oluyor. Önce yüksek ateşte, sonra ise kısık ateşte pirinçler yumuşayana kadar pişirip, yemeğimizi hazırlamış oluyoruz. Afiyet Olsun...


               
                  

8 Nisan 2012 Pazar

Çağlalı Salata (Bahar Salatası)

             
                   Merhabalar Sevgili Dostlarım, nasılsınız bakayım?  Malum önü gelen yaz. Ben de bu aralar kendi çapımda kilo verme ve incelme derdine düşmüş durumdayım. Akşamları ekmek yok artık, yemekler azar azar koyuluyor, çok uzun olmasada yürüyüş ve biraz da spor, metabolizmayı hızlandıran çaylar, bol su içimine daha bir dikkat ediliyor falan... Yukardaki resimdeki ise,  benim, öğlen yediğim yegane yemek.

                Gerçi bu salatayı yaptığım 20 gün falan olsa da buna benzer salatalarla geçiştiriyorum öğle yemeğimi. Sırada bekleyen daha ne salatalar var bende. Çağla zamanı geçmeden bunu paylaşmak istedim sizlerle.
                Biraz internette araştırma yapınca, anladım ki çağlayı salataya ekleyen ilk kişi ben değilmişim. Bilmediğim bir başka şey ise çağlanın yararları idi. Annemlerin evlerinin önünde evin boyundan büyük 3 tane badem ağacı vardı. Biz minicikken başlardık yemeye, badem oluncaya kadar sürdürürdük bunu. O günlerden gelen bir alışkanlık mıdır nedir çağla bende baharı çağrıştıran bir meyvedir. İşte bu yüzden " Bahar Salatası " dedim adına.
              Yararlarına gelince;    * Yüksek dozda C, E vitaminleri ve selenyum içeriyormuş.
                                                        *Bağışıklık sistemini güçlendirerek, hem kanserden koruyormuş, hem de kanser tedavisinde kullanılıyormuş. 
                Velhasıl çağla zamanı, her gün bir avuç çağla yemek bağışıklığı güçlendiriyormuş arkadaşlar.
                      
              İçine katılacak şeyler size kalmış aslında. Yine de sen neler kattın derseniz:

Malzemeler: 1 küçük boy icebergin yarısı, 1-2 silor salatalık, 5-6 tane çağla, biraz mor lahana, 1 küçük boy haşlanmış patates, 1 kaşık nar ekşisi, 2 kaşık erik ekşisi sosu, isteğe göre birkaşık kadar antep fıstığı.

Not: Salatayı yapmaya başlamadan önce,çağlaları yıkayıp üzerine hafif tuz ekip elimizle hafifçe ovamakta yarar var. Böylece çağlayı salataya eklemeye hazır hale getirmiş oluyoruz.

Yapılışı:
Icebergi doğra, mor lahanayı ince ince doğra, çağlaları ince ince doğra patatesi ve salatalığı doğra, en son üzerine nar ekşisi ve erik sosunu ekle. İstersen biraz tuz ilavesi yap, istersen 1 kaşık da zeytinyağı ekle. Afiyetle ye

6 Nisan 2012 Cuma

Kafes Poğaça


                         Hindistan'da bir adam efendisine hizmet edermiş. Su kuyusu uzaklarda olduğu için her gün ona su taşırmış. Fakat su taşırken boynuna astığı kovalardan biri çatlakmış. Her seferinde, gelinceye kadar, bu kovanın suyunun yarısı akmış olurmuş.
                        Bu durumdan çok utanan çatlak kova, sucuya demişki:
 -Ne kadar utanıyorum bir bilsen? Sen, her seferinde bu kadar çaba sarfediyorsun efendine su taşımak için, fakat ben senin emeklerini zayi ediyorum. Gelinceye kadar suyum yarıya iniyor.
                       Bunun üzerine sucu ise:  "- Sen yolun kenarındaki çiçekleri görüyor musun? " demiş.
Çatlak kova çiçekleri görmüş görmesine ama, onun çiçeklerleri düşünecek hali yokmuş. Başlamış yine üzülmeye.
Sucu: "-Bak, ben senin eksikliğinden faydalandım. Kuyudan dönerken yolun seni taşıdığım tarafına çiçekler ektim. Sen ise her su taşıyışımda, onları suladın. Böylece  her gün efendimin sofrasına sunacağım taze çiçekleri verdin bana. Senin bu eksikliğin olmasıydı ben bunu yapamazdım. " demiş.

                      Hayırlı günler sevgili dostlarım.Uzunca bir aradan sonra yeniden sizlerle buluşmak için burdayım işte. " Bu hikayedeki gibi eksikliklerimizi, içinde bulunduğumuz şartları, hayatın bize kazandırdıklarını hatta kazandırmadıklarını fırsata dönüşterebilecek imkanımız her zaman var.Yeter ki bunu görebilelim. "Siz ne dersiniz?
                 


                                Baharın kendini iyiden iyiye gösterdiği bu güzel günlerde, insanın içine yeni umutlar yeni hedefler yerleşiveriyor arsızca. Kendimce planlar yapıyorum. Eminim sizlerde de vardır benim gibi kıpırtılar. Baharı severim ben. Sanki bütün bir kış boyunca uyuyan tabiat,  baharla birlikte uyanmaya başlar. Ağaçların dalları tomurcuklanmaya, kırlar yeşillenmeye, aceleci çiğdemler açmaya başlar.  
                                 Öyle bir ruh haliyle yapılan bir poğaçaydı kafes poğaça. Bu aralar yeni poğaça çeşitleri denemeye verdim kendimi. Sadece bir tane ile yetinsem de belki sizlerin işine yarar. Aynı hamurdan farklı şekillerde yaptığınız hamurişiniz için bir alternatif sadece. Deneyin böylesini beğeneceksiniz. Garantisi benden...


 Malzemeler:
 1 bardak ılık su, 1 bardak ılık süt, 1,5 kaşık şeker, 1 kaşık tuz, 1/2 paket yaşmaya, 1 tatlı kaşığı( silme ) instant maya, 1 bardak kadar sıvıyağ.

İçi İçin: Lor peyniri.



Yapılışı:
  1. Su, süt ve sıvıyağı derince bir kasede birleştiriyoruz. İçine yaş mayayı, tuzu ve şekeri katıp iyice karıştırıyoruz. Bir kaseye un koyup içine instant mayayı katıyoruz ve bu karışımı da kaseye ekliyoruz. Aldığı kadar azar azar un ekleyerek kulak memesi kıvamında bir hamur yoğuruyoruz.
  2. Hamurdan ceviz büyüklüğünde bezeler alarak yuvarlıyoruz. Merdane yardımıyla biraz açıyoruz. Bir köşesine lor peynirinden koyuyoruz. Diğer kenarına ortaya doğru çizikler atıyoruz. Şekildeki gibi. 
  3. Lor peynirli tarafından başlayıp uca doğru sarıyoruz. En uç tarafını altına getiriyoruz. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye alıp yarım saat kadar tepside mayalandırıyoruz. Üzerine yumurta sarısı sürüp 200 dereceli fırında pişiriyoruz.



   Porselen Demlik Çay Saati etkinliğinin son günlerini yaşayan arkadaşım Gelibolu17'e  ve tabiki Çay Kahve Bahane etkinliği yeni ev sahibesi Marifetane'ye gönderiyorum.Kolaylıklar diliyorum arkadaşlara...

5 Nisan 2012 Perşembe

Hediyemiz Sahibine Doğru Yola Çıkıyor...

                            Nevresim takımı hediye çekilişimizin şanslısı bildiğiniz gibi Bir Naz Masalı olmuştu. Bugün itibariyle iletişim bilgilerini aldım ve kargoya verilmek üzere yola çıktı. Umarım en kısa zamanda kendisine ulaşır. İyi günlerde kullansın arkadaşımız.
                            Beni takipte kalın dostlarım yeni hediye çekilişlerimiz de olacak. Güzel ve şanslı günler sizlerle olsun...

3 Nisan 2012 Salı

ÇEKİLİŞ SONUCU

ÇEKİLİŞ SONUCUMUZ BELLİ OLDU. ÇEKİLİŞLE NEVRESİM TAKIMINI KAZANAN ŞANSLI ARKADAŞIMIZ 135 NOLU KİŞİ BİR NAZ MASALI OLDU.


KENDİSİNİ TEBRİK EDİYORUM VE HEDİYESİNİ İYİ GÜNLERDE KULLANMASINI DİLİYORUM. ACELE ADRES BİLGİLERİNİ İSTİYORUM Kİ BİR AN ÖNCE ELİNE ULAŞTIRABİLEYİM. SAĞLICAKLA KALIN DOSTLARIM...

22 Mart 2012 Perşembe

Hediye Veriyorum.


                       Yukarıdaki nevresim takımını sizlerden birine hediye etmek istiyorum. Rengi ve deseni aynıdır. 28 diziye sponsor olan bir markadır.
                       Daha önce alıp denediğimden biliyorum ürünü. Memnun kalınca çekiliş hediyemi de nevresim takımı yapmaya karar verdim. İster çeyizine koyun, isterseniz kendiniz kullanın. Hem kullanışlı hem de herkesin işine yarayacak bir hediye olduğunu düşünüyorum.
                       Özellikleri:  Çift kişilik nevresim takımıdır. Sümaş Tekstil ürünüdür ve % 100 pamuktan üretilmiştir. Ayrıca çekme ve renk atma gibi durumlarla karşılaşılmaz.
                      
                      Çekiliş random.org ile yapılacaktır.
                      Türkiye içinden katılımlar kabul edilecektir. Kargo ücreti tarafımdan karşılanacaktır.
Çekilişe katılmak için yerine getirilecek şartlara gelince:

  1.    Bloğu olanlar bu bloğa izleyici olmalı ve bloklarında bu çekiliş duyurusunu paylaşmalı ayrıca bu postun altına  linkleriyle beraber yorum bıraksınlar ki onları bileyim.
  2. Bloğu olmayanlar face yada twitter 'de paylaşmalı linkleriyle beraber  bu posta  yorum bırakmalı.
  3. Bu çok önemlidir : Sosyal medyada paylaştığınız linki yorumunuzun altına yapıştırmalısınız.
  4. 03 Nisan günü kazanan açıklanacaktır. Kazanan arkadaşımız bana  2 gün içerisinde mail adresi bırakmalı. Aksi takdirde, tekrardan çekiliş yapmak zorunda kalacağım.
Çekiliş : Bugün itibariyle başlıyor ve bu ayın sonu bitsin istiyorum. Yani 23/03/2012 de başlayıp 03/04/2012  saat 24:00 'de bitecek 04/04/2012 günü duyurulacaktır. Şimdiden katılacak olan arkadaşlara bol şans diliyorum ve katılımlarınızı bekliyorum.

19 Mart 2012 Pazartesi

Şimdiye Kadar Yedik; Ama Artık Yemezler!

Tarifler, reçeteler, doğal hayat ipuçları falan konuşuyoruz ama sağlıklı yaşam konusunda aklımızı daha çok kurcalaması gereken konu GDO, yani “genetiği değiştirilmiş organizmalar”.

Gündemdeki bu konu hakkında aksiyon almamızı sağlamak isteyen Greenpeace de güzel bir kampanya başlatmış; Yemezler! “Yemezler” ile isteyenler sadece konuşmak yerine, bir imza vererek bu sorunun çözülmesine katkı sağlayabiliyor.

Siz de dilerseniz buradan imza atıp, hala vakit varken GDO’ların ülkemize girmesine engel olabilirsiniz.
www.yemezler.org/?ref=199664

Evet, sadece bir imza atıp kampanyayı paylaşarak et, süt ve diğer gıdalar şeklinde yavrularımızın, ailemizin tabağına koymak zorunda kalacağımız GDO’larla daha güçlü şekilde mücadele edebiliriz. 12 GDO zaten serbestmiş, kalanlarını durdurmak sizin elinizde.

Kampanyaya katılanlar, bir de rozet toplayıp tişört, bardak kazanabiliyor.

Bu arada, bu GDO nedir ne değildir. Tehlikesi neymiş diyenler aşağıdaki videoyu izleyip, paylaşabilir.

#yemezler

Bir bumads advertorial içeriğidir.

16 Mart 2012 Cuma

Çocuklar İçin Bıldırcın Yumurtası

                        
                            Hayırlı cumalar arkadaşlar. Cumanın bereketi hepinizin üzerine olsun inşallah. Bugün size tarif marif yok :) Kızlar için yaptığım resimler var.
                            Kuş yuvası diyorlar bunun adına benim ufaklıklar. Ne görüyorsanız o.

                   Bıldırcın yumurtasının yararını bilmeyeniniz yoktur. Ben kızlara yapıyorum çok seviyorlar. Ama tadı nasıldır diyorsanız onu ben de bilmiyorum :) Sizleri resimlerle başbaşa bırakıyorum sevgiler selamlar...


Aşağıda gördüğünüz şey ise daha önce bahsettiğim kemikli kelebek. Kızım çekti bu resmi. Çocukların kemikli yemeyi sevdiklerini göreceksiniz. Onlar "Ben iki tane yedim, Ben üç tane yedim " diye yarış yapadursunlar, siz eğer bulursanız mutlaka deneyin derim.

14 Mart 2012 Çarşamba

Sandal Sefası


              Günlerden bir gün, Elif'in dolabında üç  tane kabak varmış. Bu kabaklar unutulmuş mu desem, özellikle ayrılmış mı desem ne desem bilmem ama "Bugün bunlardan yemek yapmak lazım" demiş Elif.
              Acaba bunlarla ne yapabilirim diye düşünürken, "Bu kez farklı birşey olsun." deyip, Sandal Sefası yapmaya karar vermiş. Epeydir düşündüğü bir yemekmiş bu aslında ama yapmak bugüne nasipmiş. Elif her zamanki gibi taze nanenin çekiciliğine kapılıp " Onu da katmazsam olmaz" demiş. Böylece değişik, fresh bir tad çıkmış ortaya.
              Gökten üç elma düşmüş biri yiyenlere, biri yapana, biri de bu masalı okuyacaklara...

 
Malzemeler: 3 kabak, 150 gram kadar kıyma, 1 tane orta boy soğan, 1 tane kabukları soyulmuş domates, 2 su bardağı kadar rendelenmiş kaşar, 1/4 demet taze nane, üzeri için taze dereotu.


                                                                       YAPILIŞI:
                        
Kabaklar yıkanır, uzunlamasına ortadan ikiye kesilir. Ortası çıkarılır, kabukları ince ince çizgili tarafıyla soyulur.



Genişçe bir tencereye biraz tuz eklenerek kabaklar hafifçe haşlanır. Bu su dökülmez, sonra kullanılmak üzere kenara alınır.

Soğanlar ince ince doğranır, tavaya biraz sıvıyağ alınır, pembeleşince, üzerine kıymalar ve domates eklenir. Biraz tuz ilavesi ile bir iki kez karıştırıldıktan sonra alınır. Fazla kurumasa iyi olur.

Taze nane ince ince doğranır. Kabaklar bir tepsiye alınır. İçlerine taze nane konulur. Üzerine hazırladığımız kıymalı harç konulur. Tencerede haşladığımız suya biraz salça ilave edilerek tepsiye eklenir.

180 derecedeki fırında yumuşayıncaya kadar pişirilir. Pişince çıkarılıp üzerine kaşar eklenir ve tekrar fırının sıcaklığında erimesi sağlanır. Kaşarlar kurumadan çıkartılır. Üzerine dereotu serpilip servis yapılır.


Not: İsteğe göre içine peynir çeşitleri ile yapılabileceği gibi , isteğe göre de karnıyarık tenceresinde de yapılabilir. Zevkinize kalmış.





13 Mart 2012 Salı

Sodalı Börek


                    Bir börek ki hem kolay yapımı olsun, hem de suböreği tadı versin. Olur mu demeyin. Sodalı böreği deneyin. Pişman olmıyacaksınız.
                   Ben kıymalısını tercih ettim. Ama farklı peynirlerin birleşmesiyle, pekala peynirli de pek leziz olur kanımca.
                    Ben bu tarifi Porselen Demlik Çay Saati Etkinliği için    Gelibolu Mideden Kalbe'ye ve Çay Kahve Bahane Etkinliği İçin Çatlak Kafe 'ye gönderiyorum. İkisine de kolaylıklar diliyorum.



                  Malzemeler: 5 adet yufka, 1 şişe soda, 2 yumurta (birinin sarısı üzerine),100 gram kıyma,1 orta boy soğan, 1 kabukları soyulmuş küp doğranmış domates, tuz. 2 kaşık oda sıcaklığında tereyağ, 3 kaşık yoğurt.

Yapılışı:
  1. Öncelikle orta boy tepsiyi yağlamakla işe başlıyoruz. Ben katı yağ tercih ediyorum. Sonra soğanı küçük küpler halinde doğrayıp az yağda biraz kavuruyoruz. Kıymaları ve domatesleri ekleyip biraz tuz ile hafif kavuruyoruz.Dikkat edin kıymalar fazla kurumasın. Soğuması için bir kenara bırakıyoruz.
  2. Tereyağını derince bir kaseye alıp üzerine yumurta kırıyoruz. Birinin sarısını üzerine sürmek için ayırıyoruz. Beyazını ekliyoruz. Yoğurdu da ekleyip biraz çırpıyoruz. 
  3. Yağlanmış tepsinin en altına bir kat yufka koyuyoruz. Üzerini hazırladığımız tereyağlı yumurtalı karışımla yağlıyoruz, arasına kıymalı harçtan koyuyoruz. Bu işlemi son iki yufka kalana kadar devam ediyoruz.Dördüncü yufkayı yağladıktan sonra kıyma koymadan beşinci yufkayı koyuyoruz üzerine.
  4. En üst yufkanın kenarlarını düzeltiyoruz. Kareler halinde kesip üzerine sodayı eşit miktarda döküyoruz.
  5. 1 saat kadar dolapta dinlendirdikten sonra üzerine yumurtasını sürüp,  önceden ısıtılmış 200 dereceli fırında pişiriyoruz. Pişmesine yakın 150 ye indirip içini almasını sağlıyoruz.
Not: Böreğin çıtır olmasını istiyorsanız, piştikten sonra tersini çevirip biraz da o şekilde fırınlayabilirsiniz. Böylece alt kısmı da çıtırlıktan nasibini alacaktır ve bence daha da lezzetlenecektir. Tabi yine tercih sizin...

9 Mart 2012 Cuma

Gül Poğaça



                        Merhabalar... Her zamanki şekilde poğaça yapmaktan sıkıldınız mı? Buyurun o zaman gül poğaça yapmaya. Ben bu sefer ıspanaklı- peynirli tercih ettim. Ama zevk sizin... Denemeniz dileğiyle...


Ben bu tarifimi Gelibolu 17 Mideden Kalbe'ye gönderiyorum. Etkinliği Kolay gelsin...

Malzemeler:
1/2 yarım yaşmaya, 1/2 paket instant maya, 1 su bardağı sıvıyağ, 1,5 su bardağı ılık süt, 1 su bardağı ılık su, 3 tatlı kaşığı şeker, 3 tatlı kaşığı tuz, aldığı kadar un.
İç Harcı İçin: 1/2 demet doğranmış ıspanak,1 küçük soğan, 3 kaşık lor.

Yapılışı:

  1. Yaşmayayı bir kaseye alıyoruz, üzerine şekeri ve suyu ekleyip güzelce eritiyoruz. İnstant maya ve un hariç bütün malzemeyi yine aynı kapta karıştırıyoruz. Bir kase unun içine, instant mayayı katıyoruz.En son bu karışımı da kabımıza ekleyip yoğurmaya başlıyoruz.
  2. Yoğurdukça un eklemeye devam ediyoruz. Unu azar azar eklersek daha başarılı olur hamurumuz.Hamuru en son tezgaha atıp biraz da orada yoğurduktan sonra iç malzemelerini hazırlamaya başlıyoruz.
  3. Yıkanmış ıspanakları, ağzı kapalı bir tencerede güzelce kendi buharında yumuşamalarını sağlıyoruz. Bir tavaya soğan doğrayıp biraz sıvıyağ ile kavuruyoruz. En son ıspanakları ekleyip bir iki karıştırdıktan sonra altını kapatıyoruz. Soğumaya bırakıyoruz. Soğuyunca içine lor peyniri ekleyip isteğe göre baharatlandırıyoruz.
  4. Hamurdan cevizden küçük parçalar halinde bezeler alıyoruz. Yuvarlak olarak açıp içine yağlıyoruz. Dört yerden ortaya doğru kesikler atıyoruz. (Tamamen birleşmemesi gerekiyor) Ortasına hazırladığımız iç harcı koyup karşılıklı iki tarafından gül şekli veriyoruz. Daha sonra diğer iki tarafı birleştirip üzerini yumurtalıyoruz.
  5. 200 derecede kızarıncaya kadar pişiriyoruz. Afiyet Olsun...


8 Mart 2012 Perşembe

Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun...


                                                                                                                                                                   


Hoşgeldin kadınım
Kadınım hoşgeldin
Yorulmuşsundur
Nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını
Ne gül suyu ne gümüş leğenim var

Susamışsındır sevgilim
Buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
Acıkmışsındır
Sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam
Memleket gibi esir ve yoksuldur odam

Hoşgeldin kadınım, kadınım hoşgeldin
Hoşgeldin gülüm
Ayağını bastın odama
Kırk yıllık beton çayır çimen şimdi...
Kurban olduğum güldün
Güldün
Güller açıldı penceremin demirlerinde
Ağladın
Avuçlarıma döküldü inciler
Gönlüm gibi zengin
Hürriyet gibi aydınlık oldu odam
Hoşgeldin kadınım 



                                                                                                                                    Resim buradan alınmıştır.